Kendine Zaman Ayırmak Bir Lüks Değil, Gereklilik

Abone Ol

Kendine vakit ayırmak çoğu zaman “bencillik” olarak görülür. Oysa en büyük ihmal, insanın kendi ihtiyaçlarını görmezden gelmesidir. Günün koşturmacasında başkalarını memnun etmeye çalışırken, kendi bedenimizin ve ruhumuzun yorgunluğunu fark etmiyoruz. Fakat unutulmamalı: Dolu bir bardaktan daha fazla su dökülemez. Kendimizi ihmal ettiğimizde, verecek enerjimiz de tükenir; hayatın renkleri solmaya başlar.

Kendine zaman ayırmak; bir kitap okumak, yürüyüşe çıkmak ya da sadece sessizce kahveni yudumlamak olabilir. Bu küçük molalar, insanın iç dengesini korumasını sağlar. Çünkü kişisel bakım yalnızca dış görünüşle ilgili değildir; zihinsel detoksun da bir parçasıdır. Sessizliğin ve yalnızlığın kıymetini bilen insan, hem kendini hem çevresini daha iyi anlayabilir; yoğun yaşam temposu içinde kaybolmaz.

Kendine özen göstermek, hayata özen göstermektir. Ne kadar meşgul olursak olalım, günde en azından birkaç dakikayı sadece kendimiz için ayırmalıyız. Bu, modern çağın küçük ama en değerli direnişlerinden biridir. Kendine ayırdığın zaman, ruhunun nefes aldığı, bedeninin yenilendiği ve zihninin arındığı bir ritüeldir.

Unutmayalım ki, insan kendini ihmal ettiğinde, yaşamın tüm renkleri solmaya başlar. Kendine verdiğin özen, dünyaya açtığın en güçlü pencere; iç huzurun ve mutluluğunun temelidir. Bu yüzden, kendi ihtiyaçlarına kulak vermek bir lüks değil; hayatta kalabilmenin ve dengede yürüyebilmenin en temel gerekliliğidir.