İdamdan önce İslam gelsin

Abone Ol

Küçük Leyla ve Eylül’ün ölümü şüphesiz hepimizi çok derinden üzdü. Bunu yapan canilerin Allah bin türlü belasını versin. Evlat acısı zordur… Rabbim ailelerine sabr-ı cemiller versin. Bizlere de bir daha böyle derin acılar yaşatmasın inşallah. Hepimizin tekrar başı sağ olsun.

Evet, kıymetli dostlar soramadan edemedim. Allah aşkına gerçekte biz ne ara bu hale geldik?

Bizler bir çocuk gördüğü zaman mübarek yüzünü neşe ve sevinç kaplayan, gördüğü karşılaştığı her çocuğa selam veren, halini hatırını soran, onları öpüp koklayan bir Peygamber’in ümmeti olarak gerçekten ne ara bu hale geldik? Cevabını bildiğimiz sorular bizi yoruyor değil mi?

İslam düşmanı Haçlılar ve içimizdeki Haçlı artıkları yıllardır dini hayatımızdan tamamen çıkartabilmek için ellerinden gelen ne var ise alayını yaptılar. Yıllardır bazen açıktan bazen de perde arkasında her türlü kirli oyunu oynadılar. İstiyorlardı ki bu topraklarda sekülerizm iyice kök salsın. İmanlı nesiller yetişmesin. 15 Temmuzda olduğu gibi, Çanakkale ruhu asla bir daha yeşermesin. Merhum şairimiz Mehmet Akif’in ‘Asımın Nesli’ diyerek tarif ettiği; iman, irfan, fazilet ve bilgi ile donanmış, karakterli, ahlaklı, kişilikli, vatanına, milletine ve dinine sahip çıkan, dahası bunları yüceltmek için tüm imkânları seferber eden zımba gibi bir gençlik bir daha zinhar gelmesin!

İşte bana göre asıl mesele bu… Yaşadığımız her toplumsal yarılmanın ve ahlaki çöküntünün arkasında inanın ki bu alçaklar ve bunların projeleri var…

İslam, bu topraklardan kazınsın diye gece gündüz durmadan çalışıyorlar. Bizi bizden, bizi neslimizden koparmak istiyorlar. Örf adet ve geleneklerimizi terk etmemiz için var güçleri ile çalışıyorlar. Bize ait olmayan ithal ideolojileri bize ait gibi gösteriyorlar. Bazen karşımıza siyasetçi kılığında, bazen sanatçı kılığında, bazen de ODTÜ’ de okuyan öğrenci kılığında çıkıyorlar.

Deyin hele… Yıllarca televizyonlardaki dizilerle, mecmualarla, şarkılarla her türlü ahlaksızlığı mubah göstererek gençlerimizi zehirleyenler bunlar değil miydi?

Yaşanan türlü türlü ahlaksızlıkları bizlere; modernlik, çağdaşlık, ilericilik diye pazarlamadılar mı?

Peki ya bizler? Bunların aşağılık oyunlarına gelip dizilerdeki ahlaksız sahneleri çekirdek çitleterek ailecek izleyip çocuklarda utanma duygusunu yok etmedik mi? Ekranlarda yaşanan her türlü ahlaksızlığı bizler normalleştirmedik mi?

Edepsiz yetişen çocuklara, aferin bak ne kadar atılgan ve gözü açık adam olacak çocuk demedik mi?

Onlar gibi müstehcen giyinip, vücudunun her tarafına dövme yaptırıp gezen çocuklarımızın kuyruk sokumlarına akıllı telefonları biz koymadık mı?

Aydın müsveddelerinin uydurma kitaplarla, yalan yanlış sinemalarla tarihimizle, ecdadımızla dalga geçmelerine sessiz kalmadık mı?

Dinimizle, hocalarımızla, cami cemaatimizle dalga geçen şarlatanları bizler yıllarca sanatçı, oyuncu, tiyatrocu diye baş tacı etmedik mi?

Çocuklarımızla iletişimi kesip odalarına kapatarak akıllı telefonlara esir etmedik mi?

Sapkın ruh hali içerisinde olan bu hastalıklı canilere böyle davranarak yol vermedik mi?

Söyleyin hele? Bugün cinsel istismara uğrayan ya da canice katledilen çocuklarımızı bu durumlardan nasıl bağımsız tutabiliriz? Bizim hiç mi suçumuz yok! Hepimiz gerçekten masum muyuz?

Bunları elbette kendi nefsimizde sorgulayacağız lakin bilesiniz ki, bu alçaklar bizi bize düşürmek ve değerlerimizi elimizden almak için yeni bir algıyı daha devreye soktular. Üzerimizde yeni bir ‘’Korku İmparatorluğu’’ oluşturmak istiyorlar.

İstiyorlar ki, kimse çocuğunu ana kuzusu gibi dizinin dibinden ayırmasın.

İstiyorlar ki, camilerde çocuk sesleri olmasın. Hocalar onları sevmesin ikramlarda bulunmasın.

İstiyorlar ki, hiç kimse komşusunun çocuğunu gördüğü zaman başını okşamasın.

İstiyorlar ki, bütün çocuklar evlerine odalarına kapansınlar. İnternet aracılığı ile emperyalizmin bütün çirkinliklerine, ahlaksızlıklarına maruz kalsınlar.

İstiyorlar ki, tek ve yalnız bir hayata şimdiden alışsınlar. Merhameti, yardımlaşmayı, paylaşmayı dostluğu asla öğrenmesinler.

İstiyorlar ki, komşuluk ilişkileri hiç kalmasın. Herkes birbirinden korksun ve birbirlerinden bihaber yaşasınlar.

İstiyorlar ki, kimse birbiri ile selamlaşmasın, otoparkta eksi ikiden bindiği asansörle soluğu kendi kapısının önünde alsın.

İstiyorlar ki, İslam ile hiçbir bağımız kalmasın.

İstiyorlar ki, insanların arasında sevgi, muhabbet kalmasın.

İstiyorlar ki, ülkemiz dışarıya karşı güvensiz ve tehlikeli bir ülke görüntüsü versin, kimse gelmesin.

Peki, biz bu tuzaklara düşecek miyiz? Kısasta hayat vardır. İdam tabiî ki de gelsin.

Lakin idamdan önce İslam gelsin..!

Ne dersiniz?