Yaşadığınız yer tahammül edilemez bir hal almış olabilir. Evinizde ya da işyeriniz de kendinizi mutsuz hissedebilirsiniz. Mecburen yapmak zorunda olduğunuz işler size acı ve ıstırap veriyor olabilir. Artık yolun sonuna geldiğinizi düşünüp her şeyi koparma noktasına doğru gittiğinizi hissedebilirsiniz. Gittiğiniz yolun çıkmaz bir sokak olduğu düşünceleri kafanızı ve kalbinizi kaplamış olabilir. İşte böyle bir zamanda çareler bitti diye düşünüp bir çare kalmadığını düşünmüş olabilirsiniz. Ümidinizi kaybetmeyin, her zaman yeni bir başlangıç yapabilirsiniz.
İşte böyle bir zamanda size bir çözüm yolu var diyen bir ses gelse ne kadar mutlu ve memnun olursunuz, değil mi? Size aradığınız çözüm yolunu bu yazıda sunacağım. Unutmayın, atacağınız birinci adım ortamda bulunan zehirli enerjiyi dışarı atmaktır. Olumsuzu, dedikoduyu, yalanı, iftirayı, ön yargıları, suizannı terk edin. Asık suratı, kini, nefreti bırakın. Yaşadığınız yerdeki bütün karamsarlıkları ve bütün olumsuzlukları karbondioksiti ciğerlerinizden attığınız gibi beyninizden, kalbinizden ve dünyanızdan atın.
İkinci adımda bakış açınızı değiştirin ve her şeye yeniden başlayın. Probleme değil çözüme odaklanın. Her zaman mutlaka daha iyi bir çözüm olabileceğini düşünün. Unutmayın ki hayat seçimlerden ibarettir. Seçim yapma inisiyatifini elinize alın. Yaşadığınız ortamın olumlu ve iyi yönlerine odaklanın. Unutmayın her zaman bir çıkış yolu vardır. Çirkini değil güzeli, yıkıcılığı değil yapıcılığı, nefreti değil sevgiyi, kavgayı değil barışı seçin. Dertleriniz şaha kalktığında ve “her şey bitti” dediğiniz bir zamanda bitmeyen ve tükenmeyen bir hazine olduğunu hatırlayıp, Allah’tan ümit kesilmez, deyin ve rahat edin.
Seçim yapmayı öğrenen insan üçüncü adımda, üç seçenek içinden en iyisini seçmelidir. Bu seçim, geçmiş ve gelecek zaman yerine şimdiki zamana odaklanmaktır. Şimdiki zamana, yani içinde yaşadığınız zamana odaklanmak size müthiş bir enerji verir. Böylece geçmişte kalan dertleri düşünüp tasalanmak ve gelecekteki henüz gelmeyen ihtimalleri düşünerek odak noktanızı bozmazsınız. Yaşadığınız zamanın içindeki hazineleri keşfetme fırsatı yakalarsınız. Mutluluğu uzaklarda aramayın. Elmas gibi insanları birlikte yaşadığınız insanlar arasında arayın ve bulun. Şimdiki zamana odaklanmak size yolun sonunu hatırlatır. Her günü son gününüz gibi yaşama bilinci kazanırsınız.
Yaşadığınız hayat hala çekilmez mi geliyor? Dertlerinizi dermansız mı zannediyorsunuz? Unutmayın, çaresi yine sizin elinizde. Dördüncü adımda, yaptığınız iş her ne ise onu bir oyuna ve eğlenceye çevirin. İşinizi bir zevk ve mutluluk haline dönüştürün. Çocukların oynarken asla yorulmadığını hatırlayın. Çocukların oyundan zevk aldığı gibi siz de evinizi, işinizi, dersinizi, sınıfınızı bir oyun ve eğlence haline getirin. Yaşadığınız mekânı bir oyun bahçesi yapın. Bunu yapabilirseniz asla yorulmazsınız. İletişim halinde olduğunuz herkese bir oyun arkadaşınız gibi davranın. Arkadaşlarınıza, çalışanlarınıza, ailenize, öğrencilerinize, yaptıkları işi sevdirebilirseniz işte o zaman hayattan ve yaşamaktan müthiş bir zevk alırsınız.
Beşinci adımda birlikte yaşadığınız ve sürekli vakit geçirdiğiniz insanların kendilerini iyi hissetmelerini sağlayın. Sizinle konuşan insanlara önemli ve değerli olduklarını hissettirin. Hissettirmekten öte bu duyguyu onlara yaşatın. Onlarla nitelikli zaman geçirin ve onlara nezaketli davranın, hediyeler verin. Hepsinden önemlisi insanlara tebessüm edin ve herkese tebessüm ettirin. Yürekten ve içten gelen bir tebessümün yerini hiçbir hediyenin alamayacağını unutmayın. Birlikte yaşadığınız insanlara bir hazine kıymetinde oldukları hissini yaşatın.
Bunları yaptıktan sonra eviniz bir cennete dönebilir. Öğretmenseniz sınıfınız gül bahçesi olabilir. Patronsanız iş yeriniz oyun parkına döner. Bir fabrikada aynen bir macera parkındaki gibi çalışanların söylediği şarkılar ve tebessümler eşliğinde mutlu bir başarı hikâyesi yazılabilir.
Şunu asla unutmayalım, hayat seçimlerimizden ibarettir.