Kardeşini kuyuya atanlar!

Abone Ol

Siyasette olmazsa olmaz yoktur derler…

Bence öyle değil ama hadi diyelim var…

Benim gibi gençlik yıllarından itibaren siyasetin içinde olmuş biri için, siyaset dava eksenli bir mücadele ruhu ile yapılırdı…

Bir emeğin, bir hedefin, bir gayenin kuşanmışlığı ile yapılırdı…

Elbette kimsenin hayatını değiştirmek gibi bir çaba içinde olmadık hiçbir zaman…

Tek derdimiz adil bir dünya, âlemi İslam’ın huzuru merhametli dolu yeni dünya düzeni kurmaktı…

Siyasetin ilkeleri vardı, ahlakı ve duruşu vardı bizim için…

Hâlâ bu ruhu taşıyan güzel insanların çokluğu umut var kılıyor bizi…

Lakin gelinen süreç muhafazakâr bir iklimin, kırk yıllık savunucusu olduğunu her fırsatta vurgulayan saadet partisi için tam anlamı ile bir efsanenin çöküşü oldu…

Böylesine bir savrulmayı kimse tahayyül edemezdi…

Evet bir efsaneydi Erbakan Hoca ismi İslam beldelerinde “Öğretmen Erbakan” diye anılırdı…

Mümbitti, adanmayı öğretendi…

Ortadoğu’da bugün sokaklarda “Mücahit Erdoğan” diye haykıran mazlumlar evvel zaman öncede “Mücahit Erbakan” diye haykırıyorlardı…

Çünkü mazluma umudun adı olmayı başarmışlardı…

Yani İslam âlemi için baba oğul olan iki insanın yol yürüdüğü insanların durumu tam bir savrulma hali…

Rüzgâr nerdeyse kimilerine değmekten ar edecek…

Siyasetin maneviyatçı baharını bu topraklara getiren merhum Erbakan’ın mirasını yiyenlerin, bir anda nerdeyse kızıl komünist olmasına bir adım kalmış halleri kalbinde Refah partisinin maneviyatçı duygusunu taşıyan herkesi incitmiştir…

Öyle ya bir adam düşmanlığından kötülerin tamamı ile yol arkadaşlığı yapmak tüm değerleri ilkeleri sıfıra çekmek hangi ahlaka sığardı ki?

Erdoğan ile yan yana gelmekten Allah’a sığınan Saadet Partisi’nin genel başkanı sayın Karamollaoğlu’na dün Sivas katliamcısı  diyenler ile bu gün kurulan sıcak dostluk Erdoğanı devirmek için birlikte yürüyecek hale gelmek hangi izana sığar?

İnsan aklı almıyor işte…

Yüzde sıfır nokta yedi oyu zor almış bir partinin sayısal gücünden bahsetmiyorum…

Bu milletin nazarında o siyasi görüşün geldiği yerin sarsılma nedeninin geçmişteki bağlar olduğunu biliyorum…

Hayat siyasetten ibaret değil elbette, yan yana yürüme zorunluluğu da yok üstelik…

Lakin baba katili ile babam bir safta dedirtmek niye?

Müslüman bir lideri gâvur kalpliler ile indirmeye kalkmak niye?

Şer cephesinden kardeşe ok atmak niye?

Yıllarca bizim zihniyetimize düşmanlık edip bedeller ödeten bu adamlarla bir olmak niye?

Birkaç vekil içinse niye bunca bedeller ödendi ki derse kimileri nasıl izah edersiniz bunu mahşer gününde?

Niye binlerce insanı aldatıp kandırdınız ki o zaman demezler mi size?

Bizim davamızda herkes kardeşi için yaşardı hani?

Ne ara kardeşlerini kuyulara atanlardan oldunuz?

Anlarız onların kin ve nefretini…

Anlarız Müslümanlar’a dudak bükme nedenlerini…

Bu ülkede bir asır kin ve nefret duydu o zihniyet Müslümanlar’a inançlı insanlara…

Zenci muamelesi yaptılar Anadolu’nun çocuklarına…

Bu gün fırsat bulsalar aynılarını yapacaklarından hiçbir şüphemizde yok…

Anlamadığımız siz nasıl geldiniz onlarla bir araya?

Nasıl geldiniz aynı safa?

Ne uğruna milletin büyük bir kısmını aldınız karışınıza?

Yani bir adam geçmişte partinizle yollarını ayırdı diye ise bu kin tohumları…

Peki İslam’a zalimlik eden CHP’yi nasıl bastınız bir evlat gibi bağrınıza?