Hamas’ın savaşı mı?

Abone Ol

Filistin direnişi ve İsrail arasında cumartesi gününden bu yana yaşanan savaş, ABD ve Avrupa’nın ne kadar İsrail yanlısı olduğunu bir kez daha gösterdi.

Hep birlikte ve anında Netanyahu’nun arkasında saf tutan Amerikalı ve Avrupalı yetkililer, Filistinlilerin yıllardır maruz kaldıkları baskı, işkence ve yargısız infazları yok sayarak, abluka altındaki Gazze Şeridi’nin yakılıp yıkılmasını görmezden gelerek İsrail için gözyaşı dökmeye başladılar.

Netanyahu’nun sivil yerleşim alanlarının bombalandığı anları gururla paylaşmasını görmemiş ve İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant’ın “İnsansı hayvanlarla savaşıyoruz ve ona göre hareket edeceğiz” demesini hiç duymamış gibi yapıp Filistin direnişini suçlamayı sürdürüyorlar.

Batı medyası da yine aynı; Gazze Şeridi’ndeki kurbanlar için sanki normal bir şekilde hayatlarını kaybetmişler gibi “öldü” ifadesini kullanıp faili gizlerken İsrail’deki can kayıpları için “öldürüldü” diyerek bilinçli bir şekilde çifte standart uyguluyor.

Kısacası İsrail’in dostlarının Filistin davasıyla ilgili tavırlarında ve söylemlerinde değişen bir şey yok. O cenahtaki tek değişiklik, aralarına Arap ülkelerinden yeni üyelerin katılması oldu.

Katar ve Kuveyt gibi birçok Arap ülkesi gerilimin yükselmesinden İsrail’i sorumlu tutarken İsrail’le ilişkilerini normalleştiren Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn’in açıklamaları işgalcileri memnun edecek nitelikte.

Bahreyn Dışişleri Bakanlığının yayınladığı utanç verici bildiride, İsrail ve Hamas arasındaki çatışmalara son verilmesi çağrısı yapılırken Hamas’ın saldırılarının sivillerin hayatını tehlikeye attığı öne sürülüyor, İsrail’in kayıplarından ötürü duyulan üzüntü dile getiriliyor ve Hamas’ın sivilleri “rehin alması” kınanıyor.

İslam dünyası tüm gücüyle Filistin direnişinin arkasında durması gerekirken kimi utana sıkıla destek açıklaması yapıyor, kimi tarafsız görünmeye çalışıyor ve kimi de açıkça İsrail’in tarafını tutuyor.

Kim ne derse desin, bu İsrail’in başarısı.

Filistin davası önce İslami kimliğinden koparılarak Arapların davası hâline getirildi, sonra da sadece Filistinlileri ilgilendiren bir meseleye dönüştürüldü.

Gelinen noktada ise Filistin’e, Kudüs’e ve Mescid-i Aksa’ya artık tüm Filistinlilerin de değil, sadece Hamas ve İslami Cihat gibi direniş gruplarının davası gözüyle bakılıyor.

Önce bu çarpık bakış açısı ve yanlış söylem düzeltilmeli.

Bu savaş Hamas ve İsrail arasında değil.

Filistinli direnişçiler, yaşadıkları coğrafya gereği savaşta ilk safta yer alsalar da Kudüs ve Mescid-i Aksa tüm İslam ümmetinin davası.

Rahmetli Mehmet Akif İnan’ın dilimizden düşmeyen o ünlü şiirini unuttuk mu?

Mescid-i Aksa’yı düşümüzde görmüştük, bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu, gözleri yollarda bekleyip durduğunu söylüyordu.

“Nerde kardeşlerim? İlk kıblesi benim Ulu Nebi’nin, unuttu mu bunu herkes?” diye soruyor, Müslümanlara selam söylüyor ve “Dayanamıyorum bu ayrılığa, kucaklasın beni İslâm” diyordu.

İlk kıblemiz Mescid-i Aksa’yı savunmak sadece Hamas’ın görevi mi?

Bugünlerde Hamas’ı eleştirenlerin Mescid-i Aksa’nın sistematik bir şekilde Yahudileştirilmesini ve yıkılıp yerine Süleyman Tapınağı’nın inşa edilmesini engellemek için herhangi bir planı ya da önerisi var mı?

Olmadığını hepimiz biliyoruz.