Gülistan'ın üstünü örtmeyin... Ortada bir genç kızın kayıp cesedi var!

Abone Ol

Gülistan doku cinayetine ilişkin son düzlüğe geldik. Bakın Adalet Bakanı Akın Gürlek’in soğuk dosyaları raftan indiren bu yeni adalet anlayışı ile birlikte cevapsız sorular cevaplanıyor, karanlıkta kalan cinayetler aydınlatılıyor..

Böyle açık bir irade ortaya konmuşken bize düşen, elbirliğiyle bu adaletsizliklerin ortadan kaldırılmasına destek olmaktır.. Bakın dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel ve oğlunun bu vahşice işlenmiş cinayetin içinde olduğu artık net. Fakat senelece bu cinayeti aydınlatmaya çalışıyormuş gibi yapıp hem kamu kaynaklarını seferber ettiği hem de acılı aileye umut satarak zaman kaybettirdiğini öğrendik. Ve bu aşamada bir şey daha yaptı..

Adeta bir pop yıldızı gibi kendisini öven yazılar yazdırdı sosyal medya paylaşımları yaptırttı. Kurgu bir takım videolarla kamuoyunun tanınan gazetecileri, sosyal medyanın tanınmış figürleri valiyi yıkama yağlama yarışına girdiler. Ve bu kuşkusuz parayla yapıldı. Ve elbette söz konusu bütçeden fonlanan gazeteciler gülistan cinayeti konusunda da vali ne söylerse onu yazdı..

İşte o düzen Akın Gürlek sayesinde patladı. Şimdi o arkadaşlar da eski paylaşımlarını bir bir kaldırıyor. Fakat öğreniyoruz ki o Vali bu işlere devam ediyormuş .. Kardeşi üzerinden medyada çeşitli ilişkiler kurmuş ve kamuoyu algısını kendi lehine çevirmek için atağa kalkmış

Arkadaşlar…
Meslektaşlarım..
Gençler…

Bu mesele başkaca hiçbir konuyla karşılaştırılmayacak kadar önemlidir. Ortada bir genç kızın vahşice katledilmesi ve cesedinin yok edilmesi gibi alçakca canice bir suç var..

Sakın..
Ama sakın böyle saçma sapan işlere kalkışmayın..
Bu dünyada alacağınız üç beş bin dolar…
Ama ahirette hesabını veremezsiniz…

Gazetecilik, güçlülerin masasına oturup dosya kapatma sanatı değildir. Gazetecilik, Gülistan’ın annesinin gözünün içine bakabilme cesaretidir.

Eğer ortada bir genç kızın cinayete kurban gittiği iddiası, kayıp bir beden, firari bir tanık/şüpheli ve yer gösterme vaadi varsa; hiçbir maaş, hiçbir hatır, hiçbir eski makam bu gerçeğin üstünü örtemez.

***

UMUT ALTAŞ DÖNÜNCE NE OLACAK?

Dosyanın firari şüphelisi Umut Altaş’ın ABD’den Yavuz Atalay’a verdiği röportajda iki ayrı bölgeyi işaret etmesi, savcılık açısından sıradan bir beyan değil; yer gösterme potansiyeli taşıyan kritik bir gelişmedir. Altaş’ın Türkiye’ye dönüp teslim olması, vereceği ifadelerle bu karanlık dosyayı bambaşka bir boyuta taşıyabilir. Çünkü burada konuştuğumuz şey siyasi polemik değil; bir genç kızın kaybolan hayatı, bulunamayan bedeni ve yıllardır cevap bekleyen bir ailenin çığlığıdır.

Bugün yapılması gereken bellidir: Umut Altaş Türkiye’ye gelmeli, savcılığa eksiksiz ifade vermeli, işaret ettiği yerlerde adli arama yapılmalı ve dosyada adı geçen herkes hukuk önünde hesap vermelidir. Bu mesele ne bir valinin itibarı ne bir çevrenin konforu ne de basın içindeki kirli ilişkilerle örtülebilecek kadar küçüktür.

Çünkü ortada Gülistan Doku var.
Ortada kayıp bir beden var.
Ortada yıllardır susmayan bir anne var.
Ve artık herkes şunu bilmeli: Bu dosyanın üstünü örten de, hakikatin karşısında saf tutmuş olur.

Son not: Yavuz Atalay’ı daha ABD’de öğrenciyken tanıdım. Akşam gazetesine haberler geçerdi. Dedim ki “..gel her sabah 24 Tv’de ‘ABD magazini’ yapalım seninle.. Belki de ekranlarla ilk buluşması o programla oldu .. şimdiyse tüm Türkiye’nin ‘ağzından çıkacak iki kelimeyi merakla beklediği’ bir firariyi, Amerika’da yakalayıp, soruşturmanın seyrini değiştirecek mülakatı yapabilen çok iyi bir gazeteci olmuş durumda…

Eline emeğine sağlık Yavuz. Yaşşa..