Herkesin bir 28 Şubat’ı hâlâ var

Abone Ol

28 Şubat Postmodern darbesinin üzerinden 21 yıl geçti. Bir 28 Şubat’ı daha geride bıraktık. Artık bazıları için artık çok fazla anlam içermeyen bu tarih bazıları için hala acı ve gözyaşı demek.  “Bu son 28 Şubat olsun” çığlık ve temennileri gerçek olacak mı ben de bilmiyorum.

28 Şubat ayazını iliklerine dek hissetmeye devam edenleri kim teskin edecek, kim ferahlatacak,  kim ısıtacak soruları da ortada duruyor. Ergenekon, balyoz, sarıkız-karakız vs davaları yeniden görülüp içeridekiler tahliye edilirken yıllardır yok yere zindanlarda yatanlar neden bırakılmıyor, neden adil bir şekilde yeniden yargılanmıyor? 20-25 yıldır neden içerirde yattıkları tam olarak belli olmayanlar da adaletin tesisini bekliyorlar.

“28 Şubatçılar’la öpüşüp barışacak mıyız?” dediğimde “Kimlerle öpüşüp barışılmadı ki?” diyen de oldu. Hala mağduriyeti devam edenlere ilave olarak 1993’ten bu yana sebepsiz yere ceza evinde yatanları hatırlatanlar da.

Bu noktada yargı süreci devam eden 28 Şubatçıların davalardan insanların yüreğini soğutabilecek adil cezalar alması çok önemli. Aksi durumda insanların adalet duygusu hepten zedelendiğinde bunun onarılması sanıldığından da güç olacak.

Ayrıca belli konularda ortak hareket etmek bazen çok isabetli olurken bazen de herkesin aynı alana yönelmesi beklenildiği kadar bir fayda sağlamaz. Her şeyin zamanı ve kararı iyi belirlenmelidir. Yani dengeleri de gözetmek gereklilik.

Önem sırası nereden ve nasıl baktığınıza göre de değişiklik gösterebilir.

Geçmişte yaşanan türü acıların hesabını adil bir şekilde görmek icap ederken gelecekle alakalı hemen her hususta yeni çözüm yollarını da bulup hayata geçirmek mecburiyetindesiniz. Herhangi bir hususta olabilecek ihmaller sanıldığından da büyük ve olumsuz sonuçlara sebep olabilir.

Artık 28 Şubat’ın bir başka anlamı daha var: Diriliş Postası 28 Şubat ayazlarını bir nebze olsun baharın muştusuna dönüştürdü.

28 Şubat 2015 tarihinde yayın hayatına başlayan Diriliş Postası 3 yılını doldurdu ve şimdiden adını tarihe yazdırıp, şerh düştü. İlk günden bugüne bu işi omuzlayan Diriliş ailesi nöbet değişimleri ve taze kanlarla yoluna gurur ve vakarla devam ediyor.

Herkesin yazılı basın alanını terk ederek sanal aleme yöneldiği bir ortamda Diriliş Postası bu alandaki büyük boşluğu doldurdu ve emin adımla hizmetine devam ediyor. Genel-geçer kalpların çok dışında özgün yayın politikası ile okurlarının gönlünde taht kurdu.

Her şeyi ile mükemmel bir gazete olduğu iddiasında değilim. Ama samimiyetle ve kendi koyduğu ilkeler çerçevesinde en ideali, en güzeli yapmanın gayretinde.

Diriliş Postası’nın 1. yılı kutlamaları için gittiğimiz Şanlıurfa Akçakale’deki Süleyman Şah Misafirhanesi’nde Suriyeli misafir kardeşlerimizle ve evlatlarımızla buluştuğumuzda oradaki çocukların ve Diriliş ailesi fertlerinin bakışları ve gözlerindeki ışıltı hiç aklımdan çıkmıyor. 3. yılın sonunda da Diriliş ailesine yeni katılanların gözlerinde benzer ışıltıları görmek mükemmel bir duygu.

Her eylem yeniden dirilişe vesile olsun, mücadele azmimiz hiç eksilmesin, gönlümüzden güzellikler eksik olmasın.