Divan şiiri olarak bilinen Osmanlı şiirine katkıda bulunmuş şair kimliğiyle de bilinen birçok padişah olmuştur. İşte yönetici kimliklerinin yanında şairlikleriyle de bilinen Osmanlı sultanlarının mahlasları...
Abone Ol
<p><strong>SULTAN III. MURÂD: MURÂD/MURÂDÎ</strong></p>
<p>16. asrın padişahlarından biri olan Sultan III. Murâd, şehzadelere mahsus özel bir eğitim ile yetiştirildi.</p>
<p>En bilgili Osmanlı padişahlarından biri olan Sultan Murâd, döneminin önemli isimler tarafından eğitim aldı.</p>
<p>En iyi biçimde yetiştirilmiş olan bu padişah, yaşadığı dönemde kendinden öncekilerin yaptığı gibi sanatın ve edebiyatın gelişmesinde büyük gayret göstermiştir.</p>
<p>Gelibolulu Âlî, Bâkî, Nev'î, Hayâlî Bey ve Atâyî gibi şairlerin hüküm sürdüğü dönemde yaşamış olan Sultan Murâd'ın bu şairlerden de etkilendiği muhakkaktır.</p>
<p>Nitekim kendisi de bir şair ve yazardır. Şiirlerinde <strong>Murâd</strong> ve <strong>Murâdî</strong> mahlaslarını kullanan Sultan Murâd, Kanunî'den sonra en hacimli divanı yazmıştır.</p>
<p>Şiirlerinde yalın ve anlaşılır bir dil kullanmış daha çok dinî ve tasavvufî konulara yer vermiştir.</p>
<p><strong>"Her dem murâd olan <em>Murâd</em>’a dilberin maksûdudur</strong></p>
<p><strong>Aşk âteşinde mahv olup pervâne-i aşkım yine</strong> "</p>
<p>(<em>Aşk ateşinde yine mahvolan aşkımın pervanesi (kelebeği) her dem (vakit) istediğine ulaşabilen Murâd'a sevgilinin isteğidir</em>.)</p>
<p><strong>SULTAN II MEHMED, FÂTİH SULTÂN MEHMED, SULTÂN MEHMED-İ SÂNÎ: AVNÎ</strong></p>
<p>Ebü'l-Feth olarak bilinen Fatih Sultân Mehmed daha çocuk yaşında dönemin büyük isimlerinin yanında bulunmuş ve yetişmiştir.</p>
<p>Sanata ve edebiyata önem verdiği onun şair kimliğinden anlaşılmaktadır.</p>
<p>Şiirlerin <strong>Avnî</strong> mahlasını kullanan Fâtih Sultân Mehmed'in tek eseri <em>Dîvân</em>'dır. Ancak divanı dışında farklı yerlere ve mecmualara da şiir yazdığı bilinmektedir.</p>
<p>Şiirleriyle dikkat çekmeyi başaran Avnî'nin şiirleri dil ve ifade bakımından yeterli derecede kuvvetlidir.</p>
<p>Bunun yanında şiirlerinin taklit ve özentiden uzak, özgün bir biçimde yazıldığı görülmekle beraber divan şiirinin klâsik mazmunlarına da rastlamak mümkündür.</p>
<p>Aşk, tasavvuf, din, sosyal hayat vb. konulara şiirlerinde sıklıkla yer veren Avnî başarılı tasvirleri ve zengin mazmunları ile ön plana çıkmıştır.</p>
<p>Onun Arapça ve Farsça'ya hâkim olmasına rağmen şiirlerinde Türkçe ifadeler kullanmayı tercih etmesi, Türkçe'ye verdiği önemi de göstermektedir.</p>
<p><strong>"Her zemân ruhsârına hâil olur zülf-i siyâh</strong></p>
<p><strong><em>Avnî'</em></strong><strong>ye göstermeyen gün ol şeb-i deycûrmış"</strong></p>
<p>(<em>Siyah saç(ın) her zaman yanağına mâni (engel) olur. Avnî'ye göstermeyen (göstermediği) o gün karanlık geceymiş</em>.)</p>
<p><strong>SULTAN BÂYEZÎD-İ VELÎ BİN FÂTİH SULTÂN MEHMED, II. BÂYEZÎD: ADLÎ</strong></p>
<p>Fâtih Sultan Mehmed'in oğlu olan Sultan II. Bâyezîd, babası gibi şairdir. Tek eseri bugün tespit edilmiş 5 nüshası olan <em>Dîvân</em>'dır.</p>
<p>En sağlam nüshası British Library'de diğer dört nüshası ise Atatürk Kitaplığı, Mısır Millî Kütüphanesi Türkçe Yazmalar, Millet Kütüphanesi ve Ali Emirî Efendi Manzûm Eserler Kütüphanesi'nde yer almaktadır.</p>
<p>Şair olan Sultan Bâyezîd, şairlerin geçimine de katkıda bulunmuş bir isimdir.</p>
<p style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt; line-height: 21.75pt; background: white;">(<em>Ey Adlî, Sevgiliden ayrı düştüğün günden beri (senin) gözbebeğini karalar bağlamış, matem tutar gibi hâlâ ağlamaktadır.</em>)</p>
<p><strong>KANÛNÎ SULTAN SÜLEYMAN: MUHİBBÎ</strong></p>
<p>Yavuz Sultan Selim'in oğlu olan Sultan Süleyman, bir yandan padişahlık görevini yerine getirirken diğer yandan da yazmış olduğu şiirleriyle şairliğinin yüceliğini kanıtlamıştır.</p>
<p>Şiirlerinde <strong>Muhibbî</strong> mahlasını kullana Sultan Süleyman, Dîvân şairleri arasında, yazmış olduğu 2799 gazeli ile en çok şiir yazanlar arasında ilk sıralarda yer almayı başarabilmiştir.</p>
<p>Yoğun padişahlık serüveni ve devlet vazifeleri arasında şiire bu denli vakit ayırabilmesi onun şairliğinin yüceliğine işaret etmektedir.</p>
<p>Onun şair kimliğinde en etkili unsur muhakkak yetiştirilme tarzıdır. Klâsik şiirin şekil ve muhtevasını devam ettiren Muhibbî, vezin, nazım şekli ve mazmunlarda da geleneği devam ettirmiştir.</p>
<p>(<em>Ey Muhibbî! eğer huzurlu olmak istiyorsan ferâgat sahibi ol (vazgeçmeyi bil). Dünyada yalnızlık köşesine (çekilmek gibi) Allah'a yakınlaşma olamaz.</em>)</p>
<p> </p>
<p><strong>III. MUSTAFA: CİHANGÎR</strong></p>
<p>Lâle Devri'nde doğan III. Mustafa, III. Ahmed'in oğludur. Büyüdüğü coşkulu ortam muhakkak onun kişiliğinde etkili olmuştur ki tıpkı ataları gibi o da bilime ve bilhassa sanata oldukça önem vermiştir.</p>
<p>Yazdığı şiirlerde <strong>Cihangîr</strong> mahlasını kullanan şair, şiirlerine yaşadığı dönemin ihtişamının aksine umutsuzluklarını yansıtmayı tercih etmiştir.</p>
<p>Bu doğrultuda yazdığı şiirleriyle devlet adamlarının eksiklikleri ve yetersizliklerine, iyi yetişmiş devlet adamı sayısının azlığından şikâyetçi olmuştur.</p>
<p><strong>"Vâsıl ola ol şâha <em>Cihângîr</em> tarafından</strong></p>
<p><strong>Ezkâ-yı tahiyyât ile teslîm-i firâvân"</strong></p>
<p>(<em>Tahiyyât duası ile teslim ol Cihangîr tarafından o şâha ulaş.</em>)</p>
<p><strong>SULTAN I. AHMED: BAHTÎ </strong></p>
<p>III. Mehmed'in oğlu olan Sultan I. Ahmed, 14. Osmanlı padişahı olarak tahta çıktığı vakit cülusuna düşürülen "<strong>Bahtî</strong>" tarihi (1012/1603) onun aynı zamanda şiirlerinde kullandığı mahlasıdır.</p>
<p>Diğer şairlere kıyasla pek fazla şiiri bulunmayan Bahtî bir <em>Dîvânçe</em> düzenlemiştir. Bu <em>Dîvânçe</em>'nin tek nüshası Millet Kütüphanesi'nde yer almaktadır.</p>
<p>Çoğunlukla din, tasavvuf ve kahramanlık üzerine şiirler yazmış külfetsiz bir dil kullanmıştır.</p>
<p style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt; line-height: 21.75pt; background: white;">(Ey Bahtî! özetle ilkbahar günleri erişse (de) çemende ırmak kenarından hiç ayrılmasak)</p>
<p><strong>SULTAN II.MUSTAFA: MEFTÛNÎ, İKBÂLÎ</strong></p>
<p>Sultan IV. Mehmed'in oğludur. İyi bir tahsil alan padişah, birçok hanedan üyesi gibi şair kimliğiyle de bilinmektedir.</p>
<p>İlk şiirlerinde <strong>Meftûnî</strong> mahlasını kullanmayı tercih eden Sultan II. Mustafa daha sonra kaleme aldığı şiirlerinde <strong>İkbâlî</strong> mahlasını kullanmayı tercih etti.</p>
<p><strong>SULTAN AHMED-İ SÂLİS BİN SULTAN IV. MEHMED: NECÎB</strong></p>
<p>Sanata oldukça önem veren IV. Mehmed'in oğlu Sultan III. Ahmed sanatta olduğu kadar, edebiyata ve düşünce sahasına da büyük önem vermiştir.</p>
<p>Döneminin aydınlarıyla bir tercüme heyeti kurdurtarak Doğu ve Batı eserlerini tercüme ettirmiş, özellikle Fransızca eserlere büyük önem vermiştir.</p>
<p>Kendi adına büyük bir kütüphane inşa ettirmiş olan Sultan III. Ahmed, <strong>Necîb</strong> mahlasıyla şiirler yazmıştır.</p>
<p><strong>"Hû ile dolmuşdur cihân bu sırra sen etme gümân</strong></p>
<p><strong>Eyle <em>Necîb</em>â gel figân tekrâr-ı hû yâ hû ile"</strong></p>
<p style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt; line-height: 21.75pt; background: white;">(<em>Dünya, hû ile dolmuştur, bu sırra sen şüphe etme. Ey Necîb, gel hû ile hû figânını tekrar eyle.</em>)</p>
<p><strong>I.MAHMUD: SEBKATÎ</strong></p>
<p>Çocukluk yılları Edirne'de geçen I. Mahmud ilk eğitimini de burada almıştır.</p>
<p style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt; line-height: 21.75pt; background: white;">Şehzadeler için özel olarak hazırlanan eğitimlerle ve döneminin önde gelen hocalarıyla tahsilini tamamlayan sultan İbrâhim Müteferrika'nın ölümünün ardından kapatılan matbaanın yeniden açılması için çalışmalar yapmıştır.</p>
<p style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt; line-height: 21.75pt; background: white;">Mûsiki ile yakından ilgilenerek besteler de yapmıştır. Bunun yanında <em>Sebkatî</em> mahlasıyla şiirler de kaleme almıştır.</p>
<p><strong>SULTAN SELÎM-İ SÂNÎ: SELÎMÎ/SELÎM</strong></p>
<p>Selîm-i Sânî, Sarı Selim, Selim bin Süleyman isimleriyle de bilinen II. Selim, Kanunî Sultan Süleyman'ın oğludur.</p>
<p style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt; line-height: 21.75pt; background: white;">Uysal ve mütevazi tavırlarıyla babasının takdirini kazanmayı başaran Sultan Selim'in çoğu Osmanlı hükümdarı gibi evvela mimari olmak üzere güzel sanatları korumak için faaliyetlerde bulunmuştur.</p>
<p>Henüz şehzadeliğinde çevresinde birçok âlim, ressam ve musikişinası toplamayı başarmıştır. Şiirlerinde <em>Selîmî</em> ve <em>Selîm</em> mahlaslarını kullanan Sultan Selîm'in bilinen tek eseri <em>Dîvânçe</em>'dir.</p>
<p> </p>
<p><em>Dîvânçe</em>'nin bilinen tek nüshası İstanbul Millet Kütüphanesi'ndedir. Dönemin tezkirecileri tarafından şiir dilinin akıcı ve güzel olduğu kaydedilirken şiirlerinin kusursuzluğu da dile getirilmiştir.</p>
<p><strong>"Dişlerin vasfın <em>Selimî</em> vasf edelden akl u dil</strong></p>
<p><strong>Baş u cânı terk edüben bahr-ı aşka taldılar"</strong></p>
<p style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt; line-height: 21.75pt; background: white;">(<em>Ey Selîmî! Dişlerinin vasfını övmeye çalışırken akıl ve dil bedeni ve canı terk edip aşk denizine daldılar.</em>)</p>
<p style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt; line-height: 21.75pt; background: white;"><o:p> </o:p></p>
Gelişmelerden haberdar olmak istiyor musunuz?
Google News’te Diriliş Postası sitemize
abone olun.