☰
✕

HER GÜN YAPTIĞIMIZ AMA VÜCUDUMUZU YORAN KÜÇÜK ALIŞKANLIKLAR

Abone Ol

Gözümüzü açar açmaz telefona uzanıyor, kahvaltı yapmak yerine kahvemizi içiyor, gün boyunca yeterince hareket etmiyor, akşam yemeğimizi televizyon karşısında yiyor ve gece yatağa girerken telefonu elimizden bırakmıyoruz. Bunların hiçbiri tek başına büyük bir hata gibi görünmüyor. Hatta çoğunu artık günlük hayatın normal bir parçası olarak kabul ediyoruz. Fakat her gün tekrarlanan küçük alışkanlıklar, zaman içinde kendimizi nasıl hissettiğimiz ve yaşam düzenimiz üzerinde düşündüğümüzden daha fazla etkili olabiliyor.

Güne telefonla başlayıp telefonla uyumak

Sabah daha yataktan kalkmadan bildirimlere, mesajlara ve sosyal medyaya bakıyoruz. Böylece güne kendi ihtiyaçlarımızı fark ederek değil, telefonun sunduğu uyaranlarla başlıyoruz. Akşam olduğunda da telefonu yatağa taşıyoruz. “Biraz bakıp uyuyacağım” derken birkaç video, birkaç mesaj derken uyku saatimiz erteleniyor. Telefonu tamamen hayatımızdan çıkarmak elbette mümkün değil. Ancak sabah ilk dakikaları telefonsuz geçirmek ve gece telefonu yatağın dışında bırakmak, günün başlangıcını ve sonunu daha sakin hale getirebilir.

Kahvaltı yerine kahveyle güne başlamak

Sabahları çoğumuzun ilk tercihi kahve oluyor. Kahve içmek başlı başına kötü bir alışkanlık değil. Ancak kahvaltının yerine geçmesi ve ilk öğünün sürekli ertelenmesi farklı bir konu.“Sabah canım bir şey istemiyor, kahvemi içeyim yeter” diyerek güne başlayıp öğlene kadar hiçbir şey yememek, ilerleyen saatlerde yoğun açlıkla karşılaşmamıza ve günün geri kalanında yeme düzenimizin bozulmasına zemin hazırlayabilir.

Gün boyu tek öğünle idare etmek

Yoğunluk nedeniyle “Bugün doğru düzgün yemek yiyemedim, akşam yerim” dediğimiz günler oluyor. Bazen bu durum alışkanlığa dönüşüyor ve bütün günü tek öğünle geçirmeye başlıyoruz. Gün içerisinde yeterli enerji ve besin ögelerini karşılayabilmek önemli. Bütün gün aç kalıp akşam tek seferde çok büyük bir öğüne yönelmek, açlık ve tokluk kontrolünü de zorlaştırabilir.

Yemeği birkaç dakikada bitirmek

Yoğun bir günün ortasında yemeğimizi hızlıca yiyip masadan kalkmak oldukça sıradan. Ancak yemek için ayırdığımız zamanı sürekli kısaltmak, hem yemeğin farkında olmamızı hem de tokluk sinyallerini takip etmemizi zorlaştırabilir.Bazen yapılabilecek en basit değişiklik, yemeği biraz yavaşlatmak ve o sırada gerçekten yediğimiz yemeğe odaklanmak olabilir.

Ekran karşısında yemek yemek

“Bir şey izlerken yemek daha keyifli” diyebiliriz. Fakat ekran dikkatimizi yemeğin kendisinden uzaklaştırabiliyor. Ne kadar yediğimizi, ne kadar doyduğumuzu ve gerçekten yemeye devam etmek isteyip istemediğimizi fark etmek zorlaşabiliyor.En azından bazı öğünleri ekransız geçirmek, yeme alışkanlığımızı yeniden fark etmemizi sağlayabilir.

Gün içinde yeterince hareket etmemek

Günün büyük bölümünü masa başında geçirmek, kısa mesafelerde bile araç kullanmak, asansörü tercih etmek ve eve geldiğimizde uzun süre oturmak günlük hareketimizi oldukça azaltabiliyor.Her gün mutlaka uzun ve yorucu egzersizler yapmak gerekmiyor. Gün içinde kısa yürüyüşler yapmak, mümkün olduğunca merdiven kullanmak, telefon görüşmelerini yürüyerek yapmak veya uzun süre aynı pozisyonda kalmamak bile hareketimizi artırabilir.

Sağlıklı besinleri sınırsız tüketmek

“Bu sağlıklı” diyerek porsiyonu tamamen unutabiliyoruz. Kuruyemiş, kuru meyve, granola, tahin, fıstık ezmesi gibi besinler elbette beslenmede yer alabilir. Ancak sağlıklı olmaları, sınırsız tüketilebilecekleri anlamına gelmiyor.

Uykuyu sürekli ertelemek

Gün içinde kendimize ayırmadığımız zamanı geceden çıkarmaya çalışıyoruz. “Bir bölüm daha izleyeyim”Biraz sosyal medyaya bakayım” derken uyku saatimiz her gün biraz daha ileri gidiyor. düzenli ve yeterli uyku, yalnızca ertesi gün dinç hissetmekle ilgili değil iştah, enerji, odaklanma ve günlük yaşam düzenimizin de önemli bir parçasıdır.

Sağlıklı yaşam büyük değişikliklerle değil, her gün tekrarladığımız küçük seçimlerle başlar.