Karanlığın En Koyu Anında Bile Her ruh İçin Bir Yıldız Parlar

Abone Ol

The Dog Stars / Köpek ve Yıldızlar

Sinemanın yaşayan en büyük yönetmenlerinden Ridley Scott’ın, Peter Heller’ın romanından beyazperdeye uyarladığı The Dog Stars vizyona girdi. Yaklaşık iki saat süreye sahip yapım, izleyiciyi post-apokaliptik bir geleceğe davet ediyor.

Salgın hastalığın, insanlığın büyük bölümünü yok ettiği yakın bir gelecekte geçen film, hayatını eski bir hangarda sürdüren pilot Hig’in hikâyesini merkezine alıyor. Köpeği Jasper ve silahlı, münzevi arkadaşı Bangley ile izole bir yaşam süren Hig, köhne uçağının radyosundan aldığı gizemli bir ses sinyalinin peşine düşerek güvenli bölgesinin dışındaki tehlikeli dünyaya adım atar.

Varoluşsal yalnızlık temasını edebi bir tonla işleyen senaryonun, sık tekrara düştüğü, olay örgüsünün belirgin bir hedefe ulaşmadığı ve temposunun yer yer düştüğü görülüyor. Karakter dinamiklerindeki duygusal derinlik takdire şayan olsa da dramatik çatışmanın zayıf kalması, hikâyenin bilinen kıyamet sonrası kalıplarını kırmasını engelliyor ve anlatıyı nihai bir doyuma ulaştırmaktan uzak tutuyor.

Geçtiğimiz yıl, Guillermo del Toro’nun Frankenstein’ındaki performansıyla Oscar’a çok yaklaşan, son dönemin en popüler aktörlerinden Jacob Elordi, ruh halini dengeli bir durgunlukla yansıtarak kariyerinin en olgun performanslarından birini sergiliyor. Adının yeni James Bond adayları arasında geçmesinde bu yeteneğinin etkisi olduğu aşikâr. Yine de filmdeki ‘Hig’ rolünün ilk olarak Paul Mescal’e teklif edildiğini belirtelim. The Substance (2024) ile dünya çapında adını duyuran Margaret Qualley, kısıtlı ekran süresinin ve vasat karakter yazımının kurbanı oluyor. Deneyimli aktörler Josh Brolin ve Guy Pearce ise sert ve pragmatik karakterleriyle hikâyenin gerilim yükünü sırtlıyorlar ancak bu iki karakterin birbirine fazlasıyla benzemesi ve senaryoda benzer işlevleri üstlenmesi, anlatıyı kısmen sınırlandırıyor.

Görsel yönetimdeki ustalık, The Dog Stars’ın en güçlü yanı. Tamamı İtalya’da çekilen filmdeki geniş doğa planları ve uçsuz bucaksız dağ manzaraları izleyicide derin bir izolasyon hissi uyandırıyor. Hız, verimlilik, kurguda zengin seçenek ve oyunculara daha fazla özgürlük sağlamak için çoklu kamera -4 ila 10 kamera- kullanmayı tercih eden usta sinemacı, bu tercihin handikabı olan ışık dengesizliği tuzağına da yakalanmıyor. Scott ile sekizinci kez işbirliği yapan Harry Gregson-Williams’ın usta işi müzikleri, özellikle de kontrbas bazlı tınılar atmosferin gerilimine hizmet ediyor.

Ezcümle; anlatısal olarak yeni bir söz söylemese de Ridley Scott’ın teknik dehasını bir kez daha kanıtladığı The Dog Stars, yönetmenin The Martian ile A Good Year filmlerinden izler taşıyan bir yapım. Karanlığın ortasında bile gökyüzüne bakmaktan vazgeçmeyen insanoğlunun ve ustanın tükenmeyen sinema sevdasının umut dolu bir tecellisi.

Göçmen Kuşağın Sınırları Aşan Çileleri

Dışarıdakiler: Bir Zamanlar Almanya'da

Bu hafta vizyona giren bir diğer film, Ahmet Küçükkayalı imzasını taşıyan Dışarıdakiler: Bir Zamanlar Almanya’da. Yönetmenin dördüncü uzun metrajı olan, Kültür ve Turizm Bakanlığı desteğiyle izleyiciyle buluşan yapım, geçtiğimiz hafta prömiyerini Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirmişti. İzleyiciyi, yakın geçmişin kırılma noktalarına götüren, 111 dakikalık bu dönem filmi, dram ve tarih türünün kesişiminde duruyor.

1983 yılının ekonomik kriz atmosferinde geçen Dışarıdakiler: Bir Zamanlar Almanya’da, Zonguldak’ın kömür karası kaderinden kurtulmak isteyen genç Rıfat’ın öyküsüne odaklanıyor. Babası Bekir, usta bir madenci olan Rıfat, grizu ve göçük tehlikeleriyle örülü bu hayatı reddedip, yüzünü hayallerinin ülkesi Almanya’ya çevirir. Gelsenkirchen’deki madenlerde işçi otellerinin soğuk duvarları arasında kendini bulan genç adam, bir yandan gurbetin sert koşullarıyla, diğer yandan ise evlilik hazırlıkları yaptığı Selma’nın ailesi ve memlekette bıraktığı bağlarla boğuşur. Rıfat’ın kişisel mücadelesi, kısa sürede bir kuşağın kitlesel göç dramına dönüşüyor.

Metin kurgusu açısından bakıldığında senaryo, alışılagelen melodram şablonlarına yaslanıyor. Dönemsel çatışmaların daha bir derinine inmek yerine yüzeysel aksiyonlarla çözüme ulaşma çabalayan, tekrarlayan diyaloglar nedeniyle zaman zaman ritim kaybı yaşayan yapım, Almanya’ya göç eden Türk işçilerin yaşadığı kültürel sıkışmışlığı, aidiyetsizlik hissini ve çektiği çileleri ajite etmeden, tarihsel bir saygı duruşuyla aktarabiliyor.

Genç oyuncu Mert Kılıç, Rıfat’ın psikolojisini ve gelgitlerini samimi bir tonlama ile canlandırıyor. Keza Nevin Alp de rolünün gerektirdiği duygusal ve dengeli oyunculukla, karaktere eşlik ediyor. Usta oyuncular Hilmi Özçelik ve Mehmet Usta ise deneyimleriyle yapıma büyük bir ağırlık katıyor. Özellikle Mehmet Usta, babalık figürüne yüklediği dik duruş ve sahne hâkimiyetiyle filmin sanatsal değerini üst seviyeye taşıyor.

Yönetmen Ahmet Küçükkayalı, atmosfere ve dönemin ruhuna dair yetkin bir reji sergiliyor. Zonguldak’ın kasvetli maden ocakları ile Almanya’nın sanayi soğukluğunu birbirine bağlayan görsel dil dengeli işlenmiş. Ne var ki kurgudaki ani geçişler ve değişken ışık tercihleri atmosferin ruhunu kimi sahnelerde zayıflatıyor.

Ezcümle; Dışarıdakiler: Bir Zamanlar Almanya’da, bazı teknik ve metinsel pürüzlerine rağmen, göçmen kuşağın hakkını teslim eden değerli bir hafıza tazeleme işi. Sınırları aşan çilelerin ve unutulmuş emeklerin gölgesindeki film, yitirilen yurtların ve aransa da bulunamayan kimliklerin buruk bir yankısı. Yaratılmaya çalışılan dönemsellik hissini doğrudan hissetmek adına da bu tanıklığı beyazperdede yaşamayı gerekli kılıyor.