Değerli dostlar.. Şile meselesi, ilk bakışta yerel bir belediye soruşturması gibi görünüyor. Ancak ayrıntılara girildikçe ortaya çıkan tablo, bir otel ruhsatından başlayıp imar, iskan, ihale, festival organizasyonu, belediye iştirakleri, telefon trafiği, siyasi kadro dizaynı ve parti içi müdahalelere kadar uzanan çok katmanlı bir yapıyı gösteriyor.
Bu hikâyenin başlangıç noktası Gönen Otel dosyasıdır.
Belediye yönetimi değiştikten sonra Gönen Otel’in sahibi Nazif Gönen, mühürlü otelinin sorununu çözmek için belediyeye gelir. Anlatıma göre dosya imar birimine yönlendirilir. Ancak süreç ilerledikçe otel için usulsüz şekilde ruhsat düzenlendiği ortaya çıkar. Bu ruhsat iptal edilir. İşlemde sorumluluğu bulunduğu belirtilen belediye görevlileri görevden uzaklaştırılır.
İlk kırılma burada yaşanır.
Çünkü Gönen Otel meselesi yalnızca bir ruhsat dosyası olarak kalmaz. Konu İBB Meclisi’ne kadar taşınır. Şile’deki imar işleyişi artık sadece ilçe belediyesinin iç meselesi olmaktan çıkar; İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin de radarına girer.
Özgür Kabadayı’nın savcılığa verdiği ek ifadeye göre, Gönen Otel dosyası İBB Meclisi’nde gündeme geldikten sonra Ekrem İmamoğlu kendisini Haliç’teki ofisine çağırır. Kabadayı burada usulsüz ruhsat işlemini anlattığını, İmamoğlu’nun da kendisini Tonguç Çoban’a yönlendirdiğini söyler. Anlatıma göre İmamoğlu, Tonguç Çoban’ın bazı isimler vereceğini, bu isimlerin belediyeye alınmasını ve usulsüz ruhsat işlemi yapanların görevden uzaklaştırılmasını ister.
Böylece Şile Belediyesi’nde ikinci perde açılır.
Haliç’te başlayan görüşme, AKOM’da devam eder. Kabadayı’nın ifadesine göre Tonguç Çoban, kendisini AKOM’a çağırır. Burada Tuncay Tolga Özçakmak’ın belediye başkan yardımcısı olarak görevlendirilmesini, alt ekibi de Tuncay’ın kurmasını önerir. Tuncay’ın Beykoz’da belediye başkan aday adaylığı süreci olduğu, partili olduğu, işi bildiği ve bu kadroların tanındığı anlatılır.
Bu noktada kritik ayrımı doğru yapmak gerekir: Dosyada Tuncay Tolga Özçakmak’ın Şile Belediyesi’ne Haliç/AKOM hattından, yani İmamoğlu–Tonguç Çoban yönlendirmesiyle geldiği anlatımı nettir. Ali Şafak, Evren Buçhan, Oğuz Kaçmaz ve diğer isimler ise soruşturmanın içinde yer alan, bu yeni dönemde belediye çevresinde etkin hale gelen isimler olarak dosyada karşımıza çıkar. Her biri için “İmamoğlu tarafından gönderildi” demek aynı açıklıkta mümkün değildir; ancak Tuncay’ın belediyeye gelişi, Kabadayı’nın ifadesinde doğrudan bu hatta bağlanır.
Tuncay Tolga Özçakmak belediye başkan yardımcısı yapılır. Teknik kadro onun etrafında şekillenir. Gönen Otel dosyasıyla patlayan krizden sonra belediyeyi toparlaması beklenen ekip, dosyaya yansıyan iddialara göre kısa süre içinde yeni bir imar düzeninin merkezine yerleşir.
Savcılık dosyasındaki ana iddia şudur: Şile Belediyesi’nde imar, ruhsat, iskan ve yapılaşma işlemleri üzerinden sistematik bir menfaat düzeni kurulmuştur. Bu düzende bazı vatandaşlar, müteahhitler, otel sahipleri ve iş insanları belediyedeki işlemlerini ilerletebilmek için para vermeye zorlanmış; bazı durumlarda “başkanın ricası”, “yardım”, “işin çözülmesi” gibi ifadelerle menfaat talep edilmiştir.
İlk dalga operasyonda belediyenin tepe kadrosu hedef alınır.
Özgür Kabadayı, eski Özel Kalem Müdürü Oğuz Kaçmaz, Belediye Başkan Yardımcısı Tuncay Tolga Özçakmak, belediyenin hukuk işlerinden sorumlu avukatı Ali Şafak ve Ruhsat Şefi Evren Buçhan tutuklanır. Dosyanın suç başlıkları ağırdır: suç işlemek amacıyla örgüt kurma veya örgüte üye olma, rüşvet, irtikap ve ihaleye fesat karıştırma.
Bu ilk dalgada en çarpıcı ayrıntılardan biri Ali Şafak dosyasıdır. Belediye hukuk işlerinden sorumlu olan Ali Şafak’ın, yapı ruhsatı işlemleri karşılığında para aldığı iddiası dosyaya girer. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre Ali Şafak’ın 20 bin avro rüşvet aldığı sırada suçüstü yakalandığı öne sürülür. Bu olay soruşturmanın somut para trafiği ayağı olarak değerlendirilir.
Bir diğer kritik isim Oğuz Kaçmaz’dır.
Oğuz Kaçmaz, Kabadayı’nın seçim sürecinden itibaren yanında görülen isimlerden biridir. Kabadayı’nın ek ifadesinde, adaylık sürecinde Oğuz Kaçmaz’ın İBB’de Muhtarlık Daire Başkanlığı’nda çalıştığı ve seçim çalışmalarında yanında görevlendirildiği anlatılır. Daha sonra belediyede özel kalem müdürlüğü yapar. Ancak dosyada Kaçmaz’ın adı, iş takipleri, para konuşmaları, bazı kişilerle kurulan temaslar ve belediye içindeki imar dedikoduları üzerinden öne çıkar.
Kabadayı, Oğuz Kaçmaz’ı 15 Nisan’da görevden aldığını söyler. Kaçmaz’ın daha sonra aleyhine verdiği ifadeleri kabul etmez. Ona göre Kaçmaz’ın ailesi, kardeşinin belediyede işe alınmasını ve bedelli askerlik parasının karşılanmasını istemiş; bu talepler reddedilince Kaçmaz kendisine husumet beslemiştir. Bu savunma, dosyanın “içeriden çözülme” boyutunu gösterir. Bir zamanlar aynı belediye zincirinin parçası olan isimler, operasyonlardan sonra birbirlerinin aleyhine konuşmaya başlamıştır.
Dosyanın bir başka siyasi katmanı ise adaylık ve seçim sürecidir.
Kabadayı’nın ek ifadesine göre 2024 Ocak başında Beşiktaş’ta yapılan toplantıda Ekrem İmamoğlu, CHP yöneticisi Özgür Karabat ve CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de bulunur. Bu toplantıda Kabadayı’ya adaylığının kesinleştiği bildirilir. Kabadayı burada belediye işinden anlamadığını, kazansalar bile işi nasıl yürüteceklerini sorduğunu; İmamoğlu’nun da kendisine “sen kazan, biz bir şekilde hallederiz” anlamına gelen bir karşılık verdiğini anlatır.
Bu cümle dosyanın siyasi psikolojisini anlamak açısından önemlidir. Çünkü Şile’de seçilmiş bir belediye başkanı vardır; ama anlatıma göre adaylık sürecinden itibaren belediyenin nasıl yönetileceği konusunda İBB merkezli bir gölge organizasyon devrededir.
Kent uzlaşısı ve DEM Parti ayrıntısı da aynı anlatının parçasıdır.
Kabadayı’nın ifadesine göre, Şile mitingi öncesinde İmamoğlu’na Şile’de DEM Partili bir ismin belediye meclis üyesi yapılmasını anlatamayacaklarını söyler. İmamoğlu’nun ise “DEM ile anlaşma yaptık, mecbur olacak” dediğini aktarır. Bu detay doğrudan yolsuzluk kalemi değildir; ancak dosyada Şile Belediyesi’nin siyasi kadro dizaynı bakımından nasıl merkezden yönlendirildiği iddiasını güçlendiren bir unsur olarak durur.
Özgür Çelik boyutu ise parti içi gerilim üzerinden önem kazanır.
Kabadayı’nın anlatımına göre Şile’de adaylık, seçim çalışması, İBB desteği, market kartları ve belediye içi kadrolar konusunda il başkanlığı hattı sürekli devrededir. Kamuoyuna yansıyan bazı anlatımlarda Kabadayı ile CHP İstanbul İl Başkanlığı arasında gerilim yaşandığı, bazı konularda Kabadayı’ya sert çıkışlar olduğu ileri sürülür. Bu başlık dosyada doğrudan “rüşvet eylemi” değil; ancak siyasi vesayet, belediye üzerindeki parti/İBB baskısı ve kadro yönlendirme iddiasının tamamlayıcı parçasıdır.
İmar ayağında ise dosyanın en ağır iddiaları ruhsat ve iskan işlemleridir.
Soruşturma dosyasına yansıyan anlatımlara göre bazı ruhsat işlemleri için 500 bin lira ile 1 milyon lira arasında değişen rüşvet taleplerinden söz edilir. Bazı vatandaşların ve iş insanlarının, belediyedeki işlemlerinin sonuçlanması için para vermek zorunda bırakıldığı ileri sürülür. İddia edilen sistem, tek seferlik bir ödeme değil; işlem türüne, dosyanın niteliğine, ruhsatın büyüklüğüne ve muhatabın ekonomik kapasitesine göre değişen bir tarife mantığıyla çalışmaktadır.
Bu tablo, Gönen Otel dosyasını daha da kritik hale getirir.
Çünkü Gönen Otel ilk patlayan dosyadır. Eski yönetim döneminde mühürlenen, yeni dönemde ruhsat sorununu çözmek isteyen otel sahibinin belediyeye gelişiyle süreç başlar. Usulsüz ruhsat tespitiyle ilk kadro tasfiye edilir. Ardından İBB hattından yeni teknik ekip gelir. Fakat savcılığa göre tam da bu yeni dönem, imar üzerinden kurulduğu iddia edilen menfaat ağının büyüdüğü dönemdir.
Yani Gönen Otel dosyası bir başlangıçtır; ama aynı zamanda sistemin fotoğrafını çeken ilk aynadır.
Festival organizasyonu ayağı ise dosyaya farklı bir boyut kazandırır.
Şile Bezi Festivali ve benzeri organizasyonlar belediyenin kültür-sanat vitrini gibi görünürken, soruşturma dosyasında bu alanın da menfaat ilişkilerine açıldığı iddia edilir. Bu bölümde Haluk Levent’in kardeşi Berkant Acil’in adı geçer. Berkant Acil’in sahibi olduğu Koşan Adam firması, festival organizasyonu bağlantısıyla dosyaya girer.
Kabadayı’nın ek ifadesinde yer alan anlatıma göre Berkant Acil, belediyeye gelerek Oğuz Kaçmaz’ın kendilerinden 5 adet telefon istediğini, ödemelerin yapılmadığını söyler. Kabadayı, bu telefonların nasıl istendiğini sorduğunda Berkant Acil’in “sizin haberiniz var zannediyorduk” dediğini aktarır. Kabadayı ise bundan haberi olmadığını, belediyenin mali durumuna göre ödemelerin yapılacağını söylediğini ifade eder.
Bu beş telefon ayrıntısı küçük gibi görünse de dosyanın karakterini gösteren sembolik bir başlıktır.
Çünkü burada klasik anlamda zarf içinde para değil, belediyeyle iş yapan bir organizasyon firmasından üst segment telefon talep edilmesi iddiası vardır. Bu, rüşvet ve menfaat temininin sadece nakit para üzerinden değil; telefon, hediye, ödeme erteleme, belediye işi karşılığı özel talep gibi yöntemlerle de yürüdüğü şüphesini doğurur.
Bugünkü üçüncü dalga operasyonunda Berkant Acil’in de gözaltına alınması, festival organizasyonu ve 5 iPhone iddiasını yeniden dosyanın merkezine taşımıştır. Artık bu başlık yalnızca Kabadayı’nın ek ifadesindeki bir anlatı değil; soruşturmanın genişleyen üçüncü dalgasında fiilen işlem yapılan alanlardan biridir.
İhale ve doğrudan temin ayağı da dosyanın genişleyen kısmıdır.
İkinci dalga operasyon, ilk dalgada ele geçirilen belgeler, telefon incelemeleri, HTS kayıtları ve MASAK raporundaki hesap hareketleri üzerinden geldi. Bu kez yalnızca belediye içindeki yöneticiler değil, belediyeyle iş yapan kişiler, firmalar ve aracı yapılar da mercek altına alındı. Savcılık, ilk operasyonda ulaşılan rüşvet ve irtikap bulgularının yeni kişilere uzandığını belirtti.
Bu ikinci dalgada Tonguç Çoban’ın da gözaltına alınanlar arasında olduğu haberleri kamuoyuna yansıdı. Bu ayrıntı, Haliç/AKOM hattının soruşturma bakımından neden önemli görüldüğünü ortaya koydu. Çünkü Tonguç Çoban, Kabadayı’nın ifadesinde Tuncay Tolga Özçakmak’ın Şile Belediyesi’ne gelişini sağlayan isim olarak geçiyordu.
Üçüncü dalga ise dosyayı daha geniş bir ekonomik ağa taşıdı.
26 Haziran 2026’da yapılan operasyonda 18 kişi hakkında gözaltı kararı verildi, 16 kişi yakalandı. Savcılık açıklamasına göre bu dalga; etkin pişmanlık ifadeleri, bilgi sahibi beyanları, ele geçirilen belgeler, telefon inceleme raporları, HTS kayıtları ve banka hareketlerinin birlikte değerlendirilmesiyle geldi. Savcılık, 6 yeni eylem bakımından makul suç şüphesine ulaşıldığını açıkladı.
Üçüncü dalgada adı geçenler arasında Gönen Otel sahibi Nazif Gönen, Belediye Başkan Yardımcısı Berna Avcı, Koşan Adam firması sahibi Berkant Acil, firma çalışanları, müteahhitler, mimarlar, belediye iştirakleriyle iş yapan şirket sahipleri ve Mercan Köşk A.Ş. bağlantılı isimler yer aldı.
Bu liste şunu gösteriyor: Soruşturma artık yalnızca belediye başkanı ve başkan yardımcısı düzeyinde yürümüyor. Otel sahibi, organizasyon firması, müteahhit, mimar, belediye iştiraki, doğrudan teminle iş alan şirket sahibi, eski belediye çalışanı ve siyasi bağlantılı bürokrat halkaları aynı dosyanın içine giriyor.
Şile dosyasının yolsuzluk kalemleri bu nedenle tek tek şöyle okunmalı:
Bir: Gönen Otel ruhsatı.
Usulsüz ruhsat düzenlendiği, ruhsatın iptal edildiği, sorumlu görülen isimlerin görevden alındığı anlatılıyor. Bu dosya tüm sürecin başlangıç noktasıdır.
İki: İmar ve ruhsat işlemleri.
Ruhsat, iskan ve yapı işlemleri için para talep edildiği, bazı dosyaların ödeme karşılığı hızlandırıldığı veya çözüldüğü iddia ediliyor.
Üç: Teknik kadro dizaynı.
Gönen Otel krizinden sonra belediyeye Tuncay Tolga Özçakmak’ın getirildiği, teknik ekibin onun etrafında kurulduğu ve bu dönemde imar şikâyetlerinin arttığı belirtiliyor.
Dört: Ali Şafak üzerinden para trafiği.
Hukuk işleri sorumlusu olarak görev yapan Ali Şafak’ın yapı ruhsatı işlemleri karşılığında para aldığı iddiası dosyanın somut suçüstü ayağı olarak öne çıkıyor.
Beş: Oğuz Kaçmaz’ın iş takip ağı.
Eski özel kalem müdürü Kaçmaz’ın belediye içi işlemler, kişiler arası temaslar, para konuşmaları ve telefon iddialarında merkezi rol oynadığı öne sürülüyor.
Altı: Festival organizasyonu.
Şile Bezi Festivali ve benzeri organizasyonlar kapsamında belediyeyle iş yapan firmaların menfaat ilişkilerine konu olduğu iddia ediliyor.
Yedi: 5 iPhone iddiası.
Berkant Acil’in firmasından Oğuz Kaçmaz tarafından 5 adet telefon istendiği, firmanın bunu belediye yönetiminin bilgisi dahilinde sandığı, Kabadayı’nın ise haberinin olmadığını söylediği dosyaya yansıyor.
Sekiz: Doğrudan temin ve belediye iştirakleri.
Mercan Köşk A.Ş. gibi belediye iştirakleri üzerinden iş alan firmalar üçüncü dalgada dosyaya giriyor. Bu, soruşturmanın ihale ve hizmet alımı ayağının genişlediğini gösteriyor.
Dokuz: HTS, MASAK ve telefon kayıtları.
İkinci ve üçüncü dalgalar, artık yalnızca tanık anlatımlarıyla değil; telefon trafiği, banka hareketleri, dijital inceleme raporları ve etkin pişmanlık ifadeleriyle genişliyor.
On: Siyasi kadro ve merkezden müdahale iddiası.
Adaylık toplantısı, İBB destekleri, DEM Parti meclis üyesi tartışması, Haliç görüşmesi, AKOM’daki görevlendirme ve Tonguç Çoban hattı; dosyanın siyasi arka planını oluşturuyor.
Bu nedenle Şile soruşturması yalnızca “Özgür Kabadayı rüşvet aldı mı?” sorusuna indirgenemez. Dosyanın asıl ağırlığı, bir belediyenin imar yetkisinin nasıl siyaset, bürokrasi, şirketler, organizasyonlar ve aracı isimler üzerinden çok katmanlı bir menfaat düzenine dönüştüğü iddiasındadır.
Şile’de mesele artık bir otelin ruhsatı olmaktan çıkmıştır.
Bugün gelinen noktada Şile dosyası, yerel yönetimlerde imar gücünün nasıl bir siyasal ve ekonomik baskı aracına dönüşebileceğini gösteren en çarpıcı soruşturmalardan biri haline gelmiştir.