İstanbul’da Türkmen Mutfağı ve SamsaLand

Abone Ol

Orta Asya Türkmen mutfağı

Orta Asya’nın uçsuz bucaksız bozkırlarında doğan Türkmen mutfağı, doğal yemeklerden oluşan bir sofra kültürü. Göçebe hayatın, İpek Yolu ticaretinin ve yüzyıllar boyunca taşınan kolektif hafızanın da lezzete dönüşmüş bir hâli. Çölün sert iklimi ile bozkırın bereketi arasında şekillenen bu mutfak, et, tahıl ve süt ürünlerini merkeze alırken; misafire ikramı da çok kıymetli bir gelenek olarak görür. Araştırmalar, Türkmen mutfağının temel karakterini pilav, buharda pişen mantılar, tandırda hazırlanan hamur işleri ve şiş etler olduğunu gösteriyor.

Göl kıyısında Orta Asya rüzgârı “SamsaLand”

Bazı restoranlar yemek sunar. Bazıları ise bir coğrafyayı, bir hafızayı ve bir kültürü sofraya taşır. SamsaLand da İstanbul’un kalabalık ve hızlı akan hayatı içinde bunu yapan nadir mekânlardan biri. Şirinevler’de mütevazı bir dükkânda başlayan bu hikâye, bugün Küçükçekmece Gölü kıyısında yüzlerce misafiri ağırlayan büyük bir gastronomi durağına dönüşmüş durumda. Bu, Orta Asya’nın kadim mutfak kültürünün daha geniş kitlelerle buluşmasının da hikâyesi.

Kazanda pişen gelenekOrta Asya Pilavı”

Özellikle büyük kazanlarda hazırlanan Türkmen pilavı, düğünlerin, bayramların ve toplumsal dayanışmanın da bir simgesi. Sofranın en dikkat çekici yıldızı kuşkusuz bu kadim Orta Asya lezzeti ve bu coğrafyada başlı başına bir ana yemek. Et, havuç, pirinç ve baharatların ahenkle buluştuğu bu yemek, nesiller boyunca şölen sofralarının vazgeçilmez bir parçası olmuş. SamsaLand’ın yeni şubesinde bu pilav Türkmenistan’dan getirilen özel kazanlarda hazırlanıyor. Bu kazanlar, yüzyıllarca taşınan mutfak geleneğinin kültürel bir emaneti. Üstelik açık alanda kurulan kazanlar sayesinde misafirler pişirme sürecine de tanıklık edebiliyor.

Kat kat lezzet “Samsa”

Orta Asya mutfağının en bilinen lezzetlerinden biri olan samsa, Anadolu’daki börek kültürünün uzak akrabası sayılabilir. İnce açılmış hamurun içine yerleştirilen etli harçla hazırlanan bu geleneksel lezzet, dışı kıtır, içi ise son derece sulu bir yapıya sahip. Samsa’yı benzer hamur işlerinden ayıran en önemli özelliklerden biri ise Türkmenistan’da kullanılan özel tandırlarda yapılması. Hamurun tandırın iç yüzeyine yapıştırılarak pişirilmesi, ona kendine has aromasını ve eşsiz dokusunu kazandırır. Orta Asya’daki ülkelerde sokak lezzeti olarak büyük ilgi görüyor.

Bozkırın lezzet kahramanı “Fitçi”

Türkmen mutfağının önemli hamur işlerinden biri olan fitçi, görünüş itibarıyla büyük bir etli böreği andırır. İnce hamurun arasında kıyma ve soğanla hazırlanan harç bulunur. Dışı hafif çıtır, iç kısmı ise son derece yumuşaktır. Kalabalık sofralarda paylaşarak yenmesi nedeniyle sosyal bir yemek olarak da kabul edilir. Belki de bu yüzden SamsaLand’ın ruhunu en iyi anlatan ürünlerden biridir.

Mantının üç farklı yorumu

Orta Asya dünyasında mantının çok farklı versiyonları bulunur.

Buhar Mantısı

Geleneksel yöntemle buharda pişirilen mantı, hamurun yumuşaklığını koruyan özel bir yapıya sahip. İç harcındaki et suyu sayesinde oldukça aromatik bir lezzet ortaya çıkar.

Rus Mantısı (Pelmeni)

Rusya ve Orta Asya coğrafyasında yaygın olan Pelmeni, daha küçük boyutlu ve yoğun et dolgulu bir mantı türü. Genellikle sade görünür ancak lezzeti oldukça güçlüdür.

Çıtır Mantı

Kızartılarak hazırlandığı için dış yüzeyinde belirgin bir gevreklik taşır. Geleneksel mantının farklı bir yorumu olarak dikkat çeker.

Şaşlık lezzeti

Orta Asya mutfağının vazgeçilmezlerinden biri de şaşlıktır. SamsaLand menüsünde kuzu şaşlık ve ciğer şaşlık önemli bir yer tutuyor. Şiş üzerinde pişirilen etlerin köz ateşiyle buluşması, yemeğe kendine özgü aromatik bir karakter kazandırıyor. Kuzu şaşlık daha yumuşak ve yoğun bir et lezzeti sunarken, gömlek zarına sarılı ciğer şaşlık ise özellikle sakatat sevenlerin tercih ettiği güçlü bir seçenek olarak öne çıkıyor.

Lüle Kebabı

Orta Asya ve Kafkas etkilerini taşıyan lüle kebabı kıyma ve baharatların şiş üzerinde şekillendirilmesiyle hazırlanır. Özellikle pilav ve ayranla birlikte servis edildiğinde son derece doyurucu bir öğüne dönüşüyor.

Kahvaltının uzayan hali

SamsaLand, akşam yemekleriyle olduğu kadar kahvaltısıyla da dikkat çekiyor. Sabah başlayan kahvaltı servisi öğleden sonra 15.00-16.00 saatlerine kadar devam ediyor. Bu uzun servis süresi özellikle hafta sonları geç kahvaltı yapmayı seven misafirler için önemli bir avantaj oluşturuyor.

SamsaLand Küçükçekmece

Her büyük hikâyenin küçük bir başlangıcı olur. SamsaLand’ın hikâyesi de Şirinevler’deki mütevazı bir işletmede başlıyor. Dar bir yerde faaliyet gösteren restoran, yıllar boyunca Türkmen ve Orta Asya mutfağının özgün lezzetlerini İstanbul’un damak tadıyla buluşturuyor. İlk günlerde müşterilerinin önemli kısmını Orta Asya kökenli aileler oluştururken zamanla Türk misafirlerin de bu mutfağa yoğun ilgi göstermesi işletmenin hedefini büyütüyor. Bir süre sonra talebi karşılamakta zorlanan mekan, özellikle hafta sonları masa bulmak güçleşirken araçlarıyla gelen misafirler de park yeri problemi yaşamaya başlıyor.

Şirinevler’den Küçükçekmece’ye uzanan lezzet yolculuğu

Şirinevler’in ardından Küçükçekmece Gölü kıyısında bulunan yeni adresiyle SamsaLand, yüzlerce misafiri ağırlayabilen büyük bir restorana dönüşüyor. Yaklaşık 300-350 kişilik kapasitesiyle dikkat çeken bu büyümenin en değerli yanı ise işletmenin ruhunu kaybetmemesi. Şirinevler’de hissedilen sıcaklık ve samimiyet, yeni mekânda da aynı şekilde yaşamaya devam ediyor. Küçükçekmece İstasyon Caddesinde, gölün hemen kıyısında yer alan SamsaLand, ilk bakışta bir restorandan çok bir yaşam alanı hissi veriyor. Mekânın en önemli avantajlarından biri, ücretsiz ve geniş otopark alanı ile özellikle aileler için önemli bir konfor sunuyor olması.

SamsaLand’ ı özel kılan göl manzarası, ferah açık alanları ve özenle tasarlanmış oturma düzeninin yansıra misafirlere şehrin karmaşasından uzaklaşabilecekleri huzurlu bir atmosfer sunuyor olması. Özellikle gün batımında gölün üzerine düşen ışıkların oluşturduğu manzara, mekânın ruhunu bambaşka bir güzelliğe taşıyor.

Ateş başında kahve keyfi

Yeni mekânın en dikkat çekici yeniliklerinden biri hiç şüphesiz ateş başında kahve konsepti. Göl kenarında oluşturulan bu alan, İstanbul’da giderek kaybolan sohbet kültürünü yeniden hatırlatıyor. Akşam saatlerinde yanan ateşin çevresinde toplanan insanlar bazen uzun bir iş gününün yorgunluğunu atıyor, bazen dostlarıyla sohbet ediyor, bazen de gölü seyrediyor. Aslında ateş başında geçirilen zamanın kendisi bir deneyime dönüşüyor. Modern şehir yaşamının hızına karşı yavaşlamayı öneren bir alan ortaya çıkıyor.

Özetle SamsaLand, Türkmen ve Orta Asya mutfağı özelliğiyle Türk mutfak kültürünün köklerini anlamak açısından son derece önemli bir yere sahip. Anadolu’da yediğimiz belki pek çok yemeğin ilk izleri Orta Asya bozkırlarında görülür. Samsaland da bu kökleri günümüz sofralarına taşıyor.