Gazze için ne pişiriliyor?

Abone Ol

İsrail ile Körfez ülkeleri arasında diplomatik ilişkiler kurulmasını sağlayacak ve Filistin davasının tasfiyesine yol açacak bir projenin var olduğundan ve “Yüzyılın Anlaşması” isimli söz konusu projeyi hayata geçirilmek için ABD Başkanı Donald Trump’ın yoğun çaba sarf ettiğinden artık haberdarız.

Projenin tamamlanabilmesinin önündeki en büyük engellerden biri Gazze Şeridi’ndeki Hamas hâkimiyeti ve oradaki direniş gruplarının elinde bulunan silah.

Bu nedenle İsrail’le güvenlik koordinasyonu yapan Filistin Yönetimi’nin Batı Yaka gibi Gazze Şeridi’nde de kontrolü tamamen eline alması isteniyor.

Salı günü Beyaz Saray’da “Gazze’deki insanlık krizi” konulu bir toplantı düzenlendi.

Toplantıyı organize eden, Trump’ın damadı Jared Kushner ve ABD Başkanı’nın Uluslararası Müzakereler Özel Temsilcisi Jason Greenblatt.

Filistin Yönetimi’nden hiçbir ismin davet edilmediği toplantıya Arap ülkelerinden Bahreyn, Mısır, Ürdün, Suudi Arabistan, Umman, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri çağrıldı.

Toplantıda ayrıca İsrail, Kanada, Fransa, Almanya, İrlanda, İtalya, Japonya, Hollanda, Norveç, İsveç, İsviçre, İngiltere, Güney Kıbrıs Rum Kesimi, Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler, Orta Doğu Dörtlüsü ve ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı’ndan temsilciler vardı.

“Gazze’de yaşanmakta olan insani krize çözüm bulmak” adı altında gerçekleştirilmiş olsa da Washington’daki toplantının “Yüzyılın Anlaşması” projesinden bağımsız olduğunu düşünmek saflık olur.

Greenblatt’ın konuşmasında Gazze Şeridi’ndeki krizin Mısır ve İsrail’e yönelik güvenlik tehditlerini büyüttüğünü öne sürerek, Hamas’ı güçlendirmeden Mısır ve İsrail’in güvenliğini garanti altına almaları gerektiğini söylemesi toplantının amacı hakkında yeterince fikir veriyor.

Beyaz Saray’da bu toplantının yapıldığı gün Gazze Şeridi’nde de ilginç bir gelişme yaşandı.

Gazze’de bir açılışa gitmekte olan Filistin Başbakanı Rami El-Hamdallah’ın konvoyu geçtiği sırada patlama meydana geldi.

Hiç kimsenin ölümüne ya da yaralanmasına yol açmayan saldırıyı üstlenen olmadı.

Fakat patlamanın hemen ardından Fetih liderleri ve medyası Hamas’ı hedef gösterme yarışına girdi.

El-Hamdallah, suikast girişimine maruz kaldığını iddia etti ve Gazze Şeridi’nin güvenliğinin hükümete teslim edilmesini istedi.

Saldırının Hamas’ın işi olduğunu söyleyenler dahi oldu.

Daha önce programında olmamasına rağmen El-Hamdallah’ın neden aniden Gazze’ye açılışa gittiği sorusu bir yana, bombayı yerleştirenlerin Filistin Başbakanı’nı ya da bir başka kişiyi öldürmeyi değil patlamanın sadece ses getirmesini planladıkları anlaşılıyor.

Çünkü ciddi bir suikast girişiminde kimsenin burnunun dahi kanamaması pek mümkün değil.

Olay daha çok alelacele sahneye konulmuş bir “tiyatro oyunu” görüntüsü veriyor.

Patlamanın Hamas’ın işi olduğu iddiasına gelince…

Böyle bir iddiayı ortaya atmak için art niyetli olmak gerek.

Bilakis patlama El-Hamdallah’ın konvoyundan çok Hamas’ı ve hareketin Gazze Şeridi’ndeki varlığını hedef alıyor.

Verilmek istenen mesaj gayet açık:

“Hamas, Gazze Şeridi’nde güvenliği sağlayamıyor.”

Mısır İstihbaratı’ndan bir heyet haftalardır Gazze’de.

Abdülfettah Es-Sisi’nin Hamas ve Fetih arasında gerçek anlamda bir uzlaşı sağlanmasını istediği ve Gazze halkını önemsediği düşüncesi akla, mantığa ve vakıaya aykırı.

Gazze Şeridi için bir şeyler pişiriliyor.

Planların “Yüzyılın Anlaşması” projesiyle bağlantılı olduğunu ve direniş gruplarının elindeki silahı etkisiz hale getirmeyi hedeflediğini biliyoruz.

Ayrıntıları da yakında ortaya çıkar.