Her şeyi devletten mi bekleyelim?

Abone Ol

Geçen günlerde bir toplantı için İstanbul’dan İzmit’e doğru arabayla seyrederken, bir benzinlikte durup yakıt almam gerekti. Biraz acelem olduğu için de arabadan inmeyip görevliye depoyu doldurmasını rica ettim. Pompanın sayaç göstergelerinin biraz ön tarafında durduğum için sayacı görmedim. Görevliye yakıtın ne kadar tuttuğunu sordum. Yetmiş beş lira olduğunu söyledi. Çıkartıp parayı ödedim. Tam yürüyecektim ki yakıt fişini istemek aklıma geldi. Fişi istedim baktım ki yetmiş lira 60 kuruş gösteriyor. Görevliye fişte gördüğüm rakamı okuduğumda bana direk kaç para vermem gerekiyor diye sordu. Ve fazla aldığı kısmı bana hiçbir şey olmamış gibi geri ödedi.

Aslında olan basit bir alışveriş hatasından öte büyük bir ahlak hatası idi. Görevli 60 yaşlarındaydı. Yaşıyla olan dünya hırsı uyumuna baktığımızda durumun vahameti daha da artıyor. Ben görevli ile muhatap olmadan sadece bu görevlinin daha fazla böyle bir ahlak hatasına düşmemesi adına vaktimin kısıtlı olmasına rağmen durumu müdüriyete bildirdim ve tedbir almalarını rica ettim. O kadar.

Bu olay zannediyorum ki toplumumuzda binlercesi olan basit bir vakâ-i âdiyeden. Ancak ortaya koyduğu olgu açısından ve geldiğimiz nokta bakımından hayli panik verici bir durum. Basit bir hesapla benim memurum işini bilir toplaması yapıyor ve de belki maaşından fazla kazanıyor/kazandığını zannediyor. Kazandığımızı zannediyoruz.

Bu örneği çok önemli olmasına rağmen 3. sayfa haberi olsun diye vermiyorum. Toplumumuzun şu anki ahlaki zafiyetlerinin para karşısında ne kadar da zayıfladığını ve bireysel olarak gelinmiş olan noktaya küçük bir örnek olsun diye veriyorum. Mütefekkirlerimiz, aydınlarımız ağzını açsa gözünü yumsa iki lafından birisi hükümetin din-diyanet uygulaması sorunlu, İslamî hassasiyetlerimizi koruyamıyorlar, zinayı serbest bıraktılar, domuz yetiştirilmesi kanuni oldu v.s. v.s. İyi de biz niye her şeyi devletten bekliyoruz.

Hükümet dinimizi rahat bir şekilde yaşayabileceğimiz bir ortam oluşturmasına rağmen kendimize sormamız lazım. Hiç kimsenin dini yaşantısına baskı uygulanmadığı bu ortamda, biz hangi yeni

vakfı/derneği, sivil toplum kuruluşunu kurduk, çalıştık da sonuç alamadık. Bırakın yeni vakıf, dernek, kulüp kurmayı var olanlarının faaliyetleriyle -çalışanlar müstesna- gençliğimizi yetiştirmeye, ahlakî zafiyetler hususunda insanları eğitmeye çalıştık. En azından iyiyi kötüyü göstermeye yönelik hangi çalışmayı yaptık da bu hale geldik. Burada yandım edebiyatı yapmak değil maksadım. Bir mıh bir devlet anlayışıyla, bir kişinin bir toplum demek olduğunu bilerek çevremizdeki kişilerin ferdi ahlak hatalarına mani olmamız gerek. En azından buradan başlayarak bir şeyler yapmalı, toplumsal rikkatimizi yükseltmeliyiz. Söylediğimiz her sözle de kendi sorumluluklarımızı artırdığımızı, görev listemize yeni yeni ödevler eklediğimizi bilmemiz gerek. Her şeyi devletten beklemeden toplumumuzun hassasiyetleri çerçevesinde güzel işler yapmaya gayret etmemiz gerek. Allah’a (cc) emanet olun.