Kültürel Hegemonya Çatırdarken

Abone Ol

Bir yandan yanı başımızda savaşlar olurken bir yandan da içimizdeki başıboş tayfa ile uğraşıyoruz.

“Toplumun büyük bir kısmı cahillerden ve görgüsüzlerden oluşuyor. Sanat yok, kültür yok, yaşam tarzında seviye yok. Zerre kadar sanatsal değeri olmayan bir ilahinin peşinden koşup giden bir toplum.”

Bunu demeye başladılar. Önce laik kesim başladı…

İlahiyi söyleyen kardeşimizi de ilahiyi diline dolayanları da küçümsediler. O bildik üstenci bakış açısıyla, adeta şeytandan bedavaya aldıkları kibirle, ilahinin peşinden gidenleri hor gördüler.

“Müslümanların mutlu olması, kritik eşiği aşması ve yavaş yavaş bir şeylerin değişebileceğine dair sinyaller almaları” onları tedirgin etti.

Müslümanların iktidarının başında, “Herkesi Müslüman olmaya zorlayacaklar, kadınları kapatacaklar, mini eteği yasaklayacaklar, özgürlüklerimizi kısıtlayacaklar” demişlerdi.

Şimdi baktılar ki öyle bir durum yok, bu sefer de “24 yıldır iktidardalar; bakın namaz kılan ve oruç tutan sayısında azalma olmuş, bu iktidar başarısız!” demeye çalışıyorlar. Bu iki çelişkili ifadeyi anlamakta zorlanan varsa, gitsin bunların zihniyet kodlarına baksın.

Bunlar, “Köprüye gerek yok, yapmayın,” derler; köprüyü yaparsın, bu kez de sanki satan varmış gibi “Sürekli kâr eden köprüleri neden satıyorsunuz?” derler.

Bu ruh haliyle delirmeden nasıl duruyorlar, bilemiyorum. Ya da bu saçmalıkları ayık olmayan bir kafayla yapıyorlar ki bünyelerine zarar vermiyor; nasılsa yaptıklarına dönüp bir daha bakmıyorlar.

Kritik eşik dedik… Evet, Müslümanlar, Milli Eğitim Bakanı'nın okullara gönderdiği genelgeyle ve başlatılan çalışmalarla “aslına rücû eden maarifi” çok sevdiler.

Fotoğrafların önünde secde eden çocuklardan, Ramazan coşkusu yaşayan çocuklara geçilmesi, nereden bakarsanız bakın büyük bir kırılmadır. Bu kırılma sonrası şımarıklık yapanlar veya intikam alır gibi davrananlar da olmadı değil; onlar her zaman olur, biz onlardan uzağız.

Seküler çevrenin bu kritik eşiğin aşılmasına isyan etmesini anlayabiliriz. Onlar, ellerinden kayıp giden her imkânı isyana dönüştürmekte mahirdirler ancak eskisi gibi etkin olamıyorlar. Olamazlar da...

Millet uyanırsa, uyanışın önünde durmak imkânsızdır.

Bunları anladık da "Beyaz Müslümanları" anlayamadık.

Vay efendim, bu eziklikmiş; bir ilahiyle İslâm yaşanır mıymış, İslâm, ilahiden çok daha fazlasıymış...

Ne anlatıyorsunuz kardeşler? Derdiniz ne?

Boynunuza fuları çapraz bağlayıp zengin kafelerde nargile tüttürerek, söze “azizim” diye başlayınca “bir şey” olduğunuzu mu sanmaya başladınız?

Erdoğan olmasa kapısından misafir olarak bile giremeyeceğiniz üniversitelerden aldığınız unvanlarla, Erdoğan’a oy verenlere ahkâm mı kesiyorsunuz?

15 Temmuz’da darbeyi televizyondan izleyip, sonrasında "kapım her an çalınabilir" endişesiyle yaşadığınızı bilmediğimizi mi sanıyorsunuz?

Kuyruğu kurtardıktan sonra o üstenci bakışınızla sağa sola caka satmanıza da bir açıklama getirin de biz de inanmış gibi yapalım...

Siz ne derseniz deyin; ekilen tohumlar birer birer yeşerip meyveye duracak inşallah…