Ekonomistler ne işe yarar?

Abone Ol

Ülkemize karşı denenip başarılı olmayan tüm darbelerden sonra sıra ekonomik darbeye geldi!.. Tüm Batı/l; ülkemizi köşeye sıkıştırmak, itibarını sıfırlamak ve kendi çıkarları için tehlikeli gördükleri lideri devirip ülkemizi teslim almak için var gücüyle saldırıyor.

Başta büyük şeytan ABD olmak üzere Batı’dan gelen her saldırıyı anlayabiliyoruz, onlar fıtratının gereğini yapıyor. Güçlü, bağımsız bir Türkiye onların işlerine gelmiyor ve saldırdıkça saldırıyorlar.

Ancak bizim TV’lerde, gazetelerde boy gösteren bazı ekonomi uzmanlarına, iktisatçılara, işletmecilere, iş adamlarına, muhalif geçinen siyasilere bakıyorum da acaba bunlar da dışarıdaki düşmanların içerideki moral çökertme timi mi diye düşünmeden edemiyorum. “Dolar şu eşiği aşarsa bittik, euro şu seviyeye ulaşırsa tükendik, döviz şu sınırı geçtiğinde ülke diye bir şey kalmaz.” diye sürekli moral bozucu, direnç kırıcı, direniş baltalayıcı açıklamaları dinledikçe insanın ülkeye, devlete ve millete karşı güveni sarsılıyor.

Fıkra bu ya,

Adam basit bir hastalık olduğunu düşündüğü bir rahatsızlık için doktora gitmiş ve birden çok ağır hasta olduğunu, hastalığının tedavisi olmadığını ve sadece altı ay ömrü kaldığını öğrenivermiş. Doktora yapabileceği bir şey olup olmadığını sormuş. Doktor da ekonomist genç bir bayan bulup onunla evlenmesini söylemiş.  Adam heyecanla bunun ömrümü uzatıp uzatmayacağını sormuş. Doktor ise uzatmayacağını ama iktisatçının o kadar can sıkıcı olacağını ve bunun sonucunda sanki daha uzun yaşamış gibi hissedeceğini söylemiş.

TV’lerdeki uzmanların ekseriyeti de bize böyle hissettiriyor.

Yine fıkra bu ya,

İki tane bankacı parkta yürüyormuş. Birisi yaşlı bir kurt, diğeri ise yeni bankacı… Yaşlı bankacı ekonominin sırlarını öğretmek için genç olana nasihat veriyormuş. “Bak evlat ekonomide önüne hangi fırsat çıkarsa çıksın bunu değerlendirmen gerekir. Mesela önümüzde bir hayvan dışkısı var. Sana bir milyar versem onu yer misin?” der. Genç bankacı, “Gerçekten mi efendim? Tamam, neden olmasın?” der ve dediğini de yapar. Sonra tekrar yürümeye devam ederler. Karşılarına bir tane daha çıkar. Yaşlı bankacı, “Bak şimdi evlat, misal bana da bir milyar versen ben de bunu yerim.” der. Genç bankacı, “Tamam o zaman efendim, yediğiniz takdirde ben de size bir milyar vereceğim.”  der. Gerçekten de yaşlı da dediğini yapar ve genç olan bir milyarı kendine uzatır. Daha sonra yürümeye devam ederler. Genç bankacı, “Sizden bir milyar aldım ben yedim. Verdiğiniz parayı alıp siz de yediniz. İkimiz de kârlı çıkmadık, biz bu b.ku niye yedik?” der. Yaşlı bankacı, “Öyle deme evlat, iki milyarlık işlem hacmi oluşturduk.”der.

Şimdi dolar, euro, dövizle işi olmadığı hâlde sürekli bunlarla yatıp kalkan, bunlarla üzülüp sevinenleri görünce herhâlde işlem hacmiyle övünüyorlar diye düşünüyorum.

Sonra ekonomistlerden ziyade gerçek hayata, sade vatandaşlarımıza dönüyorum. Ülkemiz için karısının bileziklerini satan vatandaşı, mutfak harcamalarından kıstığı üç beş doları bozduran teyzeyi, ülkemiz için tüm birikimini TL’ye çeviren Kuveytli, Lübnanlı, Katarlı, Somalili, Etiyopyalı vatandaşları görünce rahatlayıp bu millete de devlete de sonsuz bir güven duyuyorum. Ehl-i küffar ne kadar güçlü olursa olsun sırtını Hakk’a dayayan bu millete ve ona umut bağlayan bu ümmete Rabbim mutlaka yardım eder ve zaferi nasip eder diyorum.

La galibe İllallah!..