Faiz artışları ABD'yi kurtarabilir mi?

Abone Ol

FED’in arka arakaya üç defa gerçekleştirdiği 75 puanlık faiz artışları sonrası politika faizleri %3-3,25 aralığına ulaştı. Artış kararı ile beraber FED yetkilileri faiz beklentisini 2022 yıl sonu için %4,4; 2023 yıl sonu için ise yüzde %4,6 olarak ifade ettiler. Anlayacağınız, yeni 75 puanlık artışlar yolda!

13-14 Eylül’de açıklanan %8,3 TÜFE ve %8,7’lik ÜFE rakamlarıyla, yani enflasyonla mücadeleye gayret eden ABD’nin önündeki en büyük problem aslında parasının küresel ticaretteki payının hızla azalışı.

ABD’yi dünya devi haline getiren ve dünyanın her yerinde ticaret için bir numaralı geçerli para olan doların küresel ticaretteki payı her geçen gün daha da azalıyor. Söz konusu azalışın en önemli aktörleri ise Rusya ve Çin.

Dünya enerji piyasasının tamamında kendi para birimini alternatifsiz hale getirip, en ufak bir baş kaldırmada (Suudi Arabistan Kralı Faysal’ın İslam Kalkınma Bankası girişimi, Saddam’ın ya da Kaddafi’nin petrolü avro ile satma denemesi, Erbakan’ın D8’in girişimi vs.) savaşlar, suikastler ve darbelerle dünyayı cezalandıran ABD artık, yükselen ekonomileri ve komşularının kendi aralarındaki ticarette ulusal paralarını kullanmalarına ya da farklı para birimlerinin alternatif oluşturması hususunda yapılan çalışmalara müdahale edemez hale geldi.

Dolar yıllarca dünya ticaretinin alternatifsiz parasıydı. Özellikle de enerji ticaretinin. Bu sistemin adına da petro-dolar sistemi diyorduk. ABD öyle bir güç elde etmişti ki; normal şartlarda bir ülkenin üretimi kadar genişlemesi gereken para miktarı tüm dünyanın ticaret ihtiyacını karşılayacak şekilde genişlemiş ve ABD bu küresel ticaret için basılan her 3 dolardan 1’ini kendi cebine senyoraj hakkı olarak koymaya başlamış, yani dünyayı kendi parasını kullanması karşılığında haraca bağlamıştı.

Gel gelelim 2001 sonrası zıvanadan çıkan bu parasal genişleme 2008 sonrası hepten irrasyonel bir hal almış, 2020’de pandemi ile gerçekleşen 4 trilyon dolarlık genişleme ile artık sürdürülebilirliğini tamamen yitirmiştir.

Yıllardır bu fırsatı bekleyerek Merkez Bankalarında devasa rezervler biriktiren Rusya ve Çin’e dünya dengelerini değiştirme fırsatı veren ABD’nin, içine düştüğümüz bu küresel enflasyon fırtınasından güçlenerek çıkması, doların yaralarını sarıp tekrar tahtına oturması artık imkânsız.

Rusya’nın kendisine uygulanan ambargolara karşı cevaben Avrupa’ya gaz akışını sınırlandırması/kesmesi ve Ruble ile gaz satışına başlaması, Semerkant zirvesinde ulusal paralarla ticaret oranının artırılmasına ilişkin karar, BRICS’in ulusal paralarla ticaret ve alternatif ortak para arayışları hızla doların ve avronun kullanım sahasını daraltıyor.

Haziran ayında küresel ticaretteki ağırlığı %59’lara kadar gerileyen ABD eğer bu oranı yükseltemez ise yukarıda bahsettiğim dünya ticareti için üretilen ama artık dünya ticaretinde kullanılmaz hale gelen dolarlardan ötürü ABD’nin enflasyonu üç basamaklı rakamlara ulaşabilir.

Peki, ABD nasıl bu cendereden çıkacak? Yıllar sonra, yaptıkları zalimlikler ve despotluklar sebebiyle herkesi kendine düşman eden ABD’ye karşı böyle bir fırsat yakalamış olan yeni dünyanın bu fırsatı pas geçeceğine inanmıyorum. Aksine sonuna kadar mücadele edilecektir. Bölgesel ve ikili ticarette ulusal para kullanma açıklamaları da bu sürecin hızlanması için atılan adımlardır.

Hasılı, Doğu kartlarını iyi kullanır, aralarına nifak sokulmasına izin vermezse, ABD’yi ne faiz artışları ne de başka bir şey kurtarabilir. İşin çatışmasız bitmesi ihtimali yok denecek kadar az. Sürecin minimum hasarla atlatılması ve daha adil olması için dua ettiğimiz yeni düzenine dünya çapında kötü hatıralarla geçilmemesi için diplomasi kanallarının en iyi şekilde kullanılması şart. Burada en büyük vazife ülkemize düşüyor. Takip ettiğiniz üzere de Türkiye görevini şu ana kadar kusursuz bir şekilde icra etti. Bunların ne kadar önemli ve büyük başarılar olduğunu ilerleyen dönemde daha iyi idrak edeceğiz…