ETKİLEŞİM UĞRUNA BU REZİLLİK OLMAZ!

Abone Ol

Etkileşim uğruna yapılan rezilliğe bakın!

Bugün karşıma çıkan bir video karşısında resmen şok geçirdim. Elinde saz, yarı çıplak bir kadın; bağlama çalar gibi yaparken videonun altına, mütevazılığından her zaman söz edilen Neşet Ertaş’ın sesini koyup onun hatırasını ve temsil ettiği değerleri alaya alıyordu. Vah vah vah dedim. Resmen yıkıldım. Değerlerimizle dalga geçmek nedir yav?

Elbette özgürsünüz. Elbette istediğinizi giyebilir, istediğinizi paylaşabilirsiniz. Kimsenin hayatına, tercihine karışacak değiliz. Ama özgürlük, başkalarının değerleriyle alay etme hakkı vermez insana.

Hele hele söz konusu olan, sesi bir radyoda ya da televizyonda duyulduğunda bile milyonlarca insanın susup pür dikkat dinlediği büyük usta Neşet Ertaş ise…

Ne yaptığınızı gerçekten farkında mısınız?

Neşet Ertaş’ın hayatı boyunca taşıdığı o mütevazılık, o mahcubiyet, o insan sevgisi ve o eşsiz zarafet; bugün birilerinin birkaç beğeni, birkaç takipçi ve üç beş saniyelik viral görüntü uğruna malzeme haline getiriliyor.

“Saygısızlık olmasın, ceketimi çıkartabilir miyim?” sözü bile bir nezaketin, bir terbiyenin ve bir dönemin insanlık anlayışının simgesiyken, bunu alıp bambaşka bir görüntünün içine yerleştirmek gerçekten anlaşılır gibi değil.

Üstelik üzerine bir de “Alevi oğlanı tavlamaya çalışırken biz” notunu düşmek…

Ne gerek var?

Ne kanıtlamaya çalışıyorsun?

Kime neyi göstermek istiyorsun?

Bir tık uğruna mı?

Bir takipçi uğruna mı?

Bir gecede birkaç bin fazla izlenme almak için mi?

Gerçekten merak ediyorum.

Bir insan, toplumun büyük bir bölümünün saygı duyduğu bir sanatçının hatırasını neden kendi etkileşimine malzeme yapar?

Sosyal medya gelip geçicidir.

Bugün izlenen video yarın unutulur.

Ama yapılan ayıp kalır.

İnsanların hafızasında kalır.

Hele hele bir sanatçının hatırasına, ailesine ve milyonlarca sevenine dokunuyorsanız, o yaptığınız sadece “bir sosyal medya paylaşımı” olarak görülmez.

Neşet Ertaş, bizim için sadece bir sanatçı değildi.

O, Anadolu'nun sesi, sazı, sözü ve vicdanıydı.

Bir insanın sahneye çıkarken bile “Saygısızlık olmasın” diyebilecek kadar ince düşündüğü bir dünyadan, bugün “Daha fazla nasıl izlenirim?” hesabının yapıldığı bir dünyaya geldik.

İşte asıl acı olan da bu.

Bir tık uğruna değerlerimizi tüketiyoruz.

Bir takipçi uğruna saygıyı unutuyoruz.

Bir viral görüntü uğruna insanların hatıralarını incitiyoruz.

Sonra da adına “özgürlük” diyoruz.

Hayır!

Özgürlük başka bir şeydir.

Saygısızlık başka…

Kimsenin yaşam biçimine müdahale etmiyorum. Ama toplumun ortak değerlerine, kültürüne ve büyük ustaların hatırasına karşı yapılan bu hoyratlığı da alkışlayacak değilim.

Çünkü bazı şeylerin modası geçmez.

Bazı insanların hatırası eskimez.

Bazı sözlerin ağırlığı vardır.

Neşet Ertaş'ın sözleri de böyledir.

O yüzden açıkça söylüyorum:

Yazıklar olsun.

Biraz düşünün.

Sosyal medyada bugün kazandığınız birkaç bin izlenmenin yarın hiçbir anlamı kalmayabilir.

Ama yaptığınız saygısızlık, insanların hafızasında kalabilir.

Bence artık özür dilemenin zamanı geldi.

Hem Neşet Ertaş'ın ailesine, hem de onu yıllardır gönlünde taşıyan sevenlerine bir özür borcunuz var.

Çünkü Neşet Ertaş'ın hatırası sizin etkileşim aracınız değildir.

O hatıra, bu ülkenin ortak değeridir.

Ve bazı değerler, bir tık uğruna harcanamayacak kadar büyüktür.