Güzel yurdumuzdan iki güzel insan manzarası

Abone Ol

İlk manzaramız, Kocaeli’nde bir halk otobüsü şoförü Yakup Sağlam’dan…

Kocaeli’nde halk otobüsü şoförü, yolcularını almış giderken durakta tekerlekli sandalyede bekleyen engelli çocuğu ve annesini görüyor. Hiç tereddüt etmeden el frenini çekip araçtan iniyor ve annenin yanına varıyor, engelli çocuğu kucağına alıp otobüse bindiriyor. Anne, gidecekleri yerin güzergâh dışı olduğunu söylüyor. Ancak bir saattir orada olduklarını ve otobüslere binemediklerini öğrenen Yakup Sağlam, yolcuların itiraz edeceğini bile bile güzergâhını değiştiriyor, anne ve oğlunu gidecekleri yere kadar götürüyor. Yine burada el frenini çekip engelli çocuğu araçtan indirip tekerlekli sandalyesine bindiriyor ve yoluna devam ediyor.

Yakup Sağlam, “Ablanın yüzündeki tebessüm her şeye bedeldi. Yine olsa yine yaparım. İki gün önce ‘Taksici engelli birini almadı.’ diye haber çıktı. Oraya yanaştığımda aklıma geldi. Tepki gösteren olursa da olsun, gerekirse otobüsten insinler, onu götüreyim. O gün çalışmayayım, hiç önemli değil.” diyerek insanlarımızın gönül zenginliğine, merhametine dair umutlarımızın yeşermesine vesile oldu.

“Ablanın yüzündeki tebessüm her şeye bedeldi.” sözüyle de bencilleşen, dünyanın kendi etrafında döndüğünü sanan modern insana inat, başkalarının mutluluğuyla mutlu olmanın ne kadar güzel bir haslet olduğunu hepimize yeniden hatırlattı.

Yakup Sağlam, iyi ki böyle bir davranışta bulundun; iyi ki bu davranışın basına yansıdı da insanlığa, geleceğe dair umutlarımızı tazeledik sayende… Allah, gönül zenginliğini ziyade eylesin; merhametini, insaniyetini kaybetmeden ömrünü nihayete erdirmeyi nasip etsin!..

İkinci güzel manzaramız Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesinden…

Kısmi bedensel ve işitme engelli bir genç… Muhtemelen aynı mahalleden kendisini tanıyan birisi kendisine bir ayakkabı alıyor. Ayakkabıyı vermek için çağırdıklarında çağıran kişinin yanına bir gelişi var ki bu gencin… Yıllardır sevdiğini görmeyen âşığın maşukuna; günlerce çölde kalmış bir kişinin suya, dünyanın en güzel haberini alan birinin haberi verene koşması bu gencin gelişi yanında anlamsız, yavan kalır.

Ayakkabıyı aldıktan sonra aceleyle giymeye çalışması, “Beğendin mi?” sorusuna sesli gülerek karşılık vermesi ve elini nereye koyacağını bilemeyecek kadar heyecanla sağa sola koşturması görülmeye değer…  Hele ayakkabıyı hediye eden kişiyi sevinçle defalarca öpmesi, o saf ve temiz sevinç gösterisi, insanı alıp götürüyor.

O gence bu sevinci yaşatan kişiyi kıskandığımı, onun yerinde olmayı ne kadar arzuladığımı ise anlatamam…

Olur da yolunuz Şanlıurfa’ya düşerse ya da siz de bu gencimizi sevindirmek isterseniz Ceylanpınar Cumhuriyet Mahallesi’ne gidip Mehmet Sait isimli bir genç varmış burada demeniz yeterli. Sizi Mehmet Sait’le tanıştıracak birini mutlaka bulursunuz.

Mehmet Sait’i tanımamıza, mutlu olmak ve mutlu etmek için büyük şeylere ihtiyaç duyulmadığını anlamamıza vesile olan kardeşimize de teşekkür ediyoruz. İyi ki Mehmet Sait’e böyle bir iyilik yaptın, iyi ki bunu videoya alıp paylaştın. Allah razı olsun…

Mehmet Sait’i görünce mutsuzluğumuzun ve huzursuzluğumuzun doyumsuz, her şeyin en iyisini, en pahalısını isteyen; elindekiyle yetinmeyen insanlar olmamızdan kaynaklandığını bir kez daha anlıyoruz.

Allah; bizleri üsttekilere bakıp yerinen değil, alttakilere bakıp elindekiyle yetinen ve her hâline şükreden kullarından eylesin.