İSRAİLLİ DİPLOMATTAN TÜRKİYE İTİRAFI! NETENYAHU CEPHESİNDE RAHATSIZLIK YARATTI

Abone Ol

Tarih bazen öyle bir noktaya gelir ki, yıllarca görmezden gelmeye çalıştığınız bir gerçeği sonunda kendi kaleminizle yazmak zorunda kalırsınız. İşte İsrailli yazar ve diplomat David Ben-Basat'ın The Jerusalem Post'ta yayımlanan yazısı tam olarak bunun örneğidir.

Yıllardır Türkiye'nin attığı adımları küçümseyen, savunma sanayisindeki yükselişini görmezden gelen çevreler bugün bambaşka bir noktada.

Çünkü gerçekler artık inkâr edilemeyecek kadar büyüdü.

Ben-Basat yazısında açıkça şunu söylüyor:

Türkiye artık NATO'nun kenarında duran bir ülke değil...

Doğu Avrupa'dan Orta Doğu'ya uzanan geniş coğrafyayı etkileyen kararların merkezindeki stratejik bir devlettir.

Türkiye, NATO'nun ikinci büyük kara ordusuna sahiptir.

Karadeniz'deki mayın temizleme görev gücüne liderlik etmektedir.

İttifakın güney kanadının güvenliğinde kilit rol üstlenmektedir.

Savunma sanayisi hızla büyümekte, silah ihracatı her geçen gün artmakta ve NATO'nun ortak savunma projelerinde vazgeçilmez bir ortak haline gelmektedir.

Yetmiyor...

Türkiye'nin Asya, Kafkasya ve Avrupa'yı birbirine bağlayan enerji koridorlarının merkezinde bulunduğunu, Avrupa'nın enerji güvenliğinde belirleyici bir ülke haline geldiğini de yazıyor.

Ve en çarpıcı cümleyi kuruyor:

"Türkiye, NATO'nun en etkili üyelerinden biri haline gelmiştir."

Bu sözler Ankara'dan çıkmıyor.

Bu sözler İsrailli bir diplomatın kaleminden çıkıyor.

Ben-Basat bununla da yetinmiyor. Avrupa ve Washington'un artık "Türkiye güçlenecek mi?" sorusunu değil, "Türkiye ile iş birliğini nasıl sürdürebiliriz?" sorusunu tartıştığını ifade ediyor. Hatta bazı uzmanların "NATO 3.0" olarak adlandırdığı yeni dönemde Türkiye'nin en avantajlı ülkelerden biri olduğunu dile getiriyor.

Demek ki yıllarca Türkiye'yi küçümseyenler bugün Türkiye'nin ulaştığı gücü kabul etmek zorunda kalmış.

İşte benim dikkat çekmek istediğim nokta da tam burası.

Türkiye'yi yıllarca farklı yöntemlerle durdurmaya çalışanlar, bugün Türkiye'nin olmadığı hiçbir güvenlik denkleminden söz edemiyor.

Bu tabloyu ben söylemiyorum.

İsrailli bir diplomat yazıyor.

Gelelim işin diğer tarafına...

Gazze'de yaşananlar nedeniyle İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, uluslararası alanda çok ağır eleştirilerin hedefinde. Çok sayıda uluslararası kuruluş ve devlet, Gazze'deki sivil ölümler ve insani tablo nedeniyle İsrail hükümetini sert şekilde eleştiriyor. Dünyanın birçok ülkesinde protestolar düzenleniyor. Netanyahu ise kamuoyunda, özellikle sivil ölümler nedeniyle, "bebek katili" olarak nitelendirilen sloganların da hedefi oluyor.

Böylesine tartışmalı bir dönemde, İsrailli bir diplomatın Türkiye'nin askeri, stratejik ve diplomatik gücünü bu kadar açık ifadelerle teslim etmesi sıradan bir değerlendirme değildir.

Çünkü gerçekler bazen en sert şekilde, onları kabul etmek istemeyenlerin ağzından dökülür.

Bugün gelinen noktada Türkiye'nin gücünü inkâr etmek isteyenler olabilir.

Ama artık bunu başaramıyorlar.

Çünkü Türkiye konuşulmuyor...

Türkiye belirleyici oluyor.

Ve bunu kabul edenler, Türkiye'nin dostları değil; yıllarca bunu söylemekten kaçınan isimlerdir.

Gerçek er ya da geç ortaya çıkar.

Bugün ortaya çıkan gerçek ise şudur:

Türkiye, artık göz ardı edilemeyecek bir stratejik güçtür.