Kim bu konsolos?

Abone Ol

Türkiye’de şu an bir operasyon yaşanıyor. Operasyonun en büyük hedefi de AK Parti’nin birlik ve beraberliğinden ziyade Erdoğan’dır.

Erdoğan hem AK Parti’nin birlik ve beraberliğinin teminatıdır hem de partinin seçmen gözündeki umudu. Bu nedenle Erdoğan’ın kişiliği ve karizması sorgulanır hale getiriliyor.

Son günlerde gittiğim bazı illerde kulağıma gelenler Erdoğan’a karşı ciddi bir operasyon yapıldığı yönünde. Bu operasyon ciddidir, tehlikelidir ve dikkate alınmalıdır.

Düşünün; Erdoğan’ın liderliği oldukça güçlüyken, halk desteği hala şahsında çok ciddi eksilmemişken, ortada büyük bir kriz yokken, ülkenin doğusunu dolaşan bir konsolosluk görevlisi, bir kentin AK Parti İ Başkanına, “Türkiye’de Erdoğan’ın liderliği bitti” tarzı küstah bir söz sarf edebiliyorsa orada bir durmak gerekir. Ne oluyor, sen nasıl bunu söylüyorsun, siz mi siyaseti belirleyeceksiniz, demek gerekiyor.

Son gelişmelerle birlikte hiç kimse kusura bakmasın; ama bir iyi niyet aramıyorum. Bu nedenle mesele “Erdoğan’ın gönderilmesi” üzerine kurulmuştur.

Erdoğan’ın Başkanlık Sistemi’ndeki ısrarı, siyasi bağımsızlığa giden yolun iktisadi bağımsızlıktan geçtiğini görmesi ve sistemin değişmesini istemesi Erdoğan’ı hedef tahtasına oturtuyor.

AK Parti’de 3 dönem şartına takılan bazı isimlerin, Bursa’da yaptıkları toplantı sonrası anlaşamamaları da gösteriyor ki, koltuk sevdası, dava sevdasının önüne geçmiş durumda.

Şunu çok net ifade edeyim ki, aslı varken taklide bu millet prim vermez.Bu nedenle siz siz olun, Konsolosluk görevlilerinin sözlerini yabana atmayın!

Safı seyrekleştirme değil, sıklaştırma zamanıdır.

KEŞMİR’den bir UYARI

Van’da deprem olmuş, yabancı devlet büyükleri de dayanışma içinde bulunmak üzere Türkiye’ye geliyor. Gelenlerden biri Keşmir Cumhurbaşkanı Serdar Muhammet Yaqoob Khan’dı. Cumhurbaşkanı’nın yaveri, havaalanında kan vereceklerini söyleyip benden de bir kan aracı ayarlamamı istediğinde açıkçası “tamam” dedim ama geçiştirdim.

Keşmir Cumhurbaşkanı’nın İstanbul’da uçağa binerken söylediği bir cümle hem utanmama hem de gözyaşlarımın akmasına sebep oldu: “Keşmirli kardeşlerimiz sizin için canlarını vermeye hazırlar. Gelirken dediler ki, verecek hiçbir şeyimiz yok, ama al kanımızı götür. Bunun göstergesi olarak da ben kanımı bağışlayacağım.”

Bayram namazı için Van’da ufak bir mahalle mescidine gittik. Keşmir Cumhurbaşkanı namazdan sonra mescitte bulunan Vanlılara bir lerşey söylemek istediğini dile getirdi. O gün kendi kişisel hırsları ve koltukları için kamuoyu önünde kavga eden AK Parti’lilerle birlikte hepimizin ders alması gereken bir konuşma gerçekleştirdi:

“Zor zamanlardan geçiyoruz; ama sizin yanınızdayız demek için geldik. Keşmir neden bugün kanayan bir yara; çünkü oradaki haksızlık bitmedi. Dünyanın başka yerindeki kardeşlerimiz bizi unutmamış, bizimle dertleniyorlar, teşekkür ediyoruz. Türk, Kürt, Arap ya da başka milletlerden olabilirsiniz; ama sizden bir şeyi unutmamanızı rica ediyorum: Siz kendi aranızda kavga ederken biz yere düşüyoruz. Siz yere düşerseniz biz ayağa kalkamıyoruz! Allah rızası için… Bunun idrakiyle davranın ve unutmayın ki biz size bakıyoruz.”