Yanı başımızda üç aydır süren savaşın ekonomimize olumsuz etkisini bu köşeden haftalar boyunca ifade etmeye çalıştık.
Savaşın tamamen bir tiyatroya dönüştüğü son zamanlarda dünya ülkelerinin geleceklerinin birkaç lidere bırakılması kadar da kötü bir durumun olmadığının da önemle altını çizmek istiyorum.
Özellikle ABD Başkanı Trump’ın İran ile yapılan müzakerelerde devamlı surette topu taca atmaya çalışması ve bunu aylardır yapması sonucunda ülkemiz ekonomisinin zararı kaba bir hesapla milyar dolarları bulmuş durumdadır.
Gerek ülke ekonomimizin ithalata dayalı bir ekonomi olması gerekse de ülkemizde ürettiğimiz birçok ürünün ana hammaddesinin savaşın yaşandığı bölgeden ithal ediliyor olması neticesinde zararımız bu hacimlere ulaşmıştır.
Ayrıca enerji konusunda da dışarı bağımlı olmamız hasebiyle alternatif enerji hatlarını ortaya koymamız gerekliliği ülkemiz için hayati zorunluluk durumundadır.
İran dışındaki komşularımızla enerji konusunda yapacağımız iş birlikleri ve kuracağımız yeni enerji koridorlarıyla alternatif kanalların kullanılmasını sağlamak ekonomik geleceğimiz açısından son derece önemlidir.
Bu anlamda Türkiye – Azerbaycan – Ermenistan arasında enerji alanında stratejik iş birliğinin yapılması farklı bir birliktelik olarak karşımızda durmaktadır.
Brent petrol fiyatının yaşanan savaşın durumuna ve gelişimine göre devamlı surette değişmesi neticesinde petrole dayalı tüm sektörlerin etkilenmesiyle katlanmak zorunda kaldığımız maliyet her an değişim göstermektedir.
Üreticilerimizin maliyet hesaplamalarını rahat bir şekilde yapabilmeleri ve global anlamda rekabet edebilmeleri için fiyat istikrarının ne kadar önemli olduğu herkes tarafından bilinen bir gerçekliktir.
Bunun yanında petrol fiyatında ki dalgalanmalar bizim gibi enflasyonla mücadele eden ülkeler için durumu daha da içinden çıkılmaz bir hale doğru sürüklemekte olduğundan da yeni alternatif bir kanalın ortaya konulması ayrıca da önem taşımaktadır.
Tüm bu olumsuzluklardan ülkemizi korumak için üç ülkenin bir araya gelerek bir enerji koridoru kurması aslında bir zorunluluk halindedir demek son derece yerinde olacaktır.
Azerbaycan’ın en önemli yeraltı zenginlikleri olarak petrol ve doğalgaz ön plana çıktığı için ve ülkemizde de bu iki yeraltı zenginliği olmadığından ötürü Türkiye olarak yakın komşumuzun bu zenginliklerinden faydalanmamız oldukça mümkündür.
Hatta Azerbaycan’dan alacağımız petrol ve doğalgaz karşılığında bizim de Azerbaycan’a teknolojik ürünler ile savunma sanayisi ürünlerinden satabileceğimiz ortadadır.
Diğer taraftan da Ermenistan’ın zengin yeraltı kaynakları olarak bakır, altın ve çinko gibi madenlerin en önde gelenler olduğunu bilmek önemlidir.
Hem Ermenistan hem de ülkemizin Azerbaycan’dan petrol ve doğalgaz satın alması karşılığında da ülkemizin yukarıda saydığımız ürünlerden Ermenistan’ın ise yeraltı zenginliklerinden olan altın, bakır ve çinko gibi metalleri Azerbaycan’a satması ile kurulacak olan koridorun aktif bir şekilde çalışması sağlanabilir.
Bölgesel yakınlıktan ötürü maliyetlerin düşük olacağı bu enerji koridorunu vakit geçirmeden kurmanın ülkemiz ekonomisine sağlayacağı fayda çok ama çok büyük olacaktır.
Diğer taraftan Türkiye olarak Somali açıklarında Aden Körfezi’nde, Akdeniz ve Karadeniz’de petrol ile doğalgaz aramalarına hız vermek zorundayız.
Buna ek olarak ta acil bir şekilde Libya’da enerji üssü kurmak mecburiyetindeyiz.
Dünya ekonomisindeki hızlı döngüye ayak uydurabilir ve yeni kanalları ortaya koyabildiğimiz sürece ülke olarak önümüz her geçen gün daha da açılacaktır.
Biz bunu yapabilecek kabiliyette, yetenekte, güçte ve kararlılıktayız.