EKONOMİK RAHATLAMA OLMADAN SEÇİM KAZANMAK KOLAY DEĞİL

Abone Ol

Değerli dostlar, değerli okuyucular;

Türkiye bugün sadece siyasi değil, ciddi bir ekonomik psikoloji sınavından da geçmektedir. Sokakta konuşulan ilk mesele artık dış politika değil, maaşın yetip yetmediği, kiraların nereye gittiği, kredi kartı borçlarının nasıl kapanacağıdır. İnsanlar artık markete girerken hesap yapıyor, araç almaktan vazgeçiyor, ev alma hayalini erteliyor, çocuklarını özel okullardan alma noktasına geliyor. İşte siyasetin kaderini belirleyen de tam olarak bu ekonomik psikolojidir.

Bugün özellikle dar gelirli, emekli, memur, küçük esnaf ve orta direk ciddi bir sıkışmışlık hissediyor. Maliye politikalarının kayıt dışılığı önleme ve bütçeyi toparlama amacı anlaşılır olabilir ama sahadaki vatandaş bunu çoğu zaman “baskı” olarak hissediyor. Vergi denetimleri, krediye erişim zorluğu, piyasadaki nakit daralması ve yüksek faiz ortamı vatandaşın moralini bozuyor. Ekonomide güven kadar psikoloji de önemlidir. İnsan geleceğe umutla bakmıyorsa sandığa da öfkeyle gider.

Cumhur İttifakı’nın önünde hâlâ güçlü bir devlet tecrübesi, güvenlik politikalarında ciddi bir başarı algısı ve liderlik avantajı bulunmaktadır. Ancak ekonomik rahatlama olmadan bu avantajların sandığa tam anlamıyla yansıması kolay değildir. Vatandaş artık cebine dokunan çözüm görmek istiyor.

Bu nedenle önümüzdeki süreçte mutlaka kontrollü bir ekonomik rahatlama dönemine ihtiyaç vardır. Özellikle:

* düşük faizli konut kredileri,
* araç alımını kolaylaştıracak finansman modelleri,
* küçük esnafa nefes aldıracak destek paketleri,
* üreticiye ve piyasaya can verecek kredi imkanları
yeniden gündeme gelmelidir.

Özel eğitim alanında da ciddi bir sıkışma oluşmuştur. Birçok aile çocuklarını özel okulda tutmakta zorlanıyor. Oysa eğitim meselesi sadece ticaret değil, doğrudan ülkenin geleceğidir. Bu nedenle geçmişte uygulanan öğrenci başına devlet desteklerinin yeniden devreye alınması hem veliyi rahatlatır hem eğitim sektörünü nefes aldırır hem de binlerce öğretmenin iş güvencesine katkı sağlar.

Öte yandan muhalefet cephesinde yaşanan ayrışmalar, parti içi kavgalar, belediyeler üzerinden tartışılan yolsuzluk iddiaları, kamuoyunda tepki çeken ilişki ağları ve ideolojik parçalanmalar da siyasetin önemli başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Özellikle televizyon ekranlarında ve sosyal medyada bu tablo daha görünür hale gelirse muhalefetin kendi içinde ciddi bir güven problemi yaşaması kaçınılmaz olur.

Cumhur İttifakı açısından kritik mesele şudur:
Ekonomik rahatlama ile güvenlik ve devlet tecrübesi söylemini aynı anda topluma verebilmek. Eğer vatandaş hem cebinde bir nefes hisseder hem de karşı tarafta dağınık ve krizli bir görüntü görürse, siyasi dengeler yeniden iktidar lehine şekillenebilir.

Çünkü Türkiye’de seçimleri sadece ideolojik tartışmalar değil, aynı zamanda vatandaşın günlük hayatındaki umut duygusu belirler. İnsanlar yarına daha güvenle bakabildiği anda siyaset de yön değiştirir.

Değerli dostlar, son sözüm değişmez;
Allah vatana millete zeval vermesin.

Vesselam…