İçeride CHP, dışarıda SDG

Abone Ol

Türkiye için 2025’in en önemli hatta Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle yüzyılın projesi Terörsüz Türkiye süreci bugün girdiğimiz 2026 yılının da en önemli konusu olmaya devam edecek.

Bu kadar hayati ve önemli bir konunun başarılı olmasını isteyenler olduğu gibi bu belanın Türkiye’yi meşgul etmesini, yormasını, zarar vermeye devam etmesini isteyenler de var.

Ve bunlar maalesef sadece dışarıda değil. İçimizde de bu sürecin başarısız olmasını, terörün devam etmesini isteyen odaklar var. Bu odaklar duruşları ve açıklamalarıyla zaman zaman bunu açıkça gösteriyorlar.

Sürecin başarısız olmasını dışarıda emperyalist Batı ülkeleri ve İsrail’in istediğini; bunun için de SDG’yi maşa olarak kullandığını biliyoruz.

Ancak sürecin başarısız olmasını isteyen asıl tehdit içimizde. Süreçle ilgili yasal düzenlemeler ve diğer konular gündeme geldiğinde bu tehdidin CHP olduğunu açıkça göreceğiz.

Terörsüz Türkiye sürecinin başarısız olması için SDG nasıl bir dış tehditse, CHP de öyle bir iç tehdittir. CHP adına bu tespitimde o kadar çok yanılmak istiyorum ki anlatamam. CHP, süreç başarılı olduğunda tehdit olmadığı göstersin buradan CHP’den özür dileyeceğim.

Ancak geçmiş ve günümüzde CHP’nin terör sorununun çözümü konusunda ortaya koyduğu tavır bana hiç de umut vermiyor.

1923’de Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduğunda kurucu parti olmakla övünen CHP’nin ulus devlet anlayışı üzerinde inşa ettiği yapı ve zihniyet Kürtleri yok sayan, asimile edilmesini savunan fikir ve projeleri bugün geldiğimiz noktanın ve kırk yıllık terör belasının da temeli olmuştur.

Bu anlayışın üzerinden yüz yıl geçmiş olmasına rağmen CHP’deki bu anlayışın devam ettiğini TBBM kürsüsünden eski CHP İzmir Milletvekili Birgül Ayman Yılmaz şöyle dışa vurmuştu; “Türk ulusuyla Kürt milliyeti eşit, eşdeğer de görülemez. Bundan sonra meşru müdafaa hakkı için saldırıdayız.”

Bu zehirli ve etnik terörü besleyen dilin sadece Yılmaz ait olmadığını, bu sözlere dönemin CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu tepki göstermeyince anladık.

Aynı zehirli dil ve söylemi CHP Milletvekili Ümit Dikbayır’ın geçenlerde söylediği şu ifadelerden bir kez daha gördük ve buna Özgür Özel’in tepki göstermemesi bizi bir kez daha CHP’nin Kürtlerle ilgili düşünceleri konusunda yüz yıldır aynı yerde durduğunu gösterdi.

CHP Milletvekili Dikbayır’ın; “Kürt halkı yoktur, Kürt kökenliler vardır.” provokasyonuna bir stattan eski bir HDP kadın milletvekiline yönelik ağır küfürlü sloganlar eşlik etti. Dikbayır’ın sözleri ve bu stattan yükselen küfürlerin hedefinin Terörsüz Türkiye süreci olduğunu biliyoruz.

Dikbayır ve stat teröristlerinin sloganlarının vatanımıza ve milletimize bir faydası yok. Halkımız arasındaki kutuplaşma ve duygusal kopuşa hizmet eden bu tür provokasyonlara karşı devlet ve vatandaş olarak üzerimize düşeni yapmamız gerekiyor.

İsrail’in Türkiye’yi açıkça hedef aldığı ve hedef gösterdiği, Türkiye düşmanı ülke ve yapılarla kurduğu açık ilişkiler karşısında bizim yapmamız gereken halkımızın birlik ve beraberliğini muhafaza etmektir. Onların halkımız arasındaki güçlü kardeşlik bağlarımızı hedef aldığının idrakinde olmalıyız.

Devletimiz, İsrail’e de tükürüğümüzle boğacağımız ülke ve yapılara da gereken dersi vermeye muktedirdir. Türkiye, dışarıdaki düşmana da maşası SDG’ye de yeri ve zamanı gelince gerekeni yapar. Yeter ki biz iç cepheyi CHP tehdidine karşı sağlam tutalım.