ENKAZDAN ŞEHİR ÇIKARMAK

Abone Ol

Gaziantep sokaklarındayız.
Yanımda Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz..
6 Şubat depremlerinden sonra yeniden inşa edilen alanlardayız... Bir zamanlar enkaz olan yerlerde bugün yükselen konutlara, açılan caddelere, yeniden kurulan mahallelere bakıyorum. Ve insan ister istemez şu soruyu soruyor:
Bu kadar kısa sürede bu nasıl mümkün oldu?

Bu sorunun cevabını sadece Türkiye içinde değil, dünyada benzer felaketleri yaşayan ülkelerin tecrübelerine bakarak aradım. Karşılaştırma net. Hatta çarpıcı.

6 Şubat, 11 ili etkileyen, yüz binlerce konutun yıkıldığı, milyonlarca insanın hayatını altüst eden bir afetti. Böyle bir yıkım, birçok ülkede nesiller boyu sürecek bir toparlanma anlamına gelir. Amerika’da Katrina’dan sonra New Orleans yıllarca ayağa kalkamadı. Japonya’da Fukushima sonrası bazı yerleşim alanları on yılı aşkın süre hayata dönemedi. Avrupa’da daha sınırlı sel felaketlerinde bile konut üretimi bürokrasiye takıldı, süreç ağır işledi.

Gaziantep’te ise bugün tartışılan mesele “ev yapılacak mı?” değil;
“Anahtar ne zaman teslim edilecek?”

Bu fark tesadüf değil.

Devlet, depremin ilk saatlerinden itibaren klasik reflekslerin ötesine geçti. Arama-kurtarmadan geçici barınmaya, oradan kalıcı konuta uzanan zincir kopmadan işletildi. Yetki karmaşası yaşanmadı. Merkezle yerel arasında çekişme değil, eşgüdüm vardı. Bugün Gaziantep’te on binlerce konutun büyük bölümünün tamamlanmış olması, işte bu seferberlik ruhunun sonucudur.

Şunu özellikle vurgulamak gerekiyor:
Yapılan şey yalnızca bina dikmek değildir. Altyapısıyla, yoluyla, okuluyla, hastanesiyle şehir kurmaktır. Yani beton değil, hayat inşa edilmektedir. Yeniden imar dediğimiz şey tam olarak budur.

Gaziantep caddelerinde yürürken şunu görüyorsunuz:
Devlet bu süreci masadan değil, sahadan yönetmiş. Plan, kağıtta kalmamış; şantiyeye inmiş. Kaynak bulunmuş, takvim konmuş ve takip edilmiş. Eleştiri elbette olur, eksikler elbette tartışılır. Ama büyük fotoğraf inkâr edilemez: Bu ölçekte bir yıkımdan sonra, bu hızda ayağa kalkabilen ülke sayısı dünyada bir elin parmaklarını geçmez.

Bugün pek çok ülke büyük felaketlerden sonra hâlâ “nasıl toparlanırız” sorusunu tartışırken, Türkiye “nasıl daha sağlam kurarız” aşamasına geçmiştir. Gaziantep bunun canlı örneğidir.

Devlet dediğiniz şey, zor zamanlarda ortaya çıkar.
Kriz anında geri çekilen değil, yükü sırtlanan yapıdır.
6 Şubat’tan sonra Türkiye’nin yaptığı tam olarak budur.

Enkazdan yeni bir hayat çıkarıldı.
Ve bu, lafla değil; cadde cadde, konut konut inşa edilerek yapıldı.

/////
BİR BELEDİYECİLİK DERSİ

GAZİANTEP’TE DEVLET AKLI, SAHADA FATMA ŞAHİN

6 Şubat’tan sonra bazı şehirler toparlanmayı konuştu, bazıları bekledi. Gaziantep ise işe koyuldu.
Bu farkın adı nettir.. Fatma Şahin..

Depremin yıktığı Nurdağı ve İslahiye’de bugün hayatın yeniden akmaya başlaması, tesadüf değil. Yaklaşık 2 milyar TL’lik yatırım ve destek, sadece bir bütçe kalemi değildir; bu, kriz anında belediyeciliğin nasıl yapılacağını gösteren somut bir iradedir. Barınmadan altyapıya, ulaşımdan tarıma, sosyal destekten eğitime uzanan bu geniş hamle, “parça parça” değil, tek merkezden ve eşgüdümle yürütülmüştür.

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, deprem sonrası 1 milyar 938 milyon TL’yi aşan harcamayla Nurdağı ve İslahiye’de altyapıyı ayağa kaldırdı; buna ek olarak yaklaşık 500 milyon TL’lik sosyal destek sağladı. TOKİ’nin inşa ettiği 13 bin 591 konut ve köy evinin altyapısı tamamlandı. Yollar yapıldı, köprüler inşa edildi, kavşaklar sinyalize edildi. Şehir, sadece ayağa kaldırılmadı; yeniden planlandı.

Asıl dikkat çekici olan ise kırsalın ve üreticinin unutulmamasıdır. Mazot, tohum, gübre, yem, sulama yatırımları… On binlerce çiftçi yeniden üretime döndü. Hayvancılık desteklendi, aşılamalar yapıldı, alet–ekipman parkları kuruldu. Bu yaklaşım şunu gösterdi: Afet sonrası iyileşme, yalnızca betonla olmaz; üretimle olur.

Sosyal alanda ise tablo daha da çarpıcı. Konteyner ve çadır kentlerde su, kanalizasyon, elektrik altyapıları kısa sürede tamamlandı. Çocuklar için kütüphaneler, bilim atölyeleri; gençler ve kadınlar için eğitimler, GASMEK’ler aracılığıyla on binlerce kişiye ulaştı. Depremin ikinci gününde su verilebilen, dördüncü gününde tüm ilçelere içme suyu ulaştırılabilen bir şehirden söz ediyoruz. Bu, refleks değil; hazırlık ve liderliktir.

Hatta mesele bununla da sınırlı kalmadı. Sokak hayvanları için sahra hastaneleri kuruldu, yaralı hayvanlar tedavi edildi, protezler yapıldı. Krizin ortasında bile vicdanı ve merhameti unutmayan bir belediyecilik örneği ortaya kondu.

Bugün Gaziantep’te gördüğümüz şey şudur:
Afet yönetimi, masa başında anlatılan bir kavram değil; sahada uygulanan bir akıldır.
Ve bu aklın başında, zor zamanda sorumluluk alan, yükü paylaşan, süreci bizzat takip eden bir isim vardır: Fatma Şahin.

Gaziantep’te yapılanlar, sadece bir şehrin toparlanması değildir. Bu, Türkiye’de yerel yönetimlerin kriz anında nasıl devletleştiklerinin canlı örneğidir.

Kısacası: Gaziantep’te belediyecilik, enkazdan hayat çıkarmıştır.