Hizbullah Lübnan’ın sefiridir

Abone Ol

Geçen yaz sıcak bir cuma gününde Lübnan’da Hasan Nasrallah’ın öldürüldüğü yerde bulunduğum bir esnada Hizbullah üyeleri tarafından bir anda etrafım sarılmış ve telefonuma el konulmuştu.

Yine pasaportumu da o esnada vermek zorunda kaldım.

Hızlıca lüks markalı ama harap olmuş bir araca bindik. Aracın camları perdelerle kapalıydı ve aracın içi dışarıdan da oldukça sıcaktı. Arka koltukta iki yanımda silahlı Hizbullah üyeleri ile bilmediğim bir yere doğru yol aldık.

Önce açık bir alana, birkaç saat sonra da başka bir araçla Hizbullah’ın komuta merkezlerinden biri olduğunu anladığım bir ofise geçtik. Burada Humeyni, Musa Sadr gibi liderlerin birçok görselini görmek mümkündü.

Laz damarındandır ben bu durumda bile bazı serzenişlerde bulunuyordum. Neden buradayız, ne kadar sürecek vs şeklinde birçok defa soru iletiyordum. Tabii bu süreçte birçok savaş bölgesinde bulunan biri olarak Hizbullah’ın da iki komuta merkezini görme şansı bulmuştum. Fakat açıkçası o bıkkınlıkta bu pek de umurumda değildi.

Burada gerek rütbeli gerek ise rütbesiz birçok Hizbullah üyesi ile tanıştım ve konuşma fırsatı buldum. Bu kişilerin son derece saygılı, kibar ve gerçekten iyi insanlar olduğunu kesinlikle söylemek isterim. Devamlı savaş modunda olmalarına ve ajanlık şüphesiyle gözaltına alınmama rağmen hiçbir şekilde saygıda kusur etmiyorlardı. Tabii Türk olmamın da burada etkisi olacaktır ki içlerinden rütbeli bir kişi Türkiye’deki dostlarına beni araştırması için talimat verdiğini söylemişti. Yine İran’da da bazı kişilerden hakkımda bilgi toplamaya çalışıyorlardı.

Sonrasında ise en son Lübnan Savunma Bakanlığı’na kadar giden ilginç ve pek de kısa olmayan bir gözaltı süreci yaşamıştım. Yine tanıştığım Lübnan askerleri de son derece iyi niyetli ve saygılı kişilerden oluşuyordu.

Yıllardır terörist İsrail’e karşı onurlu bir mücadele veren Hizbullah’a zaten antipatim olması beklenemezdi ama yaşadığım bu süreçte de Hizbullah’a karşı sempatim ciddi derecede arttı.

Hizbullah bugünlerde de terörist İsrail’e karşı ciddi bir mücadele veriyor ve hiçbir ağırlığı olmayan Lübnan Hükümeti’nin yapamadıklarını yapmaya çalışarak, Lübnan’ın bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü korumaya çalışıyor. Bunu da kendilerinin sonsuz destekçisi olan İran’ın zor dönemlerden geçtiği bir dönemde gerçekleştiriyor.

Bugün İsrail Lübnan’ın güneyini bir şekilde ilhak etmiş durumda. Bunu Beyrut’un güneyine taşımak istiyorlar. Güvenli bölge bahanesiyle Lübnan’ı net bir şekilde işgal etmeleri çok da uzun sürmeyebilir. Terörist devlet iki haftada binden fazla insanı öldürdü ve yaklaşık bir milyon insanı yerinden etti.

Fakat 2006’daki gibi Hizbullah’ın İsrail’i püskürteceğine dair inancım tam. Tıpkı İran’ın düşmanları püskürteceğine dair olan inancım gibi. Hizbullah bu mücadeleyi de atlatırsa Lübnan’da sefirliğini bir kez daha ortaya koyacaktır. Çünkü özel hayatımda da oldukça önemli bir yere sahip olan Lübnan kuzeyde partileyen zenginlerin değil, güneyde direniş gösteren gururlu ve cesur insanların ülkesidir.