Hayırlı evlat(!)

Abone Ol

Hasan, 90 yaşını çoktan aşmış ve hanımını kaybetmiş yaşlı babasından bıkmıştı bıkmasına ama yüreği elvermiyordu bir türlü evden çıkmasına. 15 yıldır ona bakıyordu zaten, tek çocuğu kendisi de değildi, abisinin biri Amerika’ya yerleşmiş arada bir mektup yazıyor. Diğer abisi de İzmir’de yılda birkaç kez arayıp bilgi alıyor. Bütün yük Hasan’da.

Çok şükür babasından kalan küçük bir mağazası var onu çalıştırıp kıt kanaat geçiniyorlar. Akşam eve geldiğinde eşi her zamanki gibi yine homurdanmaya başladı:

- Yeter artık dayanamıyorum. Yemeğini yedir, çamaşırını yıka, pisliğini temizle, dırdırını dinle. Artık bu eziyete dayanamıyorum. Ya ben ya o. Kararını ver.

Alt üst oldu Hasan, ilk defa seçim yapmak zorunda kaldığını düşündü. Aslında böyle tartışmalar sık olurdu. Ama bu sefer kim doldurmuşsa eşini bir türlü durduramıyordu. Ne söylense karşı çıkıyor, ayrılmakla tehdit ediyordu. Artık eşini ikna etmesinin mümkün olmadığını anladı.

-Ben de biliyorum sana çok yük oluyor ama insanlar ne der? Sokağa mı atacağız. Neticede babamız.

Olup bitenleri yaşlı baba duyuyordu. Son yıllarda devamlı bu tartışmalar oluyordu ama bugün başkaydı. Sona geldiğini anladı.

Mustafa Amca’yı huzurevine götürmeye karar verdiler. Mustafa amca huzurevine yerleştirildi. Birkaç gün ağladı ama sonra zor da olsa alıştı unutulmuşluğa, diğerleri gibi.

Birkaç ay sonra Mustafa Amca bir daha uyanmamak üzere uyudu. Koca Mustafa Amca dünyadan göçtü gitti.

Hasan bu aralar bir inşaatta amelelik yapıyor. Karısı Şükran iki ay önce onu terk etti. Bir inşaat amelesi ile evlilik bana yakışmaz dedi ve bir mühendisle evlendi. Ondan da boşanmış diyorlar. Hasan her işi ters gittiğinde babasını hatırlıyor, büyük bir hata yaptığını anlıyor.

İşte HAYIRLI EVLAT (!) mükâfatını almıştı.

Selametle…