Türkiye’de 2002’den beri çok şey değişti. Kamu adına hizmet edenlerin hizmetleri, hizmet kalitesi büyük oranda denetlenebiliyor ve vatandaşlar, şikâyetlerini veya memnuniyetlerini üst mercilere daha rahat iletebiliyor.
Ancak hâlâ kendini milletin üstünde gören, millete hizmet edeceği yere zulmeden belli bir kesim var. Bunlar; milleti hakir gören, milletin hadimi olmak yerine hâkimi olduklarını sanan; milletin kanunlara uymasını isteyen ancak kendileri kanun tanımayan, kanunları ihlal eden tipler.
Bu tipler yüzünden milletin devlete ve devletin kurumlarına güveni sarsılıyor. Bu aymazlar yüzünden vatandaşla devletin arası açılıyor.
Vatandaşın kendisine zulmedeni şikâyet ederse başına daha kötü şeyler geleceğinden korkması, şikâyet mercilerinin de vatandaşı korumak yerine görevini yapmayan, vatandaşa zulmeden kamu görevlisini koruması, vatandaşı iyice çaresiz bırakıyor.
Kafeye giden polis, garsonu tokatlıyor, işyeri sahibine tepki gösterdiği için silah çekip darp ediyor. Sonuç: Soruşturma… Bu adam, psikolojik problemlidir. Basit bir olayda devletin gücünü kendi gücü sanıp silahına başvuruyorsa o üniforma ona ağırdır. Anında görevden el çektirip yargılayıp ceza vermelidir.
Yine savcı, polis lokalinde arkadaşlarıyla otururken sigara yakıyor. Görevli polis memuru sigara içmemesi için uyarınca polise, “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” diye tehdit ediyor.
Başka savcı, trafik kurallarını ihlal ettiği için hakkında tutanak düzenleyen polis memurunu bir saat sonra gözaltına aldırıp karşısına dikiyor.
Bu şahıslar, adaleti sağlayıp yasalara uymayanlar için ceza talep eden kişiler… Peki, bunlardan vatandaşı kim koruyacak? Vatandaş bunları şikâyet edince başına ne gelecek, şikâyet etse kim bunlar için gereğini yapacak?
Giresun’da yaşanan, 82 yaşındaki dedenin ölümüyle sonuçlanan son vahim olayı bu açıdan değerlendirmek lazım.
Özellikle doktor için hemen reçete yazma vb. sebeplerle savunmaya geçildi. Amcanın tehdit ve hakaret ettiği söylendi. Hepsi olabilir ancak amcanın elinde rapor var ve hekimler, sürekli hastalar için rapora göre reçetesini yazıyor, hastanın ilaçları alınıyor. Doktor, muhtemelen burada amcanın işini zorlaştırıp rutin uygulamanın dışına çıktığı için amca sinirlenip tepki gösteriyor. Bunu hastayı görmeden reçete yazılmaz, noktasına getirip doktoru aklamaya çalışmak hiç insani değil. Çünkü hasta, raporu olan ve sürekli ilaç alan bir kişi…
Doktor şiddete maruz kalınca haklı olarak ortalığı velveleye verenler, yaşlı bir adamı ikna edecek iletişim becerisinden yoksun olup bir insanın ölümüne sebep olan doktor için ne yapılması gerektiğini de insanlıklarını unutmadan söyleyiversinler!..
Devletimiz, burada hızlı davranıp doktoru ve polisleri açığa aldı ama olayı düşününce kesinlikle yeterli değil. En azından polisler, tutuklanmalıydı. Çünkü yaptıkları görev kusuru değil, resmen cinayet…
82 yaşındaki bir adama, biber gazı kullanıp ters kelepçe takmak, yerlerde sürüklemek de ne oluyor. Azılı teröriste müdahale eder gibi…
Emniyet güçlerine yardımcı olalım, onları yıpratmayalım da 82 yaşındaki adama gaz sıkan, ters kelepçe takan, yerlerde sürükleyen ve öldüren densizleri de meslekten atıp cinayetten yargılayalım.