☰
✕

“İstanbul’u Dinliyoruz”

Abone Ol

AK Parti İstanbul İl Başkanı Sn. Abdullah Özdemir’in başlatmış olduğu “İstanbul’u Dinliyoruz” programını sosyal medya üzerinden takip ettim.

Program kapsamında; AK Parti İstanbul İl Başkanı ve il başkan yardımcılarının yanı sıra ilgili ilçenin ilçe başkanı ve yöneticileri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, kanaat önderleri, sanayici ve iş insanları, gençlik derneklerinin başkanları, yerel spor kulüplerinin yöneticileri, AK Parti mahalle başkanları ve vatandaşlar bir araya geliyor.

Program boyunca, ilçeye ilişkin şikâyetler, öneriler ve talepler katılımcılar tarafından doğrudan dile getiriliyor. İletilen konular tek tek dinlenerek kayıt altına alınıyor; ilgili kişi ve kurumlara anında aktarılıyor ve çözüm süreci yakından takip ediliyor.

Kanaatimce, uzun süredir uygulanan esnaf ziyaretleri, hane ziyaretleri ve benzeri saha çalışmalarının yanında bu program modeli oldukça yerinde ve verimli bir yaklaşım sunuyor. Vatandaşın talep ve sorunlarını doğrudan muhataplarına iletebilmesi, bürokratik ve idari süreçlerin hızlandırılması, çözüm odaklı bir iletişim mekanizmasının kurulması açısından önemli bir fırsat oluşturuyor.

Halk Günleri

Bu uygulamanın yerel yönetimler düzeyindeki başarılı örneklerinden biri de Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım’ın yıllardır sürdürdüğü mahalle buluşmalarıdır. Ümraniye’nin her mahallesinde düzenlenen bu programlar; çay ve simit ikramları, çocuklara yönelik pamuk şeker stantları ve oyun alanlarıyla kapsamlı bir sosyal buluşma modeline dönüştürülmüştür.

Sayın İsmet Yıldırım, başkan yardımcıları ve ilgili müdürleriyle birlikte her hafta farklı bir mahalle parkında vatandaşlarla bir araya gelerek “Halk Buluşmaları” adı altında talepleri, önerileri ve şikâyetleri doğrudan dinlemektedir. İletilen konuların ilgili müdürlerle birlikte yerinde değerlendirilmesi ve gerekli talimatların doğrudan verilmesi, sorunların çözümüne yönelik hızlı ve etkin bir iletişim mekanizması oluşturmaktadır.

Bunun yanı sıra, sorunlarını, taleplerini veya şikâyetlerini toplum içerisinde dile getirmek istemeyen vatandaşlar için belediye binasında, Belediye Başkanı İsmet Yıldırım ile birebir görüşme imkânı sunan ayrı bir program da düzenlenmektedir. Bu yaklaşım, vatandaşların mahremiyetine gösterilen özen bakımından son derece nazik ve incelikli bir uygulamadır.

Esenyurt

Malumunuz, Esenyurt Belediye Başkanı’nın tutuklanmasının ardından göreve getirilen Esenyurt Belediye Başkan Vekili Can Aksoy’un ekibinde yer alan Yusuf Ulutaş, rüşvet soruşturması kapsamında tutuklandı.

Park ve Bahçeler Müdürü’nün ihbarı üzerine boş bir eve düzenlenen operasyonda, Ulutaş’a ait olduğu belirtilen yüklü miktarda para ele geçirildi.

Basında ve sosyal medyada uzun süredir yalnızca muhalefet belediyelerinin hedef alındığı ve bu belediyeler üzerinde baskı kurulduğu yönünde oluşturulan algı, bu gelişmeyle birlikte ciddi biçimde çökmüş oldu

Rüşvet ve yolsuzlukla, kamu kaynaklarının zarara uğratılmasıyla ve siyasi makamların kişisel çıkarlar doğrultusunda hukuka aykırı biçimde kullanılmasına karşı duran Cumhurbaşkanımız, bu konudaki söylemlerini icraatlarla da perçinlemiş oldu.

AK Parti’nin kilit isimlerinden birinin görevden alınarak partiden ihraç edilmesi ve Esenyurt Belediyesine yönelik operasyonlar kapsamında çok sayıda yöneticinin tutuklanması, bu kararlılığın açık örnekleridir.

BEDEL VURGUSU

Sanayicimiz etrafımızdaki ateş çemberine rağmen özveriyle çalışırken…

Tüccarımız, esnafımız helalinden kazanmak için kılı kırk yararken…

Piyasa düzenbazlıklarıyla 3 lirasını 10’a, 30’a katlayana bu fahiş kazancın bedelini mutlaka ödeteceğiz.”

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 16 Ekim’de yayımladığı bu tweet’te yer alan ifadeler, son dönemde kamuoyunda sıkça dile getirilen bir endişeye doğrudan karşılık veriyor.

Özellikle muhalif seçmenler başta olmak üzere toplumun önemli bir kesiminde, siyasete ve bürokrasiye yakın isimlerin hak ettikleri cezaları almayacaklarına yönelik bir kanaat oluşmuş durumda. Cumhurbaşkanımızın 29 Eylül’de yaptığı ve bu kişilerle kararlılıkla mücadele edileceğini vurguladığı konuşmanın ardından, 16 Ekim’deki bu tweeti de bu açıdan ikinci bir kırılma noktası olarak değerlendiriyorum.

Mağdur vatandaşlarımızın, muhalif seçmenlerin ve toplumun tüm kesimlerinin müsterih olmasını öneriyorum. Hukukun üstünlüğü ilkesi doğrultusunda, kim olursa olsun suç işleyen herkesin hukuk önünde hesap vereceğine, toplumsal güvenin yeniden tesis edileceğine ve Cumhurbaşkanımızın bu konuyu bire bir takip edeceğine inancım tamdır.

MORGAN STANLEY ve 1 ÖNERİ

Cüneyt Özdemir’in yayınında aktardığı bilgilere göre, Morgan Stanley Türkiye’ye mevcut sorunların çözülmesi, ilgili kurumların yapısal açıdan yeniden düzenlenmesi ve borsa yönetiminde gerekli revizyonların gerçekleştirilmesi için haziran ayına kadar süre tanıdı.

Söz konusu süre içerisinde gerekli adımların atılmaması ve beklenen düzenlemelerin hayata geçirilmemesi durumunda, Morgan Stanley’nin Türkiye piyasasından çekilme kararı alabileceği ifade edildi.

Bu haber bana bir şey hatırlattı;

Önemli bir kesimde cumhurbaşkanımızın işin sonu nereye ve kime giderse gitsin bu konuyla mücadele edeceğine dair inanç var fakat bu kesimin ısrarlı bir önerisi de var;

İlgili denetleyici kuruluşlardaki ve konunun muhatabı kurumların başındaki bürokratlar neden hala görevden alınmıyor ?

Bugün hem siyaseten hem hukuken en doğrusu bunları görevden almak degil midir diye ısrarla soran bir kesim var?

Toplumun beklentileri ile Sayın Cumhurbaşkanımızın verdiği mesajlar ve aldığı aksiyonlar örtüşmektedir. Yürütülen operasyonlar kapsamında, siyasi konumu, nüfuzu veya hangi çevreye yakın olduğu gözetilmeksizin kişilerin gözaltına alınması ve tutuklanması, hukukun herkes için eşit uygulanması gerektiği yönündeki yaklaşımın bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Bu çerçevede atılan adımlar, muhalefetin konuya ilişkin eleştirilerine karşı da somut bir yanıt niteliği taşımaktadır.

Ancak şu hususu da çok iyi bilmemiz gerekir: Devlet, yargı, emniyet ve bürokrasi; adı ne olursa olsun, belirli bir sistematik, hukuki çerçeve ve kurumsal işleyiş doğrultusunda hareket eder. Her sürecin kendine özgü bir işleyişi, olgunlaşma aşaması ve belirli takvimleri vardır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, artık kurumların bir anda ve keyfî kararlarla görevden alınabildiği eski Türkiye anlayışından farklı olarak, yerleşik kurumsal altyapısı ve işleyen mekanizmalarıyla yönetilen bir devlet yapısına sahiptir.

Zamanı geldiğinde, gerekli hukuki süreçler tamamlandığında ve yeterli deliller ortaya konulduğunda, yaşanan bu rezalete sebep olan iş insanlarının, siyasetçilerin ve bürokratların hukuk önünde hesap vereceğine inanıyorum. Adaletin tecellisi, bazı güç odaklarının beklentilerinden ziyade hukukun üstünlüğü ve delillerin ortaya koyduğu gerçekler doğrultusunda gerçekleşecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.