İbn Tufeyl değil tufeyli yetiştiriyoruz

Abone Ol

Bizim geçmişimizde ilim erbabı ve ediplerimiz vardı. Çok eski zamanlara gitmeye gerek yok. Çok uzak olmayan yakın geçmişimize dergicilik geleneği vardı. Pek çok kıymetli insanın yetişmesinde bir mektep vazifesi görürdü.

Şu anda aradan geçen onca yıla, her türlü onca gelişmeye ve imkâna rağmen “Geçmişteki ile günümüzü kıyaslayın” diyecek olursanız daha ileriye gittiğimiz kanaatini taşımadığımı söylemek mecburiyetindeyim.

Farklı ortamlarda konuştuğumuz dostlarımızın ekseriyetinin de bu yönde görüşleri olduğunu görüyorum. Pek çok alanda “insan yetiştirme” sıkıntımız olduğu muhakkak. Sayısal anlamda bir çoğalma var gibi görünse de muhteva-kalite anlamında aynı şeyleri söylemek biraz zor.

Benimle aynı yaşlarda olan eski tüfek sayılabilecek bir dostumun şu serzenişlerini de sizlerle paylaşmak istiyorum (Onun da isteği üzerine ismini zikretmiyorum): “Yıllar, yıllar önce aylık çıkan tüm dergileri takip eder tüm yazar ve şairleri büyük bir iştahla okurdum. Pek çok yazarın bir sonraki yazısını dört gözle bekler, oradan alacaklarımla ruhumu deyim yerindeyse tıka basa doyururdum.

Şu anda günlük gazeteler veya farklı dergilerde yazan, ‘Mutlaka okumalı ve takip etmeliyim’ diyebileceğim bir kimse neredeyse yok gibi.

Popülist yazılar, yazar ve şairlerden geçilmiyor ortalık. Pek çoğunda görünür yerlerde olma eğilimini görmem ve hissetmem, kaliteli bulduğum insanların bir kısmının ebediyete irtihal etmeleri, bir kısmının köşelere çekilmeleri veya yazılarını azaltmaları böyle hissetmemin ana sebeplerinden.

Mütefekkir düzeyinde bir insanımız yok. Entelektüel ve sivil diyebileceğiniz kaliteli yazarlarımız da yok denecek kadar az.

Edebiyatın her tütünde kaliteli eserler çıkardı eskiden. Şu anda bana en azından şu son 10 yılda mükemmel diyebileceğiniz, mutlaka alıp okumalıyım diyebileceğiniz bir veya bir kaç kitap ismi verebilir misiniz? Aynı sıkıntı günlük makale yazarlarında da var. Bunun benden mi yoksa yazanlardan mı, ya da ortamdan mı kaynaklandığını çözemedim.”

Maalesef yukarıdaki beyanların hemen hepsine ben de katılıyorum.

Kaliteli insan yetiştirmede çok büyük eksiklerimiz ve sıkıntılarımız var. Adamı olmayanın adam yerine konmadığı, birinin adamı olanların ise gazete, dergi ve televizyon ekranlarında fazlasıyla arz-ı endam eylediği günler yaşıyoruz.

Eski Ediplerin söyledikleri asırlarca insanların dilinden düşmezdi. Yine eskiden insanlar yetiştirdikleri insanlar ile daha bir değer kazanırdı. Bugün ise nice duru zihinler, nice ikbal vadeden filizler elinden bir tutanı olmadığı için kuruyup gidiyor.

Sık sık “Neden İbn Tufeyl’ler yetiştiremiyoruz da tufeyliler(*) yetiştiriyoruz?” diye kendime ve de çevremdekilere sorup duruyorum. (Bu tufeyliler her alanda)

Yalnızca Batılı kaynaklardan beslenen günümüz aydınları alışkanlıkları ve önceliklerini de buna göre tanzim eder oldu. Her şeyin sonunda İbn Tufeyl ve pek çok kıymetli insanı yetiştiren bir medeniyetin evlatları olarak neden İbn Tufayl’ler değil de tufeyliler yetiştirdiğimizin cevabını da bulmak zorundayız.

Bir medeniyet inşası ya da gurur duyduğumuz medeniyetimizin ihyası hamasetle olmaz. Emek ister, tesanüt/teselsül ister, sabır ister, fedakârlık ister, samimiyet ister, aşk ister, sevgi ister, vefa ister. Zahmet ve acı çekmeden de olmaz.

Daha güzel günler görebilmek umuduyla gönlünüzden güzellikler eksik olmasın.

(*)Tufeyli: asalak