Hafızalarda Açan Çiçek

Abone Ol

Bazı çiçekler bahçelerde açmaz; onlar, unutmaya direnen hafızaların en tenha köşesinde filizlenir.

Srebrenitsa'nın çiçeği de böyledir; bir bahçenin değil, bir yaranın üzerinde açar.

On bir beyaz yaprağı vardır; her biri, Temmuz'un o kanlı on birinci gününe düşürülmüş bir mühür gibidir.

Ortasında yeşil bir kalp taşır; ölümün ortasında dahi sönmeyen bir umudun, yeniden doğuşun rengidir bu.

1995'te, bir şehir topyekûn susturulmak istendi.

Sekiz binden fazla insan, yalnızca var oldukları için, yalnızca inandıkları için topraktan koparıldı.

Anneler evlatsız, çocuklar babasız, bir coğrafya sahipsiz bırakıldı.

O topraklarda, bir daha hiçbir sabah eskisi gibi doğmadı.

Ve dünya, o günlerde gözlerini yumdu; sanki görmemek, olmamış kılardı olanı.

Fakat olan, olmuştu bir kere; ve hakikat, ne kadar örtülse de bir yerden mutlaka nefes alır.

O yüzden bu çiçek, süs değil; sessiz bir şahittir.

Konuşmaz ama unutmaz; solmaz çünkü hatıradan beslenir.

Geride kalan anaların gözyaşı, bu yeşil kalpte bir pınar gibi saklıdır.

Kimi ana, evladının bir kemiğini bile bulamadan bir ömrü bekleyişle örmüştür.

Zira bir yürek ki evladını toprağa vermiştir; o yürek, dünyanın bütün baharlarına bedeldir.

Peki bizler, bu acının mirasçıları olarak neyi taşımakla mükellefiz?

Hatırlamayı.

Çünkü unutulan acı, gömüldüğü yerde çürümez; aksine, sabreder ve bir gün başka bir coğrafyada, başka isimlerle yeniden ayaklanır.

Unutmak, katilin en sadık suç ortağıdır.

Hatırlamak ise, insanın insan kalmasının son kalesidir.

Bir milleti yok etmek isteyen, önce onun hafızasını hedef alır; çünkü bedeni öldürmek kolaydır, fakat hatırayı öldürmek imkânsızdır.

İşte bu on bir yapraklı çiçek, o imkânsızlığın tuvale dökülmüş halidir.

Her yaprağı bir isyandır sessizliğe; her ilmeği bir yemindir unutuşa karşı.

O, mezar taşlarının beyaz sıralarına inat, hayatın hâlâ sürdüğünü fısıldar.

Ölüm son sözü söyleyemez; çünkü hatıra, ölümden daha uzun yaşar.

Bugün, o Temmuz'un üzerinden yıllar geçmişken, o çiçek yeniden açıyor gönüllerimizde.

Ve bize hem bir yası hem bir yemini hatırlatıyor.

Yas, kaybettiklerimiz için; yemin, bir daha kimsenin böyle koparılmaması için.

Bir çiçeği hafızada açık tutmak, aslında bir vicdanı diri tutmaktır.

Ve vicdanını diri tutan bir insanlık, hiçbir soykırımın külüne teslim olmaz.