Geçmişe ait töresi olmayan millet, soyu sopu belli olmayan insan gibidir.

Abone Ol

“Bu yazı Can Ataklı ve onun gibi düşünenlere cevaptır”

Bir sabah uyandığınızda geçmiş silinmiş olsa. Sadece adınız soyadınız. Ana adı yok, baba adı yok, yani sizi doğuran büyüten yok, kardeşiniz yok. Bir sabah uyandığınızda kökleriniz yok yani. Bu karabasanın sonu gayet net. Böyle bir durumla karşılaşırsanız eğer hemen doktora başvurursunuz. Bu bir amnezi yani bilinç kaybı yer, kişi, zaman bilincinin kaybı olarak değerlendirilir ve nörologlar, psikiyatrlar derin araştırmalara başlar.

Dün sosyal medyada bir gazetecinin(!) paylaşımını gördüm. NATO toplantısı sırasında mehter marşının çalınması, yeniçerilerin gösterisinden çok rahatsız olmuş. Cumhuriyet ile yönetilen bir ülkede ne gerek varmış? Yeniçerilerin ne anlama geldiğini herkes biliyormuş. Muş muş…

Bak yazar efendi, şimdi anlatacaklarımı iyi dinle.

Türk tarihinin bugün bildiğimiz geçmişi beş bin yıldan fazla. Hatta Göbekli Tepe buluntuları netleşirse bu tarihin çok daha geriye çekilebileceği ve dünya tarihinin yeniden yazılacağı konusunda tartışmalar devam ediyor. Şimdi sana “cahil” desem cehalet bile masum kalır. Çünkü cehalet bile sonu olan bir karanlıktır. Seninki bağnazlık, siyasi tutuculuk ve art niyet. Şu andaki Cumhuriyetimizin adı “Türkiye Cumhuriyeti”. Bu son Cumhuriyeti kuran halka “Türk Halkı” diyoruz. Bir daha tekrar edeyim mi? “Türk” Türk adı, "türe-" eyleminden, "töre" isminden türetildiği ve “türeyen, töreli, tüzüklü (kanunlu)” anlamına geldiği düşünülmektedir. Kelime zamanla “güçlü, kuvvetli ve güzel” anlamlarına da gelmiştir. Geldiği tarih milattan çok önce.

Altay Dağları’nın eteklerinde demircilik, maden işlemeciliği ve hayvan yetiştiriciliği yapan bir Türk boyuna Çinliler tarafından T'uküe denmiş. Bu kelime içinde çoğul haliyle Türük kelimesini barındırmasıyla önemlidir. Nihayetinde bu kabile adı şimdiki kullanımı olan Türk ya da Türük şekliyle, 8. yüzyıla ait başlıca yazılı eserlerde geçer. Türk kelimesi "güçlü" ya da "güçlüler" anlamına gelmektedir. Anlayabiliyor musun? Diyorum ki şu anda içinde yaşadığın Cumhuriyetin kökeni Altay Dağlarına kadar uzanıyor, ayrıca “Türk” adının etimolojik kökeni “Töre” yani soydan soya aktarılan kurallar biçimi. Şimdi devam edelim.

Yeniçerilerin kötü şanı varmış bu nedenle onların bulunmasından rahatsız olmuşsun ya. Bak Avrupa Türkler ile yeniçerilerden çok önce tanışmıştı. Türk boylarının Avrupa kıtasında, Balkanlarda’ki tarihleri MS 3.yüzyıla kadar kanıtlanmıştır.

Hunlar, Gotlardan, Alanlardan ve Germen Taifallar oluşturdukları yardımcı kuvvetlerle takviyeli olarak ilk defa 378 baharında Tuna'yı geçmişlerdir. Romalılardan karşılık görmeksizin Trakya'ya kadar ilerlemişlerdir. Roma imparatoru 1. Theodosius'un ölüm yılı olan 395'te Hunlar yeniden Balkanlar'da hareketlenmişlerdi. Hunlar, MS 380 yılından itibaren Balkanlar'a egemenlik kurmuşlardı. Bölgenin büyük bir kısmında hâkim olan Hunlar, Slavlardan daha önemlidir. Bak bu Hunlar kim biliyor musun? Ergenekon’dan çıkan ve iki önemli Türk devletini kuranlardan biri yani Türk. Senin bildiğin tek Ergenekon sanırım FETÖ’nün askerleri yargıladığı Ergenekon. Avrupa’ya gelince, senin kendini küçük görmen nedeniyle anlayamadığın “Pax Turcica” yani “Türk barışı”na çok daha önceden şahit oldular. Yeniçerilerden yüzlerce yıl önce hem de.

Türkler Anadolu’ya 2. Defa tekrar geldiler. Büyük Selçuklu’yu, Anadolu Selçuklu Devletini ve “Töre” etkisi ile bu imparatorlukların bakiyesi Osmanlı İmparatorluğunu kurdular. Osmanlı İmparatorluğu uzun yıllar hüküm sürdü ömrünü tamamladı yerine Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Tüm Türk Devletlerinin birbirinin devamı olduğunu dünya biliyor ama sen bağnaz kafan ile bizi köksüzleştirmeye çalışıyorsun. Cumhuriyeti kuran Gazi Mustafa Kemal senin tıynetindekileri bildiği için Türk Tarih Kurumunu kurdu ve İskitler ve Sakalar’ı araştırttı. Kimdi bu İskitler biliyor musun? Türk ve Anadolu’da ilk gelen Türk topluluğuydu. Kızılderilileri ve kayıp şehir Atlantis’i de araştırdı çünkü Türk izlerini arıyordu. Senin köksüz kalmanı bilemem ama Atatürk Türk’ü ve geçmişinin ayak izlerini sorguluyordu.

Mehter’e gelince Dünyadaki ilk bilinen askerî müzik topluluğu, Hunlar döneminde kurulan tuğ takımı olarak kabul edilir. Bu gelenek Göktürkler ve Karahanlılar döneminde de devam etmiştir. Osmanlı’ya da bu Türk Milletlerinin savaştaki cesaretini gösteren bir töre olarak geçmiştir. Enver Paşa’yı bilir misin? Birçok marşı bizzat o besteletmiştir. İttihat ve Terakkici Enver Paşa. Çünkü o da geçmişinin farkındaydı. Yani Selçuklu, Osmanlı, Enver ve son olarak Atatürk, Türk olmanın ve Türk genini soydan soya aktarmanın şanlı bir geçmişi sahiplenmenin derdindeydiler. Çünkü geçmişi olmayanın geleceğinin olamayacağını çok iyi biliyorlardı.

Şimdi yazar efendi; senin geçmiş ile irtibatın olmayabilir, üzülürüm ama senin tercihin. Lakin devletlerin bir geçmişi vardır biz ona tarih diyoruz. Soyunun farkında olmayan devlet olmaz buna da devlet töresi diyoruz. Kendi geçmişinden sen kaçabilir reddedebilirsin ama iş devlete gelince haddini bileceksin.

Bu meseleyi Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin kurucularından Neriman Nerimanov’un 1920 de Karabağ’ın Ermenilere verilebileceğini, böylece barışın kurulacağını savunan Ali Haydar Kerayev’e verdiği cevabı paylaşarak bitireyim “Ali Haydar Karabağ senin g**ün değildir, her gelene veresin!