En kötü A’raf: Âdem ile adem arasında…

Abone Ol

Elbette başlığın götüreceği çok derin ve künhüne varılması zor kavramsal ve felsefi boyutlara gitmeye ne bu satırları yazanın ne de bu yazının hacminin ulaşması mümkün değildir…

Fakat bütün dünyanın çok zor günlerden geçtiği bir dönemde iyilerin ve süreçle mücadele edenlerin yanında yer almak varken adeta onlara karşı cephe açmış olanları da tanımlamak gerekiyor…

Âdem (adam) olmak ile adem yani yokluk, hiçlik arasında bir tercih yapmak zorunda olanların bu acı tercihte hangi uca savrulacaklarını iyi hesap etmemeleri adına da bir farkındalık oluşturmak durumundayız…

Bunu, âdem tarafında kalmaya çalıştığına inananların, taraflarının hakkını vermek ve farklılıklarını ortaya koymak adına, diğer uca savrulanlara bir iyi niyet çağrısı olarak da değerlendirebiliriz…

Zira en değerli çaba “yaşatma” çabasıdır…

En acı olan da, bu çabayı sekteye uğratma ve buradan siyasi ya da ekonomik bir çıkar elde etme girişimleridir…

Bugünler, özü itibariyle “adam” olma sınavının en çetin türleriyle insanlığı yüzleştiriyor…

Elbette dünyada da bu sınavı kötü verenler var ve bunu medya yoluyla takip edebiliyoruz…

Fakat bugün, bütün ülkelerin sınırlarını insan trafiğine kapattığı bir dönemden geçiyoruz…

Dolayısıyla da salgına karşı ulusal bir mücadele veriyoruz…

O sebeple de bizi daha çok kendi ülkemizdeki mücadelemizi sekteye uğratanlar ilgilendiriyor…

Bugün dünyanın en iyi sağlık sitemlerinden birine sahip ülkeleriyle övünemeyenlerin, hazin savruluşunu da tarihe not düşmek zorundayız…

Politik miyopluğun vardığı boyutu göstermesi bakımından da son derece önem arz eden bir durum olarak…

Hastalıklı ve Batı karşısında her daim kendisini ezik hisseden zihniyetlerin kendilerine ne denli kör ve sağır oldukları, bıraktıkları her izde kendisini hissettirebiliyor…

Önemli bir TV kanalının altyazısına sinmiş; “Virüsle mücadelede New York Türkiye’ye örnek olabilir mi?” ifadesindeki eziklik, aslında başka bir söze dahi gerek bıraktırmayacak türden…

Oysa bugün hakkı teslim edilmesi gereken ifade; “Türkiye New York’a örnek olabilir mi?” olmalıdır; kanaatimce…

Dünyada salgınla mücadelede en kötü örneklerin başında gelen ve sağlık siteminin çöktüğü ifade edilen bir yeri bugünkü gerçeği ile görememek, başka ne ile izah edilebilir…

Kendi ülkesinde hiçbir ücret ödemenden aldığı sağlık hizmetini, mukayese götürmez devasa ve beş yıldız konforundaki hastanelerini, ekonomik destek paketlerini göremeyip, ABD’nin koşullarında değerlendirdiğinizde hiçbir anlam ifade etmeyen bin dolarlık yardımı göklere çıkaranları “adem”e değil de nereye reva göreceğiz…

Sigortalının yaklaşık altı bin dolar, sigortasızın da otuz bin dolar ödediği bir ülkede, hastane masrafının bile çok küçük bir kısmına tekabül eden bir yardımı göklere çıkarmak ne büyük bir eziklik ve ne büyük bir hiçliktir…

Buna benzer yüzlerce örnek sayılabilir elbette…

Lakin “arife tarif gerekmez” deyip kâfi görmek gerekiyor…

Politik miyopları kimse değil, kendileri yokluğa, hiçliğe mahkûm ediyorlar…

Zira yaşadıkları ülkede olup biteni görmedikleri açık…

Açık gerçekleri göremeyenlerin durumu da “hükmen” yokluktur…

O yüzden en acı A’araf varlık ile yokluk arasında olmaktır…