Egemenlik refleksi test edildi

Abone Ol

Bu defa organize bir şekilde geldiler.

Hani denir ya; “Küfür tek millettir.”

Haçlı ruhu kanlı canlı bir şekilde karşımızda duruyor. Hilal ise en çok sırtından bıçaklanıyor.

İçinden geçtiğimiz süreç; sıra dışı ve tarihi yeniden yazacak türden.

İşte o nedenledir ki; ülke sathında saflar ikiye ayrıldığında, iki tarafta da hiç olmaz dediğiniz insanlar yan yana gelebiliyor. Cumhur İttifakının ana motivasyonu; bayrak ve milli çıkarlar uğruna yürütülen süreç. Millet İttifakını bir araya getirense; Erdoğan düşmanlığı. İşte bu kindarlık, en olmaması gereken zamanda bile “ulusalcıyım, milliyetçiyim” diyeni alıp ABD’nin yanına savurabiliyor. Feraset ve basiret hak getire.

NE YAŞANDI?

Gezi Olayları’nı organize etmekle suçlanan ve hakkındaki beş dosya konusunun yargı süreci devam eden Osman Kavala için kopartıldı tüm fırtına.

1-ABD’nin başını çektiği on ülke;Almanya, Fransa, Danimarka, Hollanda, İsveç, Finlandiya, Kanada, Norveç, Yeni Zelanda büyükelçileri Kavala’nın serbest bırakılması için ortak bildiri yayınladılar.

Bildiri Türkiye’nin iç işlerine müdahale anlamı taşıyordu. Türk yargısına talimat verme gayreti taşıyan bu yaklaşım ülkemizin egemenliğini hiçe sayıyor ve adeta büyükelçiler üzerinden milletimize sömürge muamelesi yapıyordu.

2-Cumhurbaşkanı Erdoğan bu yaklaşımı “kabul edilemez” olarak gördü ve çok sert cevap verdi. Büyükelçilerin “istenmeyen adam” ilan edilerek ülkelerine geri gönderilmesinin talimatını verdi.

3-Bunun üzerine önce ABD daha sonra da diğer ülkeler geri adım attılar ve Viyana Sözleşmesi’nin 41. Maddesi gereği Türkiye’nin iş içlerine karışmadıklarını söylediler.

Ve konu kapandı. Böylelikle Erdoğan’ın kurtlarla dansından bir sahne daha izlemiş olduk.

OLAYIN ÜÇ BOYUTU VAR

Erdoğan’ın başarısı; Kabul edelim çoğu kimse bu gelişmelerin bir aksiyonla son bulacağını düşünüyordu. Felaket senaryoları dilden dile dolaşıyordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu süreçte, Devlet Başkanı olarak yapması gerekeni yaptı. Çünkü egemenlik ve bağımsızlık söz konusu olduğunda bu millete korkaklık asla yakışmazdı. Lider onurlu bir duruş sergiledi, millet arkasında hazır olda bekledi.

ABD’nin başını çektiği Batı İttifakı bir kere daha milli reflekslerimizi test etti. Bugün “Kavala’yı bırak” diyen, ertesi gün Demirtaş’ı gözüne kestirirdi. Ardından “Suriye’den çekil” der, Doğu Akdeniz’den kovalar, bir de bakmışsınız bir avuç toprağa hapsolmuşsunuz. Dolayısiyle bu işler şakaya gelmez.

ABD, Türkiye’nin ciddi ve net tavrını gördü ve geri adım attı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise şerefli duruşuyla bir kere daha tarihe geçti.

Batının organize hali; Öyle anlaşılıyor ki büyükelçileri ABD organize etmiş. ABD’de de ise Biden yönlendirmeyi yapmış. Ortaya çıkan tablonun Türk Milleti’nde oluşturacağı atmosferi tahmin edememeleri hayli ilginç. Çünkü kolektif hafıza çok canlı. Topluca harekete geçmeleri belki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ürkütmek içindi ama tutmadı. Aksine toplumda 15 Temmuz ve İstiklal Mücadelesi duygusuna çağrışım yaptı.

Testi nasıl değerlendirirler bilmem ama kendilerini dünyaya rezil ettikleri çok açık.

Değişen dünya koşullarında, çeşitlenen güç merkezleri kapsamında artık daha fazla ahmaklık yapmazlarsa kendilerinin iyiliğine olur.

Muhalefetin acıklı hali; Batı İttifakı geri adım atmadan önce, Büyükelçilerin yargıya müdahalesine haklılık payı çıkaran Kılıçdaroğlu, Akşener, Karamollaoğlu, Buldan, Gül vs. çoğu AİHM’in kararına işaret etti. Oysa AİHM’in kararlarını uygulamayan Yunanistan için kimse ses çıkarmıyordu. Bu noktada ülkesinin yanında doğru bir duruş sergileyemeyen muhalif kanat topluca sınıfta kaldı. Erdoğan düşmanlığı milli meselelerde gündem olamaz. Duygular siyasete yön veriyorsa, orada devlet yönetimine talip olunamaz. Millet bu süreci gözlemledi ve Millet İttifakı ciddi anlamda puan kaybetti. “Edirne’yi Enver alacağına Bulgar alsın” anlayışı dün de yanlıştı bugün de yanlıştır.

Olaylar sonrasında medya veakademideki devşirmeler ve müstemleke sevdalılarının hali ise tam olarak ibretlikti. ABD’nin geri adım atmasına o denli sinirlendiler ki acıklı halleri sosyal medyada alay konusu oldu. “Küçükelçiler” lafını duyarsanız bu hikayeyi hatırlarsınız.