Yıllar evvel sakallı biri, namaz kılan biri, “Başörtüsüne özgürlük” diyen biri gördüklerinde lafa “Gidin evinizde Müslüman olun” diye başlardılar. Ben de şimdi onlara, fırsat buldukça “Gidin evinizde Amerikalı olun, gidin evinizde laik olun” diyorum, çok sinirleniyorlar ben de eğleniyorum. Şu “Gidin evinizde Müslüman olun” diyenlerin bir diğer klasik zırvası da “Benim de dedem hacı, benim de babaannem kapalı” laflarıydı. Ben de şimdi fırsat buldukça onlarla “Benim de laik arkadaşlarım var” diyerek dalga geçiyorum, ona da çok sinirleniyorlar. Bu eğlenceli zırva dizisinin son lafı ise bir hayli trajiktir. “İran’a, şeriat istiyorsanız İran’a gidin” derlerdi sonunda… Bu, o kadar saçma bir laftı ki; biz yıllarca arkalarından dalga geçmiştik. “Bu cahiller, İran Molla Rejimi’ni bize dost zannediyor. Adları molla olduğu için ciddi ciddi İslam üzerine devlet yönettiklerini zannediyorlar” derdik. Cahil laik radikaller vardı; her akşam bir TV kanalında “İnsancıklara sormayacaksın, zorla çağdaşlaştıracaksın” diye faşist tiratlar atarlardı. O zamanlar kendini “Soruşturmacı gazeteci” diye yutturmuş biri vardı; “Çocuklara namaz kıldırıyorlar, dünyanın sonu gelecek” diye ağlardı Ana Haber’de, sonra bizi “İran’a gidin” diye kovardı Türkiye’den. Bu radikal azınlık, bizi “İran’a” diye kovarken biz de sokakta İrancılar’la kıyasıya mücadele veriyorduk bu arada…
Aradan yıllar geçti, köprülerin altından ne sular aktı, ne dengeler kuruldu, ne kuleler yıkıldı, bazıları çürüdüler çöp bile olamadan unutulup gittiler. Ayakta kalanları bir baktılar ki “Molla” dedikleri İran, meğerse Müslüman katiliymiş. Bir baktılar ki, şeriatçı zannettikleri İran, Esed’in sahibi, Rusya’nın gizli aşkı, Amerika’nın uzatmalı sevgilisiymiş. Bir baktılar ki İslami dedikleri İran, İsrail’in varlığına hizmet eden danışıklı dövüş zıt kutupmuş. Bir İran aşkı sardı bunları evlere şenlik. Yakında Cihangir’de siyah sarıklı, siyah cübbeli PKK’lı solcu muhalifler dolaşmaya başlayabilir, o derece molla aşkıyla yanıyorlar. Hani bize “İran’a gidin” diyordu ya bunlar, işte ben şimdi bunlara “Yürü İran’a” diyorum. Buna da kızacaklar ama olsun bence eğlenceli bir intikam…
CHP’lisi, Perinçek’çisi, PKK’lısı, Soros’çusu salmışlar kendilerini medyaya “Esed ile görüşelim de görüşelim; Esed ile barışalım da barışalım” diye türkü söylüyorlar ya hani… İşte o türküyü de bu yeni İran aşkıyla söylüyorlar. Rus bestesiyle Farsça türkü söylüyorlar. Nubbul ve Zehr’dan İran yanlısı yabancı savaşçı teröristler, Afrin’de rejim bayrağı açıp Esed taklidi yapacaklar. Yetişemedikleri yerlerdeyse PKK’lılar, rejim bayraklarını asacak. Dışarıdan bakınca bunun adı yersen; “Rejim, Afrin’e geldi” olacak…
İki sonuçtan birini alacaklarını hesaplıyorlar; ya Esed ile masaya oturmak zorunda kalırız ya da Afrin Harekâtı’nı aynı Fırat Kalkanı’nda olduğu gibi yarıda kesmek zorunda kalırız. Onlar bunu hesaplıyorlar hep birlikte; ama Putin’den, Hamaney’den, Kılıçdaroğlu’dan, Perinçek’ten ve PKK’dan başka bir de Türkiye’nin hesabı var. Hepsinin üzerinde ise Allah’ın hesabı var. Hadi bakalım…