Gürcistan Başbakanı İrakli Kobakhidze’nin Devlet Güvenlik Servisi’nin (DTX) 11. kuruluş yıl dönümünde yaptığı konuşma, yalnızca kurumsal bir kutlama mesajı değil, aynı zamanda Tiflis yönetiminin son dönemde karşı karşıya olduğunu düşündüğü iç ve dış güvenlik risklerine ilişkin önemli ipuçları taşıyor.
Başbakanın, “Hükümeti zor yoluyla değiştirme girişimleri başarıyla engellendi, ancak tehditler ortadan kalkmadı” sözleri, Gürcistan yönetiminin güvenlik gündeminin önümüzdeki dönemde de yüksek öncelikli olmaya devam edeceğini gösteriyor.
Kobakhidze ayrıca, “Devlet Güvenlik Servisi, Gürcistan’ın anayasal düzeninin, devlet egemenliğinin ve her vatandaşın güvenliğinin korunmasında kilit rol oynuyor” diyerek güvenlik kurumlarının devletin temel yapı taşlarından biri olduğunu vurguladı.
Avrupa Birliği ile ilişkiler neden gerildi?
Başbakanın bu açıklamaları, Gürcistan’ın son iki yılda Avrupa Birliği ile yaşadığı siyasi gerilimlerden bağımsız değerlendirilemez.
Özellikle “yabancı etkinin şeffaflığı” yasası, sivil toplum kuruluşlarına yönelik düzenlemeler ve hükümetin bazı Batılı aktörlerin Gürcistan’ın iç siyasetini etkilemeye çalıştığı yönündeki açıklamaları, Brüksel ile Tiflis arasındaki ilişkileri ciddi şekilde gerdi.
Avrupa Birliği, Gürcistan’ın demokratik standartlardan uzaklaştığını savunurken, Kobakhidze hükümeti ise Batılı bazı çevreleri ülke içinde siyasi istikrarsızlığı teşvik etmekle suçladı. Bu nedenle Başbakanın “dış özel servisler” ve “yıkıcı güçler” ifadeleri, yalnızca klasik güvenlik tehditlerini değil, hükümetin dış müdahale olarak değerlendirdiği siyasi süreçleri de kapsayan geniş bir çerçeveye işaret ediyor.
Rusya faktörü hâlâ güvenlik denkleminde
Konuşmanın bir diğer önemli boyutu ise Rusya ile ilişkiler, 2008 savaşının ardından Abhazya ve Güney Osetya’nın fiilen Tiflis’in kontrolü dışında kalması, Gürcistan’ın güvenlik politikasının merkezinde yer almaya devam ediyor. Kobakhidze’nin, “Ülkemizin karşı karşıya olduğu temel sorunlardan biri topraklarımızın işgal altında kalmasıdır” sözleri de bunu açıkça ortaya koyuyor.
Ancak son dönemde hükümetin Moskova ile doğrudan bir çatışmadan kaçınan daha temkinli bir politika izlediği görülüyor. Gürcistan, bir yandan Avrupa Birliği üyelik hedefini korurken, diğer yandan Rusya ile yeni bir askeri veya siyasi krize sürüklenmek istemiyor. Özellikle Ukrayna savaşı sonrasında Tiflis yönetimi, ülkenin yeni bir cepheye dönüşmemesi gerektiğini sık sık vurguluyor.
Bu nedenle Kobakhidze’nin güvenlik söylemi, Rusya’yı doğrudan hedef almaktan ziyade “dış tehditler” ve “hibrit müdahaleler” kavramları üzerinden şekilleniyor.
Hibrit tehditler dönemi
Başbakanın konuşması, Gürcistan’ın artık en büyük tehdidi klasik askeri saldırılardan çok hibrit yöntemlerde gördüğünü gösteriyor.
Siber saldırılar, dezenformasyon kampanyaları, yabancı istihbarat faaliyetleri, sosyal medya üzerinden yürütülen psikolojik operasyonlar ve siyasi kutuplaşmayı derinleştiren dış etkiler, Tiflis’in güvenlik stratejisinde giderek daha fazla yer tutuyor.
Jeopolitik denge arayışı
Bugün Gürcistan, Avrupa Birliği ile yaşadığı siyasi gerilimler, Rusya ile çözülemeyen toprak anlaşmazlıkları ve Güney Kafkasya’da hızla değişen jeopolitik dengeler arasında hassas bir denge politikası izliyor.
Bu nedenle Kobakhidze’nin açıklamaları yalnızca bir güvenlik kurumunun yıldönümü konuşması olarak görülmemeli. Mesaj, hem ülke içindeki muhalefete hem dış aktörlere hem de Gürcü kamuoyuna yönelik “devlet istikrarı her şeyden önce gelir” vurgusunu taşıyor.
Ancak aynı zamanda şu noktanın da altını çizmek gerekir: Başbakan, “hükümeti zorla değiştirme girişimleri”nden söz etse de, konuşmasında bu iddiaları destekleyen somut olaylar veya yeni kanıtlar paylaşmadı. Bu nedenle açıklamalar, Gürcistan hükümetinin güvenlik değerlendirmesini yansıtırken, siyasi söylemin de bir parçası olarak değerlendirilmelidir.