İyi ve güzele dair

Abone Ol

Bir ferdin, güzel bir ahlâka sahip olup olmadığını nasıl anlarız? Onda temaşa eden görgü, hoşgörü, basiret, güzellik ve sair unsurlara bakmaz mıyız önce? Kişinin, eşya ve hâdiseler karşısındaki aksiyonunu seyrederek, ne zihniyette bir insan olduğuna dair izler buluruz. Onu muhakeme ederken, kendi şuur seviyemizden besleniriz. Tecrübe ve hayaller zemininde yargılarız onu.

Shaftesbury 18. yüzyılda, "bütün güzellik, doğruluktur" teziyle, iyi ve güzelin aynı olduğunu söylüyor. Ona göre güzellik -iyilik- öznel bir zevk meselesi değil, uyum ve orantının vukû bulduğu bir ahenk meselesidir. Dolayısıyla bir şey iyiyse, güzeldir.

Sokrates'in öğrencisi, Büyük İskender'e ilham olduğu söylenen Yunan filozof Ksenofon'un "Sokrates ile Hâtıralar" isimli bir eseri var. Sokrates ile Aristippos orada "güzel" ve "iyi" meselesini konuşuyorlar:

—Güzel bir şey tanıyor musun Sokrates?
—Pek çok!
—Bütün güzel şeyler birbirine benzer mi?
—Bazısı birbirine hiç benzemez!
—Güzel olana benzemedikten sonra bir şey nasıl "güzel" olabilir ki?
—Bu oluyor! Güzel koşan bir insana, güzel gören bir insan benzemez. Bir kalkan güzeldir, çünkü korur; ama o, etkili ve hızlı gitmesi bakımından güzel olan bir mızrağa hiç benzemez.
—Ben bana, benim sana 'iyi' bir şey bilip bilmediğimi soruyormuşum gibi cevap veriyorsun!
—'İyi' ve 'güzel' arasında bir ayrım olduğunu mu sanıyorsun? Aynı şeyin hem iyi hem de güzel olduğunu bilmiyor musun? Fazilet bir bakıma iyi, bir bakıma güzel değil midir? Bundan başka, insanlar aynı şekilde ve aynı yönden güzel ve iyi diye adlandırılamaz mı? İnsan bedeni, aynı görüş noktasından hem güzel hem de iyi olarak görünür. Kısacası, güzel ve iyi, aynı ilgi içinde gayesini doğru olarak gerçekleştiren şeydir… Bir şeye elverişli olan her şey iyi ve güzeldir; bir şeye elverişli olmayan her şey de kötü ve çirkindir.

Sokrates'in "Fazilet bir bakıma iyi, bir bakıma güzel değil midir?" sorusuyla işaret ettiği gibi, fazilet de bu ittifaktan azade değildir — peki bu durumda insanın kendisi nerede durur?

İnsan şerefli bir varlıktır, ancak bu nitelik ahlâka nispetle azalıp çoğalan bir şeydir. Nitekim Platon'un Menon'unda şöyle bir tanım geçer: "Fazilet, güzeli sevmeye, onu sevebilmeye bağlıdır; yani fazilet, güzele duyulan istekle onu elde etme gücüdür." Öyleyse güzeli bulan, iyiyi de bulmuştur; bulamayan ise bütün zarafetlerin doğduğu yere, ruhunun faziletli yanlarına başvurmalıdır. "Doğrunun olmadığı yerde güzel de yoktur."