HEPSİ BU MİLLETİN EVLADIYDI...

Abone Ol

Abdullah Uslu,Fatma Teryaki, Kübra Yapıcı, Kadriye Tetik, Galip Öztürkler,Zeynep Aydın, Aynur Kanbur, Şeref Kocabıyık, Erhan Erkara, Dorukhan Büyükışık, Mehmet Şirin Çelik, Aysel Yıldırım, Nesim Bayram, Evindar Tiğrak...

Ve Manisa'da 3 Nisan 2010'da çöplükte cesedi bulunan bebeğimiz...

Hepsi birer ananın evladıydı..Hepsi, geleceğe umutla bakan, hayalleri olan, bu memleketin evlatlarıydı...

Hayatları ellerinden alındı...Hayalleri, umutları, geriye kalan yaşamları alt üst edildi...

Ve ölümlerinin ardından kapatılan dosyaları da, kapakları uzun yıllar açılmamak üzere, arşivin tozlu raflarında derin bir sessizliğe büründü...

Ta ki geldiğimiz döneme kadar...

Adalet Bakanımız'ın önderliğinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı yukarıda saydığım vatan evlatlarının katilini ortaya çıkararak, yargılamaya başladı bile.

Adalet Bakanımız'ın yaptığı açıklama, faili meçhul cinayetlerin üstüne daha çok gidileceğini gösteriyor. Yetkisizlikle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na gelen Muhsin Yazıcıoğlu dosyası, ortaya çıkaracağı gerçekler ve ilişki ağı nedeni ile çok kritik önem arz ediyor.

Bu kapsamda yıllar boyu ülkenin kanını emen FETÖ örgütünün, geçmişte yaptıkları, bugün ve gelecekte de yapacaklarına bir izdüşüm teşkil ediyor.

Geçmişte yargı, mülkiye ve orduya sızarak güç kazanan hain örgütün, bugün güç devşirdiği yer siyaset...Başta ana muhalefet olmak üzere muhalefet partilerinde örgütün faaliyetleri belirli, tespitli ve net...Hedefleri belli...Cumhur İttifakı'nı ne olursa olsun yıkmak, darbe ile ya da manipüle edilmiş seçimlerle (ki en iyi yaptıkları iştir) ülkeyi ele geçirmek. Türkiye isterse yüze bölünsün, umurlarında değil.

Küçük olsun bizim olsun diyorlar.

Onlar diyor demesine de, millet artık herkesin ne olduğunu bilmiyor.

Bu Türkiye'de onlara geçit yok.

KAHRAMAN EMNİYETİMİZ

Adalet camiasında yaşanan gelişmeleri anlatırken fedakar Emniyet mensuplarımızı anmamak olmaz...

Polisimiz, kimi zaman en ağır ve riskli şartlar altında, teröriste, hırsıza, katillere karşı mücadele verip, herbirimizin huzurla uyumasını sağlıyor, kimi zaman bir marjinal örgütün kanunsuz eyleminde terör örgütü sempatizanlarının hain saldırılarına maruz kalıyor, kimi zaman kar kış demeden güvenliğimiz için trafik denetimi yaparken, kimi kendini bilmezlerin şuursuz çıkışları ile uğraşıyor. Polisimiz sabrediyor, mücadele ediyor, çalışıyor.

Yıllarca kanunların işlevsel uygulanmamasından kaynaklı olarak, emniyet birimlerimizin haklı serzenişi vardı. Suçluları biz yakalıyoruz, yargı arka kapıdan salıyor diye hayıflanırdı polislerimiz.

Artık o günler bitti, polisimiz mücadele ediyor, araştırıyor, buluyor yakalıyor, ve bunu yargı ile koordineli yaparken, yargı da suçlulara gereken cezayı veriyor.

Bu noktada bir İstanbul Bakırköy sakini olarak iki isme özel olarak teşekkür etmenin bir borç olduğunu hissediyorum.

İstanbul Emniyet Müdürümüz Selami Yıldız; Göreve geldiğinden beri, İstanbul'da yaşanan atmosfer değişimini anlatmama gerek yok. Selami Müdür'ün önderliğinde tüm İstanbul emniyet birimlerimiz, İstanbul nasıl daha yaşanılabilir yapılır, bunun dersini veriyor adeta.

Ataköy semtinde yaşayan bir vatandaş olarak, Bakırköy Emniyet Müdürümüz Hüseyin Oğuz Namlı'nın da, çalışmaları ile Bakırköy'ü eski huzur ve sükun dolu atmosferine taşıdığı, özlenen Bakırköy günlerini bize kazandırdığını söylemeliyim.

Suç ve suçlu ile mücadele ederken bir yandan da, ilçe sakinlerinin huzurunun daim olması için her atılan adımlar tüm Bakırköylüler'i mutlu ediyor.

Malum Bakırköylü'yüz..Belediye yönünden şanssız, öksüz çocuk gibi iken, Emniyet Müdürümüz yönünden doğan bu şans ilçemizin geleceği için bir umut yaratıyor.

Hüseyin Oğuz Namlı gibi, çalışkan, dürüst ve vatansever bürokratlara çok ihtiyacımız olduğunu görüyoruz ve kendisinin nezdinde tüm emniyet mensuplarımıza tekrar teşekkür ediyoruz.