KRİTİK EŞİK: TÜRKİYE’NİN 2028 SONRASI İSTİKRAR VE VİZYON İHTİYACI

Abone Ol

Dünya siyasetinde kartların yeniden dağıtıldığı, teknolojik dönüşümün küresel güç dengelerini baştan aşağı değiştirdiği tarihi bir dönemden geçiyoruz. Son on yıla dönüp baktığımızda, Türkiye’nin yalnızca bölgesel bir aktör olmaktan çıkıp küresel siyasette söz sahibi, diplomasi masalarında belirleyici ve teknoloji üreten bir güç haline geldiğini inkâr etmek mümkün değil. Ancak kazanılan bu büyük ivmenin kalıcı bir yapıya kavuşması, atılan dev adımların tam anlamıyla "yerli yerine oturması" için önümüzde çok kritik bir zaman dilimi bulunuyor.

Özellikle savunma sanayiinde yakalanan yerlilik oranları, insansız hava araçlarından milli muharip uçağa, çip teknolojilerinden yerli otomobil Togg’a ve yüksek teknoloji yatırım hamlelerine kadar uzanan vizyon projeleri, Türkiye’nin teknolojik bağımsızlık mücadelesinin en somut meyveleridir. Ancak tarih bize göstermiştir ki, büyük dönüşümler sadece başlatılmakla kalmaz; kurumsallaşması ve küresel rekabette geri dönülemez bir eşiği aşması için kararlı bir siyasi iradenin kesintisiz devamlılığına ihtiyaç duyar.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yürütülen bu stratejik hamleler, Türkiye’yi "takip eden" değil, "yön veren" bir konuma taşıdı. Küresel krizlerde arabulucu rolü üstlenen, kendi milli çıkar ve güvenlik konseptini sahada kabul ettiren diplomasi aklı, doğrudan doğruya güçlü liderlik diplomasisinin bir ürünüdür.

2028 yılı, tam da bu noktada kritik bir milat olarak karşımıza çıkıyor. Birçok stratejik projenin olgunlaşma dönemi olan ve 2030’lu yıllara uzanan vizyon hedeflerinin tamamlanması, ülkenin yönetiminde tecrübe, kararlılık ve kesintisiz istikrar gerektiriyor. Elde edilen stratejik ve teknolojik merhalelerin rüzgârla savrulmaması, başlatılan atılımların nihai zafere ulaşması için Türkiye’nin 2028’den itibaren bir dönem daha Recep Tayyip Erdoğan’ın tecrübeli liderliğine ve siyasi iradesine ihtiyacı vardır.

Bu durum sadece bir siyasi tercih değil; Türkiye’nin küresel ligde kalıcı bir dev olarak yerini alması için stratejik bir zorunluluktur. Büyüyen, üreten ve kendi eksenini kuran Türkiye imzasının Gelecek Yüzyıla mühürlenmesi, ancak başlatılan bu büyük hamlenin aynı kararlılıkla tamamlanmasıyla mümkün olacaktır.