Katar, Fas, Filistin

Abone Ol

Katar’da düzenlenen Dünya Kupası başarılı organizasyonun yanı sıra güzel “magazin” haberlerine de sahne oluyor. Farklı zamanlarda defalarca gittiğim bu küçük, güçlü ülke ile ilgili yazılar yazmıştım. Türkiye’nin dostu dünyanın en büyük doğal gaz ve petrol zengini ülkelerinden biri olan Katar’ın ülkemize yatırım yapması bazı kesimleri rahatsız ediyor. Bunun üzerine “Eyvah Katarlılar geliyor” başlıklı bir yazı yazmıştım. Nüfusu 3 milyonu bulmayan, uçuş mesafesiyle 4 saat uzakta olan ülkeden korkan kafadan korkmak lazım.

2018’de son gittiğimde Olimpiyat Stadyumu’nun kaba inşaatı bitmişti. Katar dört yıl içinde çok sayıda stadyum yaparak bu büyük organizasyona hazırlandı. Katar nüfusunun yarısı kadar sporseverin ülkeyi ziyaret ettiği tahmin ediliyor. İslâmî duyarlılığın yüksek olduğu ülkede İslâm Eserleri Müzesi ve İslâm Kültür Merkezi’ni ziyaret etmiştim. Katar Ulusal Müzesi’ni de 2019 yılında açmışlar. Her gidişimde büyük değişimler gördüğüm Doha’nın 4 yılda ne kadar değişmiş olacağını tahmin edebiliyorum.

Katar bu büyük organizasyonu İslâmî tebliğ yapmak için fırsata dönüştürdü. 2000 görevli gelen misafirlere İslâm’ı anlatmakla görevlendirildi. Katar cadde ve sokaklarında, statlarda İslâm’ı anlatan 30 dilde materyaller dağıtılıyor. Çok sayıda insanın Müslüman olduğuna dair haberler geliyor.

Bu dev organizasyonun başkahramanı Katar olmakla beraber yıldızı Fas oldu. Fas’ın İspanya, Portekiz gibi ülkeleri yenerek yarı finale yükselmesi büyük coşkuya sebep oldu. Afrikalı Müslüman bir ülkenin bu derece bir başarı yakalaması hem Afrika ülkelerinin hem de Müslüman ülkelerin vatandaşları tarafından sevinçle kutlandı. 732 yılında Târık bin Ziyâd’ın Cebeli Tarık Boğazı’nı geçerek İber Yarımadası’na adım atmasından 1290 yıl sonra Moriskoların torunlarının, Endülüs topraklarının sahipleri Portekiz ve İspanya’yı yenmeleri ayrı bir mutluluk sebebi oldu.

Fas Milli Takımı’nın maçlardan sonra kısa ve anlamlı hareketleri dünyanın dikkatini çekti. Kazanılan maçtan sonra futbolcuların secdeye kapanması, Filistin bayrağı çıkarmaları ayrıca takdire şayan bir davranış oldu. Bu davranışlar Müslümanların meselelerini unutmadıklarının bir teyidi niteliğindedir. Filistin insanlığın kanayan yarasıdır. Vicdanı olan herkes için yaklaşık 100 yıldır her gün yaşanan acıların tarifi yok, maalesef. Açık hava hapishanesine dönmüş Filistin topraklarında her masumun acı ve sıkıntısından bütün insanlık sorumludur. İşte Fas futbol takımının mutluluğun zirvesinde iken Filistin bayrağı açarak bu anı ebedileştirmeleri çok büyük bir “jest” oldu. Faslı futbolcunun maçtan sonra sevicini annesiyle kutlaması bu büyük organizasyondan yansıyan güzel bir hatıra olarak tarih sahnesinde yerini aldı.

Yazının başında Dünya Kupası’nın güzel magazin haberlerine de sahne olduğunu ifade etmiştim. Magazin haber deyince hep aklımıza dedikodu, fitne-fücur, paparazzi geliyor. Oysa insanları gülümseten, kalbine ferahlık veren küçük hatıralar barışa, sevgiye, saygıya sebep olur. Bu ve benzeri magazin anlayışının gelişmesini temenni ederim.

Şimdi Filistin’den, Katar’dan yüzyıllar önce yola çıkan Müslümanların Fas kıyılarında Atlas Okyanusu’na atlarını sürdükleri dönemi hatırlama zamanıdır.