Gürcistan’da Abhazya kavgası: Saakaşvili’nin sözleri neden gündemi sarstı?

Abone Ol

Gürcistan’ın eski Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili’nin “Abhazlar bizden nefret ediyor ve bunun çaresi yok” sözleri, Tiflis’te yıllardır devam eden Abhazya tartışmasını yeniden alevlendirdi.

Ancak tartışmanın merkezinde yalnızca Saakaşvili’nin sert ifadeleri yok. Asıl mesele, Gürcistan’ın Abhazya üzerindeki kontrolünü bir gün nasıl yeniden sağlayabileceği konusunda iktidar ile eski Cumhurbaşkanı arasında ortaya çıkan iki tamamen farklı strateji.

Saakaşvili’ye göre Abhazya meselesi Gürcüler ile Abhazların uzlaşmasıyla çözülebilecek bir sorun değil.
“Abhazya üzerindeki kontrolün yeniden sağlanmasının yolunun en fazla 50 bin Abhazla uzlaşmaktan geçtiğini düşünenlerin beyninde düşünce yerine çamur vardır” diyen Saakaşvili, ardından tartışmanın fitilini ateşleyen cümleyi kurdu:

“Abhazlar bizden nefret ediyor ve bunun çaresi yok.”

Eski Gürcistan Cumhurbaşkanı’na göre çözümün adresi Sohum’dan çok Moskova. Saakaşvili, Abhazya’yı “büyük bir jeopolitik mesele” olarak tanımlıyor ve çözümün “Rus İmparatorluğu’nun zayıflaması ve muhtemel dağılmasından” geçtiğini savunuyor. Ona göre Ukrayna’nın başarısı, Batı’nın gücü ve Gürcistan’ın güçlü bir devlet haline gelmesi bu denklemin temel unsurları.

1990’lardan bugüne değişmeyen sorun

Saakaşvili’nin sözlerinin Gürcistan’da bu kadar büyük tepki yaratmasının nedeni ise Abhazya’nın sıradan bir dış politika dosyası olmaması.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Gürcistan ile Abhaz güçleri arasında 1992’de başlayan savaş, 1993’te Tiflis’in Abhazya üzerindeki fiili kontrolünü kaybetmesiyle sonuçlandı.

2008’deki Rusya-Gürcistan savaşı ise durumu tamamen değiştirdi. Moskova, Abhazya ve Güney Osetya’nın “bağımsızlığını” tanıdı ve Rus askeri varlığı bölgelerde kalıcı hale geldi.

Tiflis bugün her iki bölgeyi de Rusya tarafından işgal edilmiş Gürcistan toprağı olarak kabul ediyor. Gürcistan’ın mevcut yönetimi de Rusya’nın ülke topraklarının yaklaşık yüzde 20’sini işgal altında tuttuğunu söylüyor.

Ancak bugünkü tartışmanın kritik noktası tam burada başlıyor:
Rusya bir gün zayıflarsa ne olacak?

Saakaşvili’nin cevabı, ortaya çıkacak yeni jeopolitik dengeden yararlanmak.

İktidardaki Gürcü Rüyası’nın cevabı ise farklı:
Abhazlarla yeniden birlikte yaşayabilecek bir Gürcistan oluşturmak.
İktidardan Saakaşvili’ye sert tepki

Gürcü Rüyası yönetimi Saakaşvili’nin açıklamasını yalnızca yanlış değil, Gürcistan’ın uzun vadeli ulusal çıkarları açısından tehlikeli buluyor.

Partinin parlamento grubu başkanı Irakli Kirtskhalia, hükümetin yaklaşımını şu sözlerle özetledi: “Abhazya bizim için yalnızca toprak bütünlüğü meselesi değil; insanlarımız, tarihimiz ve ortak geleceğimizdir.”

Kirtskhalia’ya göre devlet politikasının temeli “barışçıl de-işgal ve güven yoluyla uzlaşma”; hedef ise yeni bir savaşla değil, güveni yeniden kurarak ülkenin birleşmesi.

Tiflis Belediye Başkanı ve Gürcü Rüyası Genel Sekreteri Kakha Kaladze de 2 Eylül’de doğrudan Saakaşvili’ye cevap verdi.
Kaladze, Gürcistan’ın toprak bütünlüğünü yeniden sağlaması gerektiğini ancak bunun “savaşla değil, barışçıl yollarla” gerçekleşmesi gerektiğini söyledi.

İktidarın formülü açık:

Güçlü ekonomi, güçlü devlet ve Abhazlarla ve Osetlerle yeniden birlikte yaşamanın şartlarını oluşturmak.

Tartışma artık daha büyük

Parlamento Başkanı Şalva Papuaşvili ise tartışmayı daha ileri taşıdı. Papuaşvili, Saakaşvili ve bazı muhalif isimlerin açıklamalarını Gürcistan’ı kendi topraklarından vazgeçmeye hazırlayan

“koordineli bir kampanya” olarak nitelendirdi.
Ona göre Gürcistan’ın iki temel ulusal hedefi var:
Halkın refahı ve ülkenin yeniden birleşmesi.
Ve Tiflis, başka hiçbir siyasi veya ekonomik hedef karşılığında toprak bütünlüğünden vazgeçemez.

İşte Saakaşvili’nin birkaç cümlesinin Gürcistan siyasetini sarsmasının asıl nedeni de burada yatıyor.
Çünkü tartışma artık “Abhazya Gürcistan’a geri dönecek mi?” sorusundan çok, “Nasıl geri dönecek?” sorusu üzerinden yürütülüyor.

Saakaşvili, anahtarın Moskova’da olduğunu düşünüyor:
Rusya zayıflamadan statüko değişmez.

Gürcü Rüyası ise anahtarın yalnızca Moskova’da olmadığını savunuyor:
Rusya zayıflasa bile Abhazlarla güven yeniden kurulmadan Gürcistan birleşemez.

Aslında her iki yaklaşım da Abhazya meselesindeki iki ayrı gerçeği gösteriyor.
Bir tarafta Rusya’nın askeri ve siyasi gücü, diğer tarafta 1992-93 savaşının Gürcüler ile Abhazlar arasında bıraktığı derin toplumsal travma var.

Bu nedenle Gürcistan’ın önündeki asıl soru belki de Saakaşvili’nin söylediğinden daha karmaşık: Moskova’nın bölgedeki gücü bir gün zayıfladığında, Tiflis Abhazya’yı geri almaya mı, yoksa Abhazları yeniden kazanmaya mı hazır olacak?

Gürcistan’ın Abhazya düğümünün geleceğini belirleyecek soru da tam olarak bu.