Son zamanların gündemi gerçekten trajikomik bir hâl almaya başladı.
Bir yanda Türkiye…
Savunma sanayiinde rekorlar kırıyor.
Üretimde ciddi bir ivme yakalamış durumda.
Dış politikada Türkiye Cumhuriyeti’nin itibarı, belki de hiç olmadığı kadar güçlü.
Öyle ki…
On binlerce kilometre ötede Venezuela konuşulurken bile masada bir şekilde Türkiye planı var.
Her denklemde adımız geçiyor.
Her masada sözümüz var.
Ama gelin bir de içeriye bakalım…
Ankara’da su yok.
Trafik çilesi katlanarak büyüyor.
İstanbul’da ise bambaşka bir tablo…
Şehrin bütçesi; özel uçaklar, özel partiler, kapalı devre ilişkiler arasında harcanıyor.
İnsan ister istemez soruyor:
Bu iki Türkiye nasıl aynı anda var olabiliyor?
Bir tarafta harıl harıl çalışanlar…
Diğer tarafta yan gelip yatanlar.
Türkiye’nin başkentinde, 2026 yılında hâlâ su krizini konuşuyor olmak, gerçekten akıl alır gibi değil. Ankara’yı sekiz yıldır Mansur Yavaş ve CHP zihniyeti yönetiyor. Sekiz yıl…
Sekiz yılda bir şehir, su krizine bu kadar hazırlıksız yakalanabilir mi?
Demek ki yakalanabiliyormuş.
Ne yapılmamış?
Planlama yapılmamış.
Öngörü yapılmamış.
Şehrin en temel altyapı meselesi için bir masa etrafında ciddi bir şekilde kafa patlatılmamış.
Peki bugün ne yapılıyor?
Suç devlete atılıyor.
“DSİ sorumlu” denilerek gün kurtarılmaya çalışılıyor.
Tamam…
Diyelim ki devletin de hatası var.
Ama sekiz yıldır bu şehri yöneten Mansur Bey’e şu soru sorulmayacak mı?
Bu kriz gelirken sen neredeydin?
Sekiz yıl boyunca:
“Bakın böyle bir risk var, yardıma ihtiyacımız var” demedin.
Plan açıklamadın.
Kamuoyunu hazırlamadın.
Ama gün geliyor, sular kesiliyor…
O zaman çıkıp sorumluluğu başkasına yüklüyorsun.
Kolay olan bu.
Zor olan çalışmak.
Zor olan, Recep Tayyip Erdoğan gibi çalışmak.
Açın bakın…
Sayın Erdoğan, İBB Başkanı olduğu dönemde İstanbul’un çok ciddi bir su problemi vardı.
Bir kez bile “bu devletin işi” deyip topu başkasına attı mı?
Hayır.
Çünkü bu makamlar, bahane üretme makamı değil.
Bu makamlar, çözüm üretme makamı.
O yüzden Mansur Bey’e naçizane tavsiyem şudur:
Mansur Yavaş, Recep Tayyip Erdoğan’ı örnek alsın.
Çünkü şehir yönetmek, mazeret anlatmak değil;
Şehir yönetmek, kriz gelmeden önlem almaktır.
Ve görünen o ki Ankara’da sorun su değil…
Sorun, yönetim anlayışı.