Fetih neden kutlanıyor?

Abone Ol

566 yıldır olduğu gibi bu sene de İstanbul’un fethi büyük programlarla kutlanıyor.

Acaba fethin ne anlama geldiğini gerçekten biliyor muyuz?

Bir başkasına ait olduğunu düşündüğünüz toprakları ele geçirip, oraya yerleşmek neden kutlanacak bir şey olsun? Post-modern düşünce biçiminin, “çoğulcu sefalet”in teslim aldığı zihinler bu soruyu elbette soracak. Düşmanın safına geçmenin sınırında yaşayan bu zihnin, bir sonraki aşaması “zulüm 1453’te başladı” noktasıdır. Neden şaşırıyoruz ki?

Fetih, egemenlik iddiasıdır. Sultan II. Mehmed’i Constantiniyye önlerine getiren şey, İslam’ın ve onun yeryüzünde ete kemiğe bürünmüş hali olan devletinin cihana hakim olma ülküsüydü. Tıpkı kendinden asırlar önce gelen Hz. Eyüp el-Ensari gibi.

Oysaki, 21. asır Müslüman’ına öğretilen şey, egemenlik iddiasından vazgeçmesiydi.

Batı, tüm insanların eşit olduğunu salık veriyordu, birkaç asırdır insanlığa. Sonra anladık ki, herkes eşit ama Batılılar efendi. Biz yüksek idealler, süslü cümleler eşliğinde vazgeçmeliydik 14 asırlık iddiamızdan. Emevi, Abbasi, Selçuklu, Osmanlı. Ne kadar geçmişimiz varsa hepsini bir kalemde silmeli, fetihleri işgal olarak görmeliydik.

Bunu İslam âlimi kılıklı adamlar eliyle yaptılar: Medine vesikasıyla, dinler arası diyalogla akılları karıştırdılar. “İslam’ın egemenlik iddiası yoktur, devlet diye bir talebi dahi yoktur” diyenler, ülkeyi 15 Temmuz’da ABD’nin eyaleti yapmaya kalktılar.

Şimdi onların izinde giden diğer bir grup, hermönötik tartışmalarıyla, Allah’ın (haşa) ahlakiliğini tartışan tarihselciler ya da Hz. Muhammed’in (sas) sünneti’ni iptal etmeye çalışan düzenbazlar, üstelik de son derece seviyesiz bir üslupla benzer şeyleri yapmaya çalışıyor. Hedef aynı. Özetle, “dinin egemenlik iddiası yoktur, devlet ya da vatan kutsal değildir; parçalanabilir, kantonlara ayrılabilir, hatta yok olabilir” diyorlar.

Sonra bunlardan “28 Şubatçılara yalakalık yapan” bazıları, üstelik taze yoldaşlarının masasından kalkmadan “Ayasofya’yı cami yapsana” diye utanmadan efeleniyor.

Her Cuma, imam şu ayeti hatırlatarak minberden iner: “Allah katında tek din İslam’dır”. Bu, aslında bir manifestodur.

Bunu idrak etmeyenler, ne fethi kutlasınlar; ne de Ayasofya’yı ağızlarına alsınlar.