İSMAİL GÜZEL // ABD’DEN BİLDİRİYOR

Abone Ol

Tartışma tarih değil, aidiyet kavgası haline geldi…

Takip eden dostlar bilir. Senelerdir konuk olarak katıldığımız TV yayınlarında olsun ya da yıllarca farklı mecralarda yazdığım makaleler olsun genel itibarıyla dış politika ekseninde (çoğunluk ABD siyaseti ve yansımaları) konuşuyor ya da yazıyorum.

Dış politikadan iç politikayı gözlemlemek benim için daha anlamlı geliyor. Çok nadir olsada tarihsel perspektif çerçevesinde iç dinamikleri de yazıyor konuşuyoruz.

Geçtiğimiz Pazartesi akşamı nadir yayınlardan birini yaşadık. Yavuz Sultan Selim ve Şah İsmail üzerine bir yayın oldu. Yayın sonrası kocaman bir gürültü patladı. Ve bir haftadır konu Türkiye’nin en çok konuşulan ve tartışılan konusu haline geldi. Ve bugün halen tartışılıyor.

Açalım konuyu..

Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil’in Lider Haber TV’de Mustafa Albayrak yönetiminde haftalık yayınımız Barometre programında Safevi Devleti’nin kurucusu Şah İsmail hakkında “Kürt’tür” demesi, beklenmedik bir şekilde büyük bir fırtına dalgası oluşturdu. Yorumlar, alıntılar, hakaretler, savunmalar, eski videoların yeniden paylaşılması...

Adeta herkes birden tarih profesörü kesildi. Kimisi, “Hocam sen ne diyorsun?”, kimisi “Nihayet biri cesaret etti”, kimisi de “Bu adamı fişleyelim” moduna geçti.

Peki bu kadar ateşli tepkinin arkasında ne var?

Soner Yalçın’ın kendi mecrasından çıkan bir yazı üzerine yorum yapmasını istedik Ahmet Hoca’dan. Kısaca Soner Yalçın kendi kaynaklarına göre şunu diyordu. Osmanlı’yı Bektaşi-Alevi bir yapı kurdu daha sonra Sünni bir yapıya dönüştü. Konu bunun üzerine inşa edildi.

Şah İsmail Kürt mü Türk’mü?

Şimşirgil hoca ile Şah İsmail’i konuşuyorduk ki konu Şah’ın etnik kökenine geldi. Hoca tam da o noktada net bir ifade kullandı: “Şah İsmail Kürt’tür” dedi.

Biz de şaşırdık. Çünkü Türkiye sınırları içinde yaşayan hemen hemen herkes Şah İsmail’in Türk olduğu kanısıydı.

Hoca yayında bunu söylerken de dayandığı kaynakları açıkça belirtti. En önemlisi, Safevi hanedanının kendi resmi tarihçisi İbn Bezzaz tarafından yazılan Safvetü’s-Safa adlı eser. Bu eser Safevi tarikatının ve hanedanın soyağacını anlatan temel kaynaklardan biri ve İstanbul Süleymaniye Kütüphanesi’nde Ayasofya bölümünde bulunan orijinal nüshalarında-3099 numaralı yazmada-Safevi atalarından bazılarının Kürt kökenli olduğu açıkça belirtiliyor. Şimşirgil, Faruk Sümer gibi önemli Safevi tarihçilerinin de bu yöndeki tespitlerini hatırlatarak, “Bu benim kafamdan uydurduğum bir şey değil, kendi kaynakları söylüyor” diye de ekledi..

Burada enteresan bir detay daha var. Şimşirgil, Safevi Devleti’ni “Türk devleti” olarak tanımlıyor ama hanedan ailesinin yani Şah İsmail’in soyunun Kürt kökenli olduğunu vurguluyor. Yani ayrımı çok net yapıyor. Sadece saray dili Türkçe, ordu ağırlıklı Türkmen/Kızılbaş unsurlardan oluşuyor… Çekirdek aile, hanedan Kürt. Bu ayrım bile tek başına birçok kişiyi rahatsız ediyor çünkü insanlar özellikle “Şah İsmail-Safevi-Türkmen -Kızılbaş” üçgeninde düşünüyor.

Farklı düşünenlerin tavırlarının bu kadar sert olmasının birkaç nedeni var.

Kimlik hassasiyeti

Şah İsmail, özellikle Alevi-Bektaşi topluluklarında ve Azerbaycan kimliğinde çok güçlü bir sembol. Hatayi mahlasıyla yazdığı nefesler, divanı, Türkçe şiir anlayışı… Bunlar yıllardır bizden biri duygusunu pekiştirmiş. Bir anda “Kürt’tür” denilince, sanki o aidiyet duygusuna el uzatılmış gibi hissediliyor. Madem Kürt, neden Hatayi divanını okuyoruz? sorusu soruluyor.. Şunu da söylemekte fayda var. Bir şiirinde Şah kendisini peygamber soyundan geldiğini iddia ediyor. İlginç değil mi? Ayrıca nasıl ki Farsça şiir yazması Sultan Selim’i Farsi yapmaz, Hatayi mahlasıyla Türkçe şiir yazan Şah’ı da Türk yapmaz.

Kürt kelimesinin Türkiye’deki yükü

Maalesef ülkede Kürt kelimesi hala otomatikman politik bir tartışmaya dönüşebiliyor. Şimşirgil’in kendisi de yayında bunu söylüyor zaten: “Kürt” dediğin anda hemen saldırıyorlar, küfrediyorlar… Sanki Kürt olmak suçmuş gibi. Gerçekten de öyle bir refleks var. Şimşirgil Hoca bilimsel bir iddia ortaya koyuyor, kaynak gösteriyor ama cevapların çoğu vatan haini, bölücü, Kürtçü gibi garip saçma sıfatlarla geliyor. Bu da tartışmayı tarih zemininden alıp duygusal- politik alana taşıyor.

Karşı tarafın argümanları

Karşı görüşte olanların da argümanı şöyle; “Annesi Alemşah Halime Begüm, Uzun Hasan’ın kızı, babası Şeyh Haydar… Bunlar Akkoyunlu ve Türkmen kökenli” diyorlar. Devlet dili Türkçe, ordu Kızılbaş Türkmenlerden oluşuyor” diyorlar. Hatta bazıları “Kızılbaş zaten Oğuz boylarından biridir” diye ekliyor. Prof. Erhan Afyoncu ve Prof. Tufan Gündüz gibi isimler de bu görüşü savunan tarihçiler arasında. Yani akademik camiada bu konu üzerine net bir fikir birliği yok.

Tamam ama gerçek nedir?

Aslında bu durum tek bir cümleyle özetlenecek kadar basit değil. Şah İsmail’in soyu, 13. yüzyıldan itibaren Erdebil’de kurulan Safevi tarikatıyla iç içe geçmiş bir yapı. Bu yapıya Kürt unsurlar, Türkmen unsurlar, hatta Arap seyyid iddiaları karışmış. Safvetü’s-Safa’nın erken nüshalarında Kürt ifadesi geçiyor fakat daha sonra nüshaların bazılarının tahrif edildiği iddiası var ki bu da ayrı bir tartışma konusu..

Sosyal medyadaki patlamanın asıl trajikomik yanı şu; binlerce kişi “Şah İsmail Kürt’tür” veya “Türk’tür” diye birbirine veryansın ederken, muhtemelen aynı kişiler beş gün önce Şah İsmail’in hangi yılda doğduğunu bile bilmiyordu. Tartışma tarih değil, aidiyet kavgası haline geldi. Kimse “Acaba Safvetü’s-Safa’nın farklı nüshalarını karşılaştırsak ne çıkar?” demiyor; “Hocayı linç edelim” diyor.

Sonuç olarak…

Ahmet Şimşirgil’in söylediği şey yeni değil, yıllardır tartışılıyor. Hatta benzer bir durumda sanırım TRT’de tarihi bir filmde Çandarlı Halil Paşa karakteri üzerinden Şimşirgil hocaya hakaretler yağdırılmıştı..

Hülasa, Ahmet Hoca, Şah İsmail için Kürt’tür sözünü televizyonda net ve dobra söyleyince kıvılcım çaktı.

Bu olay bize şunu gösterdi; Tarih, sadece geçmişe dair bilgi değil aynı zamanda bugünün kimlik haritalarını da çiziyor. Bir cümleyle birilerini çok mutlu edip birilerini çok öfkelendirebiliyorsunuz.

Siz ne düşünüyorsunuz?