Kültür ve sanata ticaret penceresinden bakmak

Abone Ol

Kültür ve sanat ticaretin alanı olarak tanımlan(a)maz. Çünkü kültür sanat ticaretin değişim değeri olan parayla ölçülemeyecek bir dünyadır. Bu tespit doğrudur ama eksiktir. Kültür ve sanatında bir ticari tarafı olması gerekir.

Yoksa sürekli himmete muhtaç bir alan olarak itibar görmesi mümkün olmayacaktır. Himmetli sanat çok dar çerçevede kalacak geniş halk kitlerine ulaşamayarak faydası da o nispette az olacaktır.

Sanatın geniş halk tabakalarına dağılması barışın, huzurun da teminatıdır. Nostalji yapmak istemiyorum ama sanatın hayatla bütünleştiği örnek yerler görmek istiyorsanız Üsküp, Saraybosna gibi Osmanlı şehirlerinin yoğun olduğu Balkanlara gitmenizi tavsiye ederim.

İstanbul’da, Bursa’da kötü yapılaşmanın arasından sanatla yoğrulmuş tarihi bulabilirsiniz. Arayanlar için ibretli örnekler vardır bu güzide şehirlerde.

Kültür ve sanatın hayatla iç içe geçtiği, manevi değerlerinin yanı sıra maddi olarak da karşılık bulduğu bir dönemi yeniden yaşamamız mümkün mü?

Büyükşehirlerde bunu yaşamanın kolay olacağını düşünmüyorum. Büyük şehirlerde her şey kaybolduğu gibi kültür sanatta hercümerç içinde yok edilen bir metaa dönüşüyor.

Gelelim işin ticaretine. Geleneksel ticaret ürünlerinin yanı sıra kültür ve sanat ürünlerinin de hem yurt içinde hem de yurt dışında satışının yapılacağı zeminlerin oluşması gerekir. Kültür sanat ürünleri kültür ekonomisinin bir unsuru olarak ele alınmalıdır. Dünya da 500 milyar dolardan büyük bir hacme sahip olan bu sektörden daha fazla pay almak için çalışmalıyız. Birçok sanayi ülkesinin en büyük sektörlerinden biri de kültür ekonomisidir.

Kültür ekonomisi, edebiyat, sinema, televizyon, tiyatro, müze, tasarım, müzik, resim, klasik sanatlar, kültür turizmi gibi geniş bir alanı kaplamaktadır. Bu alanların hepsi diğer sektörler içinde ön açıcı öncü işlerdir. Bunlarında piyasasının oluşması için devlet desteğinin yanı sıra yerel yönetimler ve sivil toplum örgütlerinin de katkıları büyük önem taşımaktadır. Ancak bu alanda çalışanların beklentilerini sadece bu himmet kapılarına odaklamaları doğru değildir. Bu yapılan işin değerini düşürdüğü gibi sanatçıları da kıymetsiz hale getirmektedir.

Sanatçıların yaptıkları işlerin ekonomisini yönetmesi zor iştir. Film sektöründe olduğu gibi diğer alanlarda da güçlü şirketlere ihtiyaç vardır. Birçok sanatçının bir araya geldiği yönetimi profesyonel çok ortaklı yapılar başarı sağlayabilir. Ortaklık yapısında sanatçılar dışında ticaret ve pazarlamadan anlatan kişilerin bulunması başarıyı artıracaktır.

İnsanların yollarının kesişeceği, kolay ulaşacakları kültür, sanat mekânları oluşturmalıyız. Millet bahçeleri yapmaya başladık bu yerlerin aynı zamanda kültür, sanat mekânları olmasını da sağlamak gerekir. Özellikle gençlerin yeteneklerini sergileyecekleri, kendilerini rahat ifade edecekleri, rahat ulaşacakları zeminler geleceğin sanatçılarının yetişmesine imkân verir.

Sanatın ticari olarak anlam ifade ettiği alanlara ilgi de artacaktır. Bu durum kartopu misali büyüyerek, çoğalarak genişleyecektir. O zaman daha büyük bir ekonomiden ve daha huzurlu bir toplumdan söz edebiliriz.