Ermenistan’da Fransa-Rusya Savaşı: İrevan yeni jeopolitik cepheye dönüşüyor

Abone Ol

Rusya, Ermenistan seçimlerine Fransa istihbaratının müdahale ettiğini iddia ediyor. Kremlin’e yakın medya organları ise Paris’in sahadaki sivil toplum ağları ve Batı yanlısı yapılar üzerinden Nikol Paşinyan’ın yeniden iktidara gelmesini sağladığını öne sürüyor. Seçimlerin ardından Moskova’dan yükselen açıklamalar gösteriyor ki, artık mesele sadece Ermenistan’daki bir iktidar değişimi ya da seçim sonucu değil. İrevan giderek Rusya ile Batı arasında yaşanan jeopolitik mücadelenin yeni savaş alanına dönüşüyor.


Bu nedenle Ermenistan’da sandıkların kapanmasıyla siyasi mücadele sona ermedi, aksine yeni başladı. Nikol Paşinyan seçimlerden güçlü bir zaferle çıktı ancak Kremlin, Rus devlet medyası ve Rusya yanlısı Ermeni muhalefeti sonuçları sorgulayan ortak bir cephe oluşturdu.


Moskova’nın temel iddiası, Batı’nın özellikle de Fransa’nın seçim sürecine doğrudan müdahil olduğu yönünde. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova’nın açıklamaları bu yaklaşımın en net örneği oldu:


“Fransa ve bazı Avrupa ülkelerinin Paşinyan lehine çalıştığına dair ciddi bilgilerimiz var. Ermenistan’ın egemenliği Batılı merkezlerin elinde Rusya karşıtı bir araca dönüştürülüyor.”


Bu açıklama aslında Kremlin’in seçim sonuçlarına nasıl baktığını da ortaya koyuyor. Moskova açısından Paşinyan’ın zaferi, yalnızca bir siyasi rakibin kazanması değil, Güney Kafkasya’da Batı’nın etki alanını genişletmesi anlamına geliyor.


Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov’un açıklaması ise daha temkinli olsa da diplomatik bir uyarı niteliği taşıyor:


“Ermenistan’ın KGAÖ ve Avrasya Ekonomik Birliği kapsamındaki yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmesini bekliyoruz. Müttefiklik ilişkileri tek taraflı işlemez.”


Bu sözler Moskova’nın Erivan’a verdiği açık mesaj olarak okunabilir. Kremlin, seçim sonuçlarının Ermenistan’ın Rusya’dan tamamen kopmasına gerekçe yapılmasına izin vermeyeceğini gösteriyor.


Rus devlet medyası ise diplomatik sınırların çok ötesine geçmiş durumda. Kremlin’e yakın televizyon kanalları ve yorumcular Paşinyan’ın seçim zaferini “Batı’nın operasyonu” olarak tanımlıyor. Hatta bazı yayınlarda Fransa dış istihbarat servisi DGSE’nin seçim sürecinde etkili olduğu yönünde iddialar dile getiriliyor.


Rus televizyonlarının önde gelen isimlerinden Vladimir Solovyov şu ifadeleri kullandı:


“Ermenistan seçmeni Brüksel’in vaatlerine kandı. Yarın sınırlarında yeni bir kriz çıktığında onları ne Macron ne de Avrupa gözlemcileri koruyacak.”


Bu söylem aslında Rusya’nın eski Sovyet coğrafyasında uzun süredir kullandığı güvenlik merkezli politikanın devamı niteliğinde. Verilmek istenen mesaj açık: Moskova’dan uzaklaşmanın stratejik bir bedeli olacak.


Dikkat çekici olan ise Ermenistan’daki Rusya yanlısı muhalefetin de Kremlin ile neredeyse aynı dili kullanması. Eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan seçim sonuçlarını tanımadığını açıklarken şu ifadeleri kullandı:


“Bu seçimler benzeri görülmemiş bir idari kaynak kullanımı, tutuklamalar ve baskılar gölgesinde gerçekleşti. Geri çekilmeyeceğiz ve bu mücadele siperini terk etmeyeceğiz.”


Rusya ile yakın ilişkileriyle bilinen iş insanı Samvel Karapetyan’ın çevresi de seçim sürecinde muhalefete baskı yapıldığını ve Ermenistan’ın Batı eksenine kaymasının ülkeyi ciddi ekonomik ve güvenlik riskleriyle karşı karşıya bırakacağını savunuyor.


Aslında bugün Ermenistan’da yaşanan tartışma seçimlerin adil olup olmadığı meselesinin çok ötesinde. Tartışmanın merkezinde ülkenin gelecekte hangi jeopolitik eksende yer alacağı sorusu bulunuyor.


Çünkü Ermeni seçmenin önemli bir bölümü artık Rusya’nın eskisi kadar güvenilir bir güvenlik garantörü olmadığına inanıyor. Özellikle Karabağ savaşı sonrası dönemde Moskova’ya yönelik hayal kırıklığı toplumun geniş kesimlerine yayıldı.


Bu nedenle bağımsız Rus medyasında yapılan analizler Kremlin’in resmi söyleminden oldukça farklı bir tablo ortaya koyuyor. Kommersant gazetesi şu değerlendirmeyi yaptı:


“Kremlin’in eski düzeni geri getirme stratejisi tamamen çöktü. Moskova’nın siyasi ve mali yatırımları sonuç vermedi.”


Bağımsız Meduza ise daha da ileri giderek şu yorumu yaptı:


“Ermeniler Rusya’dan korktukları için değil, Rusya’nın kendilerini yalnız bıraktığına inandıkları için Paşinyan’ın projesine yöneldi.”


Tam da bu nedenle Paşinyan’ın önündeki asıl sınav şimdi başlıyor. Seçim zaferi ona güçlü bir siyasi meşruiyet kazandırdı ancak seçmenin beklentileri de aynı ölçüde büyüdü.


Paşinyan’ın başarısı artık seçim sonuçlarıyla değil, Azerbaycan ile kalıcı bir barış anlaşmasına ulaşıp ulaşamayacağıyla ölçülecek. Türkiye ile sınırların açılması, bölgesel ulaşım hatlarının hayata geçirilmesi ve Ermenistan’ın ekonomik izolasyondan çıkarılması önümüzdeki dönemin en kritik başlıkları olacak.


Eğer Paşinyan bu hedefleri gerçekleştirebilirse, 2026 seçimleri Ermenistan’ın yönünü değiştiren tarihi bir dönüm noktası olarak anılabilir. Ancak başarısız olması halinde bugün aldığı güçlü destek, yarın ciddi bir siyasi yük haline dönüşebilir.


Çünkü sandıkta kazanan Paşinyan oldu. Ancak seçimlerin ardından başlayan jeopolitik mücadelede henüz son söz söylenmiş değil.