Entelektüel olabilmenin yolunu başka medeniyetlerde arayanlar…

Abone Ol

Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde özellikle Tanzimat’tan sonra dış ülkelere giden devlet memurları ve öğrencilerin benimsediği farklı görüşler vardı. Kimi gruplar batılılaşma kavramını modernleşme kavramı ile eş değer görürken kimi gruplarda modernleşmeyi kabul edip batılılaşma kavramına karşı çıkıyor kültürel anlamda Batı’ya benzemenin bir fayda sağlamayacağını düşünüyorlardı.

Abdullah Cevdet, Batılılaşmaktan başka hiçbir çözüm yolunun olmadığını söyleyerek akıllı ile cahil arasındaki fark ne ise Batı ile Osmanlı arasındaki fark da budur diyerek çözüm reçetesini ortaya koyarken Celal Nuri modernleşmeye karşı çıkmayan ama batılılaşmayı tehlikeli bulan grubu temsil ediyordu.

Özellikle Sultan Abdülhamit’ten sonra tercüme faaliyetlerinin hız kazanması ile beraber yabancı kaynaklara olan ilginin artması ve medeniyetlerin karşılaştırılması modası da göze çarpmaktadır. Günümüzde de olduğu gibi, okuduğu yabancı eserden alıntılar yaparak kendi ülkesindeki bir durumla başka ülkelerdeki bir durumu kıyaslamanın verdiği hazzı yüksek düzeyde yaşamak isteyen insanların bol miktarda bulunduğu bir dönemdeyiz.

“Osmanlı’nın son zamanlarında batılılaşma hareketini başlatan da, Cumhuriyet’in kurulması ile bu hareketi devam ettiren de halk değil seçkinler sınıfıydı.”

Halil İnalcık ve Şerif Mardin hocaların yaptığı yukarıdaki bu önemli tespit aslında o dönemden günümüze de ışık tutuyor. Günümüzde de entelektüel olmanın vasfını dış ülkelerde arayan insanların varlığı ise herkesin malumu. Osmanlı’da ve Cumhuriyet’in kuruluşundan gümümüze entelektüel olmanın şartı olarak kendi ülkesinden ziyade başka bir ülkedeki gelişmeleri takip edip kendi ülkesinde pazarlamayı mağfiret bilen bir kesim her zaman mevcuttu. Ve hâlâ da devam ediyor.

Osmanlı devletinin sorunlarına Batılılaşma ile çözüm bulunacağını düşünen sözde entelektüel çevrenin yanında kendi ülkesindeki gelişmeleri kısır döngü olarak görüp başka ülkelerdeki gelişmelerle ilgilenen diller bir başka kesimde kendini hissettiriyor.

Her iki kesiminde entelektüel olabilmenin yolunu ülkenin sorunlarına çözüm bulmaktan geçtiğini idrak edememesi düşündürücü olduğu kadar da üzücü bir durum. Yurtdışında belli bir zaman bulunan, yabancı dillere hâkim olan ama bu durumu ve eğitim düzeyini ülkenin sorunlarına çözüm bulmak için değil de ülkesini başka ülkelerle kıyaslayıp aciz göstermek için kullananların uyanması ve entelektüellik adına taktığı sahte aydın maskesini çıkarıp kendilerine gelmesi gerekiyor.

O aydınımsı tavırlarla tepeden baktıkları Anadolu insanı artık bu entelektüel geçinen sözde aydınların Türkiye adına hiç bir çözüm bulamadığını gördüğü gibi bunların yazılarını ve söylemlerini artık dikkate de almıyor. Onlar ise bu durumdan habersiz entelektüel olarak düşündükleri hayatı yaşamaya devam ediyor.