Merhum Erbakan Hoca, Türkiye’de sadece iki partinin olduğunu söylerdi hep.
Biri, ‘Milli Görüş’, öteki, diğerleri…
Bugün de değişen hiçbir şey yok!
Türkiye’yi, coğrafyamızı, ümmeti ve hatta mazlum halkları temsil eden AK Parti’nin karşısında Almanya, İngiltere, Fransa, İsrail ve Amerika hesabına çalışan ‘diğerleri’ var.
‘Diğerleri’ yelpazesi bir hayli geniş…
CHP mi dersiniz, MHP mi, HDP mi, Paralel İhanet Çetesi mi, medya mı, sermaye mi, hatta kendini ‘milli’ diye lanse eden başkaları mı, Kemalist İslamcılar mı (!), ulusalcılar mı, hard Kemalistler mi?..
Kimi sayarsanız varlar, bu beynelmilel şer odaklarının hesabına çalışan güruhun içerisinde.
İlginç bir biçimde ses tonları farklı gibi görünse de hepsi aynı şeyleri söylüyor.
Bu bir tesadüf mü peki?
Tabii ki hayır!
Aldıkları emir böyle.
“Hep birlikte senkronize ünleyeceksiniz!» diye emredilmiş, onlar da aldıkları emir gereği, varlık nedenlerini inkâr pahasına, kendilerine ezberletilen şeyleri tekrar edip duruyorlar…
Aynı şeyleri söylüyorlar derken aklıma güzel bir hikâye geldi.
Birlikte okuyalım mı?
Efendim, kurdun biri, ‘aç bî ilaç’ dolaşırken birden kuzu sesleri duymaya başlamış…
Seslere doğru iyice yaklaştığında bunun, içerisine onlarca kuzunun kapatıldığı bir ağıl olduğunu fark etmiş.
Bu müthiş sofra, ağzını sulandırdığı yetmezmiş gibi aklını da başından almış kurdun.
Ne yapıp edip köpeklerle çobanları atlatarak usulca sokulmuş ağıla.
Hain kurt, açlığın da tesiriyle sesinin tonuna aldırış etmeden kuzulara bir teklifte bulunmuş: “Sevgili yavrucuklarım! Sizi buraya hapsedenler ne insafsız adamlarmış! Analarınızı ipek gibi bir otlağa götürmüşler. Onlar büyük bir iştahla lezzetli otları yerlerken, siz burada boşu boşuna bekleşmektesiniz. Haydi, gelin sizi de oraya götüreyim!”
Kuzulardan bazıları bu teklife sevinç ve tam bir kuzu teslimiyetiyle mukabelede bulunurlarken, içlerinden birisi, “Aman, bu hayvanın sesi ne kadar tuhaf ve kalın! Bunun sözlerine inanmayalım” diyerek diğerlerini ikaz etmiş ve bunun üzerine kurdun bu teklifini hep birlikte reddetmişler.
Aklı ağılda kalan kurt, biraz dolaştıktan sonra yine gelmiş.
Bu kez önceki itirazı hatırlayıp sesini incelterek, yumuşak ve müşfik bir edayla baştaki sözlerini tekrar etmiş.
Kuzuların çoğunluğu yine sevinç çığlığı atmışlar.
Ağıldan çıkmağa ramak kalmışken, ilk itiraz eden kuzu tekrar ikaz ederek böyle bir şeyi yapmamalarını söylemiş.
Kuzulardan bazıları:
“Canım, bunda büyütecek ne var?! Hem bunun sesi daha önce gelen hayvanın sesine benzemiyor. Bundan korkmayalım” deyince, ikaz eden kuzu:
“Evet, bu seferkinin sesi ve konuşması tatlı ve yumuşaktır, bu doğru! Amma söylediği söz biraz önce geleninkiyle tıpatıp aynıdır… Noktasına ve virgülüne kadar aynı hem de…”
Açık söylemek gerekirse ben, bu milletin basiretine ve ferasetine güveniyorum.
Bu millet, bir kez daha, ‘hain kurdun’ hevesini kursağında bırakacak inşallah!