Hürmüz’ün sirenleri ve Trump

Abone Ol

Hürmüz’ü ABD için adeta bir kapana dönüştüren Trump, İran saldırısıyla aslında bölgedeki 1956’dan sonra elde ettiği üstünlüğü de çok ciddi anlamda riske etmiş durumda.

Başka bir ifadeyle ABD’nin, Avrupa’nın, özelde ise Britanya’nın mirası üzerinden devraldığı üstünlük, hiç bu kadar tehdit altına girmemişti.

İran’ın SİHA’ları ve füzeleri ABD’nin bölgesel gücünü çok gerçekçi bir karşılıkla sarmış görünüyor.

Bu anlamda seçtiğim başlığı da bir ironi olarak değerlendirmek gerekir.

Zira Batı’ya, Avrupa’ya ve onların kuzeni olan ABD’ye biraz da kendi pagan kökenleri üzerinden bir mesaj gönderiyor.

“Hürmüz’ün sirenleri” derken, Yunan mitolojisindeki “deniz perileri”ni kastediyorum.

Mitolojiye göre “sirenler” yani deniz perileri, büyülü müzikleriyle denizcileri ölüme çekerlermiş.

Bugün ABD Başkanı Trump’ın tavırları da adeta büyülenmiş, mantığa ve akla kapalı bir görünüm arz ederken, böylesi bir sese kapılmış gibi görünüyor.

Beyaz Saray İnanç Ofisi tarafından yürütülen bu büyüleme seanslarının başında da bir kadının bulunması, insana -garip bir şekilde- bu eski Yunan mitolojisindeki “siren”leri hatırlatıyor.

Elbette yaşanan her şeyin ilmi geleneğe göre izahı vardır ve bunlar üzerinden gerçek analizlere ulaşılması gerekiyor; benim de -gerçekte- yapmaya çalıştığım budur aslıda.

Buna rağmen böylesi bir gönderme yapmamamın nedeni, özellikle Trump ve ekibinin akıldan ve makulden nedenli uzaklaştığına da bir göndermedir.

Zira bizim, uluslararası ilişkiler ya da uluslararası hukuk çerçevesinde cevaplar aradığımız savaş durumu, Trump ve Netanhayu için tam olarak bir teoloji kılıfında yürümektedir.

Bu ittifakın teolojik köklerinin de Greko-Romen paganizmiyle yeniden şekillendirilmiş bir Hristiyan ve Yahudi Siyonizm’i olduğu ve bunun da Batı’da üretildiği çok açıktır.

Onlara kendi dillerinden seslenmek, göndermeler yapmak, daha fazla uyumalarına mı yoksa uyanmalarına mı sebeptir bilinmez; ama biz her yolu deneyerek bir uyanışa vesile olabilir miyiz?

Bütün dert budur…

Gerekirse işi çok daha alt zeminden alıp, durmuş beyinlere seslenen o meşhur tiplemedeki “Eşofmanlı Şevket Hoca” gibi, anlatımda her türlü enstrümanı denemeye de razı olacağız.

Çünkü sebep paganizm körlüğü ya da her ne olursa olsun bir “akıl durması” ile karşı karşıyayız ve bu da sadece bölgeyi değil, bütün dünyayı tehdit ediyor.

Bilimin ürettiği stratejiler, aklın işlediği durumlar için üretilmiştir.

Eğer bir yerde akıl işlemiyorsa bu durumda yine akıl ne yapmalı?

Akılsızlığı da akılla aşmak mutlak yol olduğuna göre, akıl bu defa karşısında durmuş bir aklın olduğunun da farkında olmalı.

Ya da en azından kendi pagan köklerinden etkilenmiş bir aklın, Hürmüz’ün sirenlerinin (perilerinin) büyülü müziğine kapılmış olma ihtimaline göre davranmalı.

Akıl, sirenler Trump’ı -gerçek bir ölüm olmasa da- siyasi bir ölüme çağırırken, en azından dünyanın geri kalanını kurtarmak adına, insanlığı uyandırma gayretinde olmalı…