Kim, neye kurban ya da bayram ama kime?

Abone Ol

Bir bayram daha geçirdik.

Birçoğumuz; kurbanı bir ibadet, bayramı da eş, dost, akrabayı görüp onlarla hasret gidermek, kırgınlıkları ortadan kaldırmak, muhabbeti artırmak için bir fırsat olarak görüp ona göre yaptık planlarımızı ve sıla-i rahim yaparak baba ocağında kestik kurbanlarımızı.

Kimimiz; yoğun iş temposundan bir kaçış, denize girme, doğaya açılma olarak görüp ona göre yaptık planlarımızı. Kurban bunlar için hâlâ önemli bir değer; hâlâ içlerinde din, iman kaygısı var ama dünya sevgisi ağır bastığı için kurbanı bir yerlere bağışlayıp ya da derin dondurucuya doldurup tatile koştular.

Bazılarımızın kurbanla, bayramla alakası olmayıp sadece tatil ve para kısmına ilgimiz vardı. Kurban demek, tatil ve para demekti. Eğlence mekânlarında, denizlerde, lüks otellerde günümüzü gün ettik; tatili fırsata çevirip kazancımızı katladık.

İçimizde olup da içimizden olamamış bazıları ise yine her zaman olduğu gibi hayvan kesip kan akıtarak bayram kutlamanın çok ilkel, kurbanın vahşet olduğunu, böyle bir dinin mensubu olduğu veya böyle bir dine inanan bir milletin içinde yaşadığı için utandığını söyledi. Dinimize, kutsallarımıza saldırmak için pusuya yattılar; hoş olmayan kurban kesim manzaralarından derledikleri üç beş görseli kullanıp insafsızca, ahlaksızca saldırdılar dinimize, dinî değerlerimize.

Kurban Bayramı’nı ibadet olarak görüp sıla-i rahim yapmak için dört gözle bekleyenler; bu milletin temelini oluşturuyor. Bu milleti de, devleti de, değerlerimizi de ayakta tutacak ve bizi geleceğe taşıyacak olanlar bu birinci gruptakilerdir. Kurbanlarını kestiler, misafirlerine ikram ettiler, kurban kesemeyen fakir fukarayı gözetip onlarla paylaştılar. Rabbim, bu insanlarımızın sayısını artırsın.

Dinî değerleri, Kurban Bayramı’nı önemseyen; hâlâ içlerinde din, iman kaygısı olan ama dünyalık sevgisi ağır bastığı için inandığı gibi yaşa/ya/mayan ancak yaşadığı gibi de inanmayan kitle kritik öneme sahip insanlarımızdır. Bu insanlarımıza sahip çıkmalı; değerlerimizin korunması, yaşanması ve yaşatılması noktasında bu kesimi bilinçlendirmeli ve yaşadıkları gibi inanmaya başlamalarının önüne geçmeliyiz.

Kurbana, bayrama tatil, para gözüyle bakıp eğlence mekânlarında, denizlerde, lüks otellerde gününü gün eden, tatili fırsata çevirip kazancını katlayan ancak dine ve dinî değerlere karşı olumlu/olumsuz herhangi bir yaklaşımı olmayan kitleyi ise Allah kurtarsın. Bunların taptıkları kapital, kıbleleri bankalar, ibadetleri eğlence merkezlerinde tepinmek… Dinsel tercihlerinde de cinsel tercihlerinde de oldukça serbestler… Bu insanlarımız da zor olsa da hâlâ kazanılabilir ve yaşadıkları rezil hayatın sonu olmadığı; haz ve hız peşinde koşarken bir gün kendilerini yaşadıkları pisliklerin biriktiği bir çukurda bulacakları anlatılıp dünya ve ahiretleri için daha kazançlı işler peşinde koşmaya ikna edilebilir.

Hayvan kesip kan akıtarak bayram kutlamanın çok ilkel, kurbanın vahşet olduğunu, böyle bir dinin mensubu olduğu veya bu dine inanan bir milletin içinde yaşadığı için utandığını söyleyen; dinî değerlerimize insafsızca, ahlaksızca saldıranlar içinse biz kulların yapabileceği pek bir şey yok. Allah, bu mahlûkları önce insana çevirir; sonra hidayet verirse ne âlâ, yoksa kurban edilen o hayvanlardan çok daha aşağılık yaşayıp dinsizlikleriyle deni dünyanın deni kurbanı olup gidecekler!..

“Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz!..”